Petrol Şoku, 70 Liraya Dayanan Motorin ve Eşel Mobil İkilemi

Petrol gerilimi motorini 70 TL’ye yaklaştırdı; eşel mobil yeniden gündemde, enflasyon ve bütçe dengesi kritik eşikte.

Orta Doğu’da tırmanan askeri gerilim, küresel enerji piyasalarını bir kez daha sert biçimde sarstı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarının ardından Körfez hattında oluşan savaş atmosferi, petrol fiyatlarını hızla yukarı taşırken bu artış Türkiye’de doğrudan pompa fiyatlarına yansıdı. Yarından itibaren motorin fiyatlarında yüzde 10,5 oranında artış bekleniyor ve litre fiyatının 70 lira sınırına dayanacağı öngörülüyor. Bu tablo yalnızca sürücüleri değil, üreticiden tüketiciye kadar tüm ekonomik zinciri yakından ilgilendiriyor.

Petrol fiyatlarındaki her artış, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde maliyet enflasyonunu tetikleyen en kritik unsurlardan biri. Akaryakıt fiyatı yalnızca bireysel araç kullanımını etkilemiyor; taşımacılık maliyetleri üzerinden gıda fiyatlarına, sanayi üretiminden lojistiğe kadar geniş bir alana yayılıyor. Motorin fiyatlarındaki sert artış, enflasyonla mücadele sürecini doğrudan tehdit eden bir gelişme olarak öne çıkıyor. Özellikle dezenflasyon sürecinin kırılgan olduğu bir dönemde yaşanan bu tür şoklar, fiyatlama davranışlarını bozma riski taşıyor.

Bu gelişmelerin ardından ekonomi yönetiminin yeniden gündemine aldığı eşel mobil sistemi, geçmişte uygulanan bir vergi dengeleme mekanizması olarak dikkat çekiyor. Sistem basit bir prensibe dayanıyor: Uluslararası petrol fiyatları veya döviz kuru nedeniyle akaryakıt maliyetleri arttığında, devlet Özel Tüketim Vergisi’nde (ÖTV) indirime giderek pompa fiyatını sabit tutuyor. Örneğin maliyet kaynaklı 20 kuruşluk artış gerektiğinde, aynı tutarda ÖTV indirimi yapılarak fiyatın tüketiciye yansıması engelleniyor. Daha sonra maliyetler düştüğünde bu indirim kademeli biçimde geri alınıyor. Yani sistem, fiyat şoklarını bütçe üzerinden absorbe etmeye çalışıyor.

Türkiye’de uzun süre uygulanan eşel mobil sistemi, özellikle 2021 yılının son çeyreğinde döviz kurundaki aşırı oynaklık nedeniyle sürdürülemez hale gelmiş ve kaldırılmıştı. O dönemde kur şoku ve petrol fiyatlarındaki eş zamanlı yükseliş, vergi gelirlerinde ciddi kayıplara yol açmıştı. Bugün ise 2026’nın ilk aylarında yaşanan jeopolitik gerilim, aynı aracın yeniden masaya yatırılmasına neden oluyor. Bloomberg’e yansıyan bilgilere göre Hazine ve Maliye Bakanlığı etki analizi çalışması yürütüyor ve nihai kararın bu hafta içinde verilmesi bekleniyor.

Burada temel ikilem şu: Devlet kısa vadede enflasyonist baskıyı azaltmak için vergi gelirlerinden feragat mı etmeli, yoksa bütçe disiplinini korumak adına fiyat artışlarının piyasaya yansımasına mı izin vermeli? Eşel mobil sistemi uygulandığında pompa fiyatı kontrol altına alınabilir; ancak bu durumda bütçe açığı