Tahvil piyasasında enflasyon beklentisi öne çıktı, Eurobond cephesinde gözler TÜFE verisinde
Yurt içi tahvil piyasasında yatırımcıların odağı haziran ayı enflasyon verisine çevrilirken, enflasyondaki yavaşlamaya ilişkin beklentiler tahvil faizlerinde aşağı yönlü hareketi desteklemeye devam ediyor. Piyasalarda aylık TÜFE artışının yüzde 1,00 seviyesinde gerçekleşmesi beklenirken, bu görünümün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) para politikasında faiz indirimlerine yönelik beklentileri güçlendirebileceği değerlendiriliyor. Özellikle enflasyondaki düşüş eğiliminin kalıcı hale gelmesi halinde, tahvil piyasasında olumlu fiyatlamaların sürmesi bekleniyor.
Hazine ve Maliye Bakanlığı da borçlanma programı kapsamında yatırımcılardan ilgi görmeye devam ediyor. Hazine, dün gerçekleştirdiği ihalelerde 2 yıl vadeli altın cinsi devlet tahvili ile altına dayalı kira sertifikası (sukuk) ihraç ederek borçlandı. 6 aylık kupon faizi yüzde 0,40 olarak belirlenen bu ihraçlarla 7,8 ton altın karşılığı finansman sağlandı. Bu borçlanma yöntemi, hem yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılması hem de Hazine’nin alternatif finansman kaynaklarını çeşitlendirmesi açısından önem taşıyor.
Piyasalarda iyimser beklentileri destekleyen unsurlar arasında enerji fiyatlarındaki gerileme de öne çıkıyor. İran kaynaklı jeopolitik gerilimin yerini diplomatik sürece bırakmasının ardından petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilme, enflasyon üzerindeki maliyet baskısını azaltabilecek gelişmeler arasında değerlendiriliyor. Bu durumun, önümüzdeki aylarda enflasyondaki düşüş sürecini destekleyerek para politikasında daha esnek bir dönemin önünü açabileceği ifade ediliyor.
Bunun yanında Türkiye’nin dış ilişkilerinde son dönemde verilen olumlu mesajlar, uluslararası yatırımcı ilgisinin yeniden canlanabileceğine yönelik beklentileri artırıyor. Analistler, bu olumlu atmosferin yabancı fon girişlerine dönüşmesi halinde Türk lirası cinsi tahvil ve diğer yerel varlıklarda daha güçlü ve kalıcı bir fiyatlama sürecinin başlayabileceğini belirtiyor.
Bu beklentiler tahvil faizlerine de yansımış durumda. 2 yıllık gösterge tahvil faizi günü yüzde 39,87, 10 yıllık gösterge tahvil faizi ise yüzde 33,08 seviyesinde tamamladı. Faizlerde görülen geri çekilme, yatırımcıların enflasyonun kademeli olarak düşeceği ve para politikasında normalleşme sürecinin başlayabileceği beklentisini yansıtıyor.
Eurobond piyasasında ise daha dengeli bir görünüm dikkat çekiyor. ABD’de açıklanan zayıf istihdam verisi, ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde sınırlı bir etki oluştururken, yatırımcılar FED’in faiz artırımlarına ilişkin beklentilerini bir miktar aşağı çekti. Ancak küresel tahvil piyasalarında temkinli duruşun sürdüğü görülüyor.
Yurt dışında yaşanan gelişmelerin yanı sıra, Türkiye piyasaları açısından bugün açıklanacak haziran enflasyon verisi, Eurobond fiyatlamaları için de yakından takip ediliyor. Beklentilere paralel ya da daha düşük gelecek bir enflasyon verisinin Türkiye’nin risk algısını olumlu etkileyebileceği ve Türk Eurobondlarına olan ilgiyi artırabileceği değerlendiriliyor.
Risk göstergeleri de görece istikrarlı bir tablo ortaya koyuyor. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 222 baz puan seviyesinde günü tamamlarken, bu görünüm uluslararası yatırımcıların Türkiye riskine yönelik algısında son dönemde önemli bir bozulma yaşanmadığına işaret ediyor. Eurobond piyasasında ise fiyat hareketleri sınırlı kaldı ve birim fiyatlar gün içinde eksi 5 cent ile artı 11 cent arasında değişim göstererek yatay bir seyir izledi.
Önümüzdeki dönemde enflasyondaki seyir, TCMB’nin faiz politikası, küresel faiz görünümü, FED’in atacağı adımlar ve Türkiye’ye yönelik yabancı sermaye akımları, hem tahvil hem de Eurobond piyasalarının yönünü belirleyecek temel unsurlar arasında yer alacak. Özellikle enflasyondaki düşüşün kalıcı hale gelmesi ve dış finansman koşullarının iyileşmesi durumunda, TL tahvilleri ve Türkiye Eurobondlarında olumlu görünümün güç kazanabileceği değerlendiriliyor.











