Körfez Gerilimi Tahvil Piyasalarını Baskıladı, Gözler NATO Mesajları ve ABD Tahvil İhalelerinde
Küresel ve yurt içi tahvil piyasaları, Körfez’de yeniden yükselen jeopolitik gerilimin etkisiyle temkinli bir görünüm sergiliyor. Artan petrol fiyatlarının enflasyon beklentilerini yukarı çekmesi, özellikle uzun vadeli tahvil faizlerinde yükselişe neden olurken, yatırımcıların odağı hem NATO Zirvesi’nden gelecek mesajlara hem de ABD Hazine Bakanlığı’nın tahvil ihalelerine çevrildi.
Yurt içinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın gerçekleştirdiği borçlanma ihaleleri güçlü yatırımcı ilgisine sahne oldu. 4 yıl vadeli TLREF’e endeksli tahvil ihalesinde 304 milyar liralık talebe karşılık 157 milyar liralık satış yapılırken, ortalama ihale faizi yüzde 45,08 olarak gerçekleşti. 5 yıl vadeli sabit kuponlu tahvil ihalesinde ise 15 milyar liralık talebe karşılık 10 milyar liralık satış yapılırken faiz yüzde 37,97 seviyesinde oluştu. Güçlü talep, yüksek faiz ortamına rağmen Türk lirası cinsi sabit getirili menkul kıymetlere ilginin sürdüğünü ortaya koydu.
Tahvil piyasalarında son günlerde yönü belirleyen en önemli unsur ise Körfez’deki jeopolitik gelişmeler oldu. Bölgede artan gerilimle birlikte petrol fiyatlarının yükselmesi, küresel enflasyon endişelerini yeniden gündeme taşıdı. Enerji maliyetlerindeki artış beklentisi, yatırımcıların daha yüksek getiri talep etmesine neden olurken, bu durum hem gelişmiş ülke tahvil faizlerinde hem de gelişmekte olan ülke tahvillerinde yukarı yönlü hareketi beraberinde getirdi.
Analistler, İran’ın ABD’nin son saldırısına misilleme yapmaması halinde jeopolitik tansiyonun düşebileceğini, bunun da petrol fiyatları üzerindeki baskıyı azaltarak tahvil faizlerinde yeniden gevşemeye zemin hazırlayabileceğini değerlendiriyor. Ancak karşılıklı saldırıların sürmesi durumunda enflasyon beklentilerinin bozulabileceği ve tahvil piyasalarında satış baskısının devam edebileceği ifade ediliyor.
Yurt içi tahvil piyasasında ise 2 yıl vadeli gösterge tahvil faizi yüzde 40,22, 10 yıl vadeli gösterge tahvil faizi ise yüzde 33,41 seviyesinde günü tamamladı. Faiz eğrisindeki görünüm, kısa vadede sıkı para politikası beklentilerinin devam ettiğini gösterirken, uzun vadede ise enflasyon ve büyüme görünümüne ilişkin beklentilerin fiyatlanmayı sürdürdüğüne işaret ediyor.
Piyasalarda ayrıca bugün sona erecek NATO Zirvesi yakından takip ediliyor. Türkiye’nin dış ilişkilerine yönelik olumlu mesajların yatırımcı güvenini destekleyebileceği belirtilirken, bu iyimserliğin kalıcı olabilmesi için yabancı fon girişlerinin güçlenmesi gerektiği ifade ediliyor. Uzmanlara göre diplomatik alanda olumlu gelişmelerin devam etmesi, Türkiye’nin risk primini düşürerek tahvil piyasasına olan ilgiyi artırabilecek önemli unsurlar arasında yer alıyor.
Eurobond piyasasında ise hem küresel hem de yerel gelişmelerin etkisi hissedildi. Körfez’deki gerilim nedeniyle yükselen küresel tahvil faizleri, Türk eurobondlarında da sınırlı değer kaybına yol açtı. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 222 baz puan seviyesinde günü tamamlarken, eurobond fiyatlarında 0 ile 29 cent arasında değişen sınırlı düşüşler görüldü. CDS seviyesinin 250 baz puanın altında kalmayı sürdürmesi ise Türkiye’nin dış borçlanma maliyetleri açısından olumlu görünümün büyük ölçüde korunduğuna işaret ediyor.
ABD tarafında ise yatırımcıların odağında Hazine’nin tahvil ihaleleri bulunuyor. 3 yıl vadeli tahvil ihalesinde faiz yüzde 4,179, talep katsayısı ise 2,6 olarak gerçekleşti. Bugün yapılacak 10 yıl, yarın gerçekleştirilecek 30 yıl vadeli tahvil ihaleleri, küresel faiz görünümü açısından önemli sinyaller verecek. İhalelerde oluşacak talep ve faiz seviyeleri, başta gelişmekte olan ülke tahvilleri olmak üzere küresel sabit getirili menkul kıymet piyasalarının yönü üzerinde belirleyici olabilir.
Tahvil ve eurobond piyasalarının kısa vadeli yönünü Körfez’deki jeopolitik gelişmeler, petrol fiyatlarının seyri, NATO Zirvesi’nden çıkacak mesajlar, ABD tahvil ihaleleri ve Türkiye’ye yönelik yabancı yatırımcı ilgisi belirleyecek. Jeopolitik tansiyonun düşmesi halinde tahvil faizlerinde yeniden gerileme ve eurobond fiyatlarında toparlanma görülebilir. Buna karşılık gerilimin tırmanması durumunda enflasyon beklentilerinin bozulmasıyla birlikte küresel faizlerde yükseliş eğiliminin sürmesi ve tahvil piyasalarında oynaklığın artması bekleniyor.











