Küresel Piyasalarda Gözler ABD Enflasyon Verilerinde

Çarşamba günü açıklanacak ABD TÜFE verisi Fed'in para politikası açısından yeni bir fiyatlama dalgası başlatabilir.

Küresel piyasalar yeni haftaya ABD borsalarında yaşanan güçlü yükselişin desteğiyle başladı. Zayıf gelen ABD istihdam verisinin ardından Fed’in para politikasına ilişkin faiz beklentilerinin değişmesi, özellikle teknoloji hisselerine yönelik alımları hızlandırırken, S&P 500 yeni rekor seviyeden haftayı tamamladı.

Ancak yatırımcıların önünde bu hafta iki önemli risk bulunuyor. Petrol fiyatlarının yeniden yükselmesi ve 12 Ağustos Çarşamba günü açıklanacak ABD temmuz ayı enflasyon verisi, küresel borsalardaki yükselişin sürdürülebilirliği açısından belirleyici olacak.

Wall Street’te istihdam verisi sonrası rekor

ABD’de temmuz ayında tarım dışı istihdamın 23 bin kişi azalması, ekonomideki yavaşlama endişelerini artırırken piyasalar veriyi farklı bir açıdan değerlendirdi. Zayıf istihdam rakamı, Fed’in faiz politikasında daha sıkı bir tutum izleyeceği beklentisini zayıflattı.

Bu gelişmeyle birlikte teknoloji hisselerine gelen güçlü alımlar Wall Street endekslerini yukarı taşıdı.

S&P 500 yüzde 0,62 yükselerek 7 bin 757 puanla rekor kapanış gerçekleştirirken, Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 1,30 artışla 26 bin 691 puana ulaştı. Dow Jones Sanayi Endeksi de yüzde 0,28 yükselerek 54 bin 37 puandan günü tamamladı.

Haftalık bazda ise Nasdaq yüzde 5,19, S&P 500 yüzde 3,58 ve Dow Jones yüzde 2,96 değer kazandı.

Fed beklentisi piyasaların merkezinde

Piyasalardaki yükselişin temelinde istihdam verisinin ardından değişen Fed faiz beklentileri bulunuyor.

İstihdam verisi öncesinde piyasalar, Fed’in eylül ayında faiz artırabileceği ihtimalini yaklaşık yüzde 67 seviyesinde fiyatlıyordu. Zayıf istihdam verisinin ardından bu olasılık yüzde 44 civarına geriledi.

ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,64 seviyelerine çekilirken dolar endeksi de 99,6 ile yaklaşık iki ayın en düşük seviyelerine yakın seyretti.

Tahvil faizlerindeki ve dolardaki gerileme, özellikle yüksek büyüme beklentisine sahip teknoloji şirketleri açısından olumlu bir ortam oluşturdu.

Ancak piyasanın bu rahatlamasının kalıcı olup olmayacağı konusunda gözler artık ABD TÜFE verisine çevrilmiş durumda.

Yapay zekâ şirketleri kârlılıkta öne çıkıyor

ABD borsalarındaki yükseliş yalnızca faiz beklentilerinden kaynaklanmıyor. Şirket bilançoları da ralliyi destekliyor.

S&P 500 şirketlerinin yaklaşık yüzde 90’ı ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıklarken, özel yatırım kazançları hariç tutulduğunda hisse başına kâr büyümesinin yıllık bazda yaklaşık yüzde 30’a ulaştığı görülüyor.

Şirketlerin yüzde 76’sının kâr beklentilerini aşması da yatırımcıların risk iştahını destekledi.

Özellikle yapay zekâ yatırımlarından doğrudan veya dolaylı şekilde fayda sağlayan şirketler dikkat çekiyor. Yapay zekâ bağlantılı şirketlerde medyan hisse başına kâr büyümesi yüzde 28 olurken diğer şirketlerde bu oran yüzde 12 seviyesinde kaldı.

Bu tablo, yüksek teknoloji şirketlerinde yaşanan yükselişin yalnızca beklentilerden değil, gerçekleşen kârlılık performansından da destek aldığını gösteriyor.

