Sosyal ve İnsani Kalkınma: İnsan Odaklı Bir Gelecek İnşası

Sosyal ve insani kalkınma, odağı ekonomik büyümeden insani özgürlük, yetkinlik, eğitim ve toplumsal adalete kaydıran bütüncül yaşam vizyonudur.

Sosyal ve insani kalkınma, odağı ekonomik büyümeden insani özgürlük, yetkinlik, eğitim ve toplumsal adalete kaydıran bütüncül yaşam vizyonudur.

Sermaye arttıkça getirisi düşer, rekabet artar. Kazanan ise sermayedardan çok emek olur; ücretler ve refah yükselir.

Yeni refah endeksiyle Norveç zirveye çıktı; gelir eşitliği, artık ülkelerin zenginliğini belirleyen en kritik faktör oldu.

Z kuşağının mutsuzluğu paradoksal; refah arttı ama sosyal karşılaştırma, dijital baskı ve anlam yoksunluğu mutluluğu aşındırıyor.

Faiz indirimleri varlık sahiplerine yarar sağlarken, kira, fiyatlama gücü ve finansal dışlanma nedeniyle hanehalkı refahını artırmaz.

Sosyal mobilite; bireylerin veya grupların toplumsal hiyerarşi içinde yukarı, aşağı ya da yatay yönde yer değiştirmesidir. Eğitim, ekonomi ve fırsat eşitliği belirleyici rol oynar.

TÜİK verileri öncesi beklenti son çeyrekte yüzde 3,6 büyüme; 2025 genelinde ekonomi yüzde 3,7 artışa hazırlanıyor.

Borç 5,6 trilyon TL’ye dayandı, kişi başına borç 4,6 asgari ücreti aştı. Türkiye borçla ayakta kalmaya çalışıyor.

Eski dünya düzeni çöktü, yenisi kuruluyor. Türkiye ya üretim ve adaletle güçlenecek ya da vergilerle günü kurtarmaya devam edecek.

TÜİK 2025 verileri, küçük iyileşmelere rağmen gelir eşitsizliğinin sürdüğünü ve orta sınıfın erimeye devam ettiğini gösterdi.

İstanbul’da dört kişilik bir ailenin yaşam maliyeti kasımda 106 bin lirayı aştı; en büyük artış eğitim ve konut giderlerinde görüldü.

TÜİK verilerine göre Türkiye’de satın alma gücü ve tüketim düzeyi AB ortalamasının yaklaşık yüzde 30 altında kaldı.