Tahvil/Bono – Eurobond Temel ve Teknik Görünüm (13/07/2026)

Körfez'deki gerilim, yükselen petrol fiyatları ve ABD enflasyon verileri, tahvil faizleri ile eurobond piyasalarının yönü açısından belirleyici olacak.

Küresel piyasalarda jeopolitik risklerin yeniden yükselişe geçmesi, tahvil ve eurobond piyasalarında temkinli görünümün korunmasına neden oluyor. ABD ile İran arasında devam eden karşılıklı saldırılar ve Hürmüz Boğazı’ndaki enerji sevkiyatını olumsuz etkileyen gelişmeler, petrol fiyatlarını yüksek seviyelerde tutarken küresel enflasyon beklentilerini de yukarı çekiyor. Bu tablo, hem gelişmiş ülke tahvil piyasalarını hem de gelişmekte olan ülkelerin borçlanma araçlarını yakından etkiliyor.

Piyasalarda enflasyon görünümünün bozulabileceğine yönelik beklentiler, tahvil faizlerinin gerilemesini zorlaştırıyor. Özellikle enerji maliyetlerindeki yükselişin küresel enflasyona yeniden ivme kazandırabileceği değerlendirilirken, yatırımcılar güvenli liman arayışını sürdürse de yüksek enflasyon beklentileri nedeniyle uzun vadeli tahvillere yönelik temkinli duruşlarını koruyor.

Yurt içinde ise son haftalarda yabancı yatırımcıların tahvil piyasasına ilgisi dikkat çekiyor. Son dört haftada yaklaşık 1,8 milyar dolarlık tahvil alımı gerçekleştiren yabancı yatırımcılar, Türk lirası cinsi tahvillere yönelik güçlü bir talep ortaya koydu. Ancak jeopolitik risklerin yeniden artması ve küresel faiz görünümündeki belirsizlikler, bu alımların aynı hızla devam edip etmeyeceğine ilişkin soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Artan küresel risk algısının yabancı yatırımcıların portföy tercihlerini yeniden şekillendirebileceği değerlendiriliyor.

Türkiye tahvil piyasasında 2 yıllık gösterge tahvil faizi günü yüzde 40,75, 10 yıllık gösterge tahvil faizi ise yüzde 33,60 seviyesinde tamamladı. Getiri eğrisindeki mevcut görünüm, yatırımcıların kısa vadede yüksek faiz beklentisini koruduğuna işaret ederken, enflasyon görünümünde kalıcı iyileşme sağlanmadıkça tahvil faizlerinde belirgin bir geri çekilmenin zor olabileceği ifade ediliyor.

Eurobond piyasasında ise küresel gelişmeler ön planda bulunuyor. Körfez’de artan tansiyon ve yükselen ABD tahvil faizleri, gelişmekte olan ülke eurobondları üzerinde baskı oluşturuyor. Özellikle ABD’nin 2 yıllık tahvil faizi Şubat 2025’ten bu yana en yüksek seviyelerine ulaşırken, yatırımcıların odağı bu hafta açıklanacak makroekonomik verilere çevrildi. Salı günü açıklanacak ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ile Çarşamba günü yayımlanacak Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) verileri, ABD Merkez Bankası’nın para politikası beklentileri açısından kritik önem taşıyor. Beklentilerin üzerinde gelecek veriler, küresel tahvil faizlerinde yeni yükselişleri beraberinde getirebilir.

Yurt dışında NATO Zirvesi’nin geride kalmasının ardından piyasalarda yeniden Orta Doğu kaynaklı gelişmeler fiyatlanmaya başlandı. Petrol fiyatlarının yüksek seyretmeye devam etmesi, küresel enflasyon açısından önemli bir risk unsuru olmayı sürdürürken, enerji maliyetlerinin artması Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler üzerinde de ek baskı oluşturabilir.

Türkiye’nin risk primini gösteren 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 226 baz puan seviyesinde günü tamamlarken, bu seviye uluslararası yatırımcıların Türkiye algısında görece istikrarlı görünümün korunduğunu gösteriyor. Eurobond piyasasında ise gün boyunca sınırlı hareketler izlendi ve birim fiyatlar eksi 2 cent ile artı 2 cent arasında değişerek yatay bir görünüm sergiledi.

Uzmanlar, önümüzdeki günlerde jeopolitik gelişmelerin yanı sıra ABD enflasyon verileri, Fed’e yönelik faiz beklentileri ve petrol fiyatlarının tahvil ile eurobond piyasalarının yönü üzerinde belirleyici olmaya devam edeceğini ifade ediyor. Özellikle enflasyonun beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi durumunda küresel tahvil faizlerinde yükseliş baskısının devam edebileceği, buna bağlı olarak gelişmekte olan ülke tahvilleri ve eurobondlarında dalgalı seyrin sürebileceği değerlendiriliyor.