Asya piyasaları Wall Street’i takip ediyor

Wall Street’teki güçlü kapanış yeni haftanın ilk işlemlerinde Asya piyasalarına da yansıdı.

Japonya’da Nikkei 225 endeksi yaklaşık yüzde 0,6 yükselirken Güney Kore’de Kospi yüzde 0,5 civarında değer kazandı. Japonya hariç Asya-Pasifik piyasalarını takip eden MSCI endeksi de yaklaşık yüzde 0,3 yükseldi.

Hong Kong ve Çin piyasalarında da genel olarak pozitif bir görünüm öne çıktı.

Ancak Asya’daki iyimserliğin Avrupa ve ABD vadeli piyasalarında aynı ölçüde karşılık bulmadığı görüldü. S&P 500 vadeli kontratları yüzde 0,1 gerilerken Nasdaq vadeli kontratları yatay seyretti.

Petrol fiyatları yeniden yükselişte

Küresel piyasaların önündeki en önemli risklerden biri ise petrol fiyatlarındaki yükseliş.

Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizliklerin devam etmesi ve bölgedeki enerji akışının kısa sürede tamamen normale döneceğine yönelik beklentilerin zayıflaması petrol fiyatlarını yeniden yukarı taşıdı.

Brent petrolün varil fiyatı yüzde 1’e yakın yükselerek 84 doların üzerine çıkarken, Batı Teksas türü ham petrol 79 dolar seviyesine yaklaştı.

Petrol fiyatlarındaki yükseliş yalnızca enerji şirketleri açısından değil, küresel merkez bankalarının para politikaları açısından da önem taşıyor.

Enerji maliyetlerinin yükselmesi üretim ve taşımacılık giderlerini artırırken, tüketici fiyatları üzerinde de yukarı yönlü baskı oluşturabilir.

Bu nedenle petrol fiyatlarındaki yükseliş, Fed’in enflasyonla mücadele sürecini zorlaştırabilecek önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.

Gözler 12 Ağustos’taki ABD TÜFE verisinde

Piyasaların bu haftaki en kritik gündem maddesi 12 Ağustos Çarşamba günü açıklanacak ABD temmuz ayı Tüketici Fiyat Endeksi olacak.

Piyasa beklentileri manşet TÜFE’nin yıllık yüzde 3,4 seviyesinde gerçekleşeceğine işaret ediyor. Çekirdek TÜFE için beklenti ise aylık yüzde 0,2, yıllık yüzde 2,5 artış yönünde.

Burada piyasalar açısından kritik nokta yalnızca enflasyonun beklentinin altında veya üzerinde gerçekleşmesi değil. Verinin Fed’in önümüzdeki dönemde nasıl hareket edeceğine ilişkin beklentiyi ne ölçüde değiştireceği önem taşıyor.

Beklentilerin altında bir enflasyon rakamı, faiz artırımına ilişkin endişeleri daha da azaltabilir. Böyle bir durumda tahvil faizlerinin gerilemesi ve teknoloji hisselerine yönelik talebin güçlenmesi Wall Street’teki rekorların devamını sağlayabilir.

Buna karşılık beklentilerin üzerinde bir TÜFE, özellikle petrol fiyatlarının da yükseldiği bir ortamda, Fed’in enflasyonla mücadelede daha temkinli davranacağı beklentisini güçlendirebilir.

Rekor seviyeler için kritik sınav

Küresel piyasalar yeni haftaya güçlü şirket bilançoları, teknoloji hisselerine yönelik yoğun talep ve değişen Fed beklentileriyle başladı.

Ancak piyasanın önündeki tablo artık yalnızca faizlerden ibaret değil. Petrolün yeniden yükselmesi enflasyon riskini artırırken, çarşamba günü açıklanacak ABD TÜFE verisi Fed’in para politikası açısından yeni bir fiyatlama dalgası başlatabilir.

Dolayısıyla Wall Street’in yeni rekorlara ulaştığı bu dönemde yatırımcıların asıl sorusu, yükselişin devam edip etmeyeceğinden çok, Fed’in enflasyon karşısında ne kadar alanının kaldığı olacak.