ABD Borsalarında Alarm Zilleri mi Çalıyor?

ABD borsalarında rekor değerlemeler dikkat çekiyor. Buffett Göstergesi ve Shiller CAPE, yatırımcılar için temkin uyarısı veriyor.

Tarihin Uyardığı Değerlemeler ve Yatırımcıların Önündeki Zorlu Sınav

ABD borsaları son yılların en güçlü yükseliş dönemlerinden birini yaşarken, piyasanın temel göstergeleri yatırımcıların göz ardı etmemesi gereken önemli uyarılar vermeye başladı. Özellikle Buffett Göstergesi’nin yüzde 236 seviyesini aşması ve Shiller CAPE oranının 41’in üzerine çıkarak tarihinin en yüksek ikinci seviyesine ulaşması, piyasalarda değerlemelerin sürdürülebilirliği konusunda ciddi tartışmaları beraberinde getiriyor. Bu göstergeler tek başına bir çöküşün habercisi olmasa da, geçmişte yaşanan büyük krizlerin hemen öncesinde benzer seviyelerin görülmüş olması nedeniyle yatırımcıların daha dikkatli hareket etmesi gerektiğine işaret ediyor.

Son aylarda ABD ekonomisi güçlü istihdam verileri, dirençli tüketici harcamaları ve yapay zekâ yatırımlarının yarattığı iyimserlikle desteklenirken, hisse senedi piyasaları da bu beklentileri fiyatladı. Özellikle teknoloji şirketleri öncülüğünde yaşanan yükseliş, S&P 500 ve Nasdaq endekslerini tarihi zirvelere taşıdı. Ancak piyasaların beklentileri ne kadar yükselirse, hayal kırıklığı ihtimali de aynı ölçüde büyüyor. Temmuz ayında başlayan geri çekilmede petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu yeniden yukarı çekebileceği endişesi, faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği beklentisi ve yapay zekâ yatırımlarının kısa vadede beklenen finansal getiriyi sağlayıp sağlayamayacağına ilişkin soru işaretleri etkili oldu.

En dikkat çekici sinyal ise yıllardır Warren Buffett’ın yakından takip ettiği Buffett Göstergesi oldu. Bu gösterge, ABD borsalarının toplam piyasa değerini ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasına bölerek piyasaların tarihsel ortalamalara göre pahalı mı yoksa ucuz mu olduğunu ölçüyor. Buffett yıllar önce yaptığı değerlendirmelerde yüzde 70-80 seviyelerinin cazip yatırım fırsatlarına işaret ettiğini, yüzde 200 seviyelerine yaklaşılmasının ise yatırımcıların “ateşle oynadığı” anlamına geldiğini söylemişti. Bugün göstergenin yüzde 236’nın üzerine çıkması, piyasanın tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde fiyatlandığını ortaya koyuyor.

Benzer şekilde Shiller CAPE oranı da yatırımcıların dikkatle izlediği en önemli değerleme göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Şirketlerin on yıllık enflasyona göre düzeltilmiş ortalama kazançlarını esas alan bu oran, piyasanın uzun vadeli değerini ölçmeye çalışıyor. Tarihte bu göstergenin bugünkü seviyelerine yalnızca 1929 Büyük Buhranı öncesinde ve 2000 yılındaki dot-com balonu sırasında yaklaşılmış olması tesadüf olarak görülmüyor. Elbette tarih birebir tekrar etmiyor; ancak piyasa psikolojisinin benzer davranışlar sergilediği dönemlerde aşırı iyimserlik, çoğu zaman risklerin göz ardı edilmesine neden oluyor.

Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Yüksek değerleme, mutlaka büyük bir çöküş yaşanacağı anlamına gelmez. Finansal piyasalarda değerlemeler uzun süre yüksek kalabilir. Özellikle üretken yapay zekâ, yarı iletken teknolojileri, bulut bilişim ve otomasyon gibi alanlarda yaşanan dönüşüm, yatırımcıların gelecekte oluşacak kârlılığı bugünden fiyatlamasına neden oluyor. Eğer şirketler beklenen büyümeyi gerçekten sağlayabilirse bugünkü yüksek çarpanların bir kısmı zaman içinde normalleşebilir. Fakat beklentiler gerçekleşmezse, piyasa sert bir düzeltmeyle bu aşırı iyimserliği hızla geri alabilir.

