ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu alıkoyarak yönetimi fiilen devralma girişimi, küresel ölçekte jeopolitik fay hatlarını daha da belirgin hale getirdi. Bu hamle, yalnızca Latin Amerika özelinde değil, enerji güvenliği, küresel bloklaşma ve finansal piyasalar açısından da yeni bir risk başlığı oluşturdu. Washington merkezli bu adım, büyük güçler arasındaki pozisyonlanmayı sertleştirirken, özellikle enerji arz güvenliği odağında tansiyonun uzun süre gündemde kalabileceğine işaret ediyor.
Petrol cephesinde ise jeopolitik gerginliğe rağmen OPEC+’ın dünkü toplantısında arz politikasını sabit tutma kararı, piyasaların şimdilik sakin kalmasını sağladı. Ham petrol fiyatları 60 dolar bandındaki yatay seyrini korurken, yatırımcıların kısa vadede Venezuela kaynaklı gelişmeleri “gürültü” olarak fiyatladığı görülüyor. Ancak uzmanlar, Venezuela’daki sürecin petrolden bağımsız düşünülmesinin eksik bir okuma olacağı konusunda uyarıyor. Zira ülke, yaklaşık 300 milyar varillik kanıtlanmış rezerviyle dünyanın en büyük petrol rezervine sahip konumda bulunuyor.
Venezuela petrol sektörünün yıllardır teknik altyapı eksiklikleri ve finansman sorunları nedeniyle üretime yeterince katkı sağlayamadığı biliniyor. ABD’nin olası bir yönetim değişikliği sonrası sektörü yeniden ayağa kaldırma hedefinin, uzman hesaplamalarına göre yaklaşık 110 milyar dolarlık sermaye harcaması gerektirdiği ifade ediliyor. Buna karşın Chevron gibi büyük petrol şirketleri, hem ağır ham petrolün yüksek işleme maliyetleri hem de jeopolitik belirsizliklerin devam etmesi nedeniyle sürece temkinli yaklaşıyor. Bu durum, kısa vadede Venezuela’nın küresel arz üzerindeki etkisinin sınırlı kalabileceğine işaret ediyor.
Jeopolitik tansiyonun finansal piyasalara yansıması ise daha net hissediliyor. Trump’ın Venezuela’yı yönetme iddiasıyla sertleşen söylemleri, küresel risk algısını artırırken dolar endeksini son iki haftanın zirvesine taşıdı. Güçlenen dolar, gelişmekte olan ülke varlıkları üzerinde baskı oluştururken, yatırımcıların güvenli liman arayışını da hızlandırıyor.
Yurt içinde ise piyasaların odağında kritik enflasyon verisi bulunuyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıklayacağı aralık ayı enflasyon rakamlarıyla birlikte 2025 yılı enflasyonu netleşecek. Bu veri, para politikası beklentileri ve piyasa fiyatlamaları açısından belirleyici olacak. Aynı zamanda Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 12 ay ve 4 yıllık devlet tahvillerine ilişkin ilk ihraç ihaleleri, iç borçlanma koşulları ve faiz görünümü açısından yakından izlenecek.
Küresel tarafta ise haftanın seyrini ABD istihdam verileri ve Euro Bölgesi fiyat gelişmeleri belirleyecek. Bu veriler, Fed’in para politikasına ilişkin oyun planını netleştirmesi açısından kritik önemde görülüyor. Öte yandan, siyasi cephede de dikkatler Ankara-Washington hattına çevrilmiş durumda. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Donald Trump arasında bugün bir görüşme gerçekleşebileceği beklentisi öne çıkarken, Erdoğan’ın cuma günü yaptığı açıklamada pazartesi gününü işaret etmesi bu ihtimali güçlendirdi. Aynı gün Kabine Toplantısı’na başkanlık edecek olan Erdoğan’ın, hem iç hem de dış gelişmelere ilişkin mesajları piyasalar tarafından yakından takip edilecek.