Son yıllarda yaşanan gelişmeler de bunu gösteriyor. 2022 yılında faiz artışlarıyla birlikte teknoloji hisselerinde görülen sert satışlar, yüksek değerlemeye sahip şirketlerin olumsuz haber akışına karşı ne kadar hassas olduğunu ortaya koymuştu. Buna karşılık güçlü bilanço açıklayan, nakit üretmeye devam eden ve rekabet avantajını koruyan şirketler birkaç yıl içerisinde kayıplarını telafi ederek yeni zirvelere ulaşmayı başardı. Bu durum, yatırım yaparken yalnızca popüler sektörlere değil, şirketlerin gerçek finansal gücüne odaklanmanın önemini gösteriyor.

Bugünkü tabloyu geçmiş krizlerle karşılaştırırken bir başka noktayı da unutmamak gerekiyor. 1929’da yatırımcılar aşırı kredi kullanıyordu, 2000 yılında ise gelir üretmeyen internet şirketleri astronomik değerlemelerle işlem görüyordu. Günümüzde ise piyasanın büyük bölümünü milyarlarca dolar nakit üreten, küresel pazarlarda güçlü konuma sahip dev teknoloji şirketleri oluşturuyor. Dolayısıyla benzer değerleme seviyeleri görülse bile ekonomik yapı geçmiş dönemlerden önemli ölçüde farklılık gösteriyor. Bu nedenle yalnızca tek bir göstergeye bakarak kesin bir çöküş senaryosu üretmek sağlıklı olmayacaktır.

Önümüzdeki dönemde piyasaların yönünü belirleyecek en önemli başlıklar arasında ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz politikası, enflasyonun seyri, şirket kârlılıkları ve yapay zekâ yatırımlarının finansal sonuçları yer alacak. Eğer enflasyon yeniden yükselişe geçerse faizlerin beklenenden daha uzun süre yüksek kalması hisse senedi değerlemeleri üzerinde baskı oluşturabilir. Buna karşılık şirket kârlarının güçlü kalması ve ekonomik büyümenin devam etmesi, yüksek değerlemelerin bir süre daha korunmasına destek verebilir.

Yatırımcılar açısından çıkarılması gereken en önemli ders ise oldukça net görünüyor. Piyasalar yükselirken riskler görünmez hâle gelir, ancak gerçek risk tam da bu dönemlerde büyür. Tarih, aşırı iyimserliğin ardından çoğu zaman sert dalgalanmaların yaşandığını gösteriyor. Bu nedenle portföylerin tek bir sektöre veya birkaç popüler hisseye yoğunlaşması yerine çeşitlendirilmesi, bilançosu güçlü şirketlere öncelik verilmesi ve uzun vadeli yatırım disiplininden vazgeçilmemesi büyük önem taşıyor.

Sonuç olarak Buffett Göstergesi ile Shiller CAPE oranının tarihi zirvelere yaklaşması yatırımcılar için önemli bir uyarıdır; ancak bu göstergeler tek başına yaklaşan bir borsa çöküşünün kesin kanıtı değildir. Asıl mesaj, piyasalarda risklerin arttığı ve yatırım kararlarının daha seçici verilmesi gerektiğidir. Finansal piyasalarda servet oluşturanlar çoğu zaman en yüksek getirinin peşinden koşanlar değil, riskleri doğru yöneten, değerlemeyi önemseyen ve uzun vadeli bakış açısını koruyan yatırımcılar olmuştur. ABD borsalarının bugün verdiği en önemli mesaj da tam olarak budur: Yükseliş devam edebilir, ancak yüksek değerlemeler nedeniyle hata yapma payı her zamankinden daha düşüktür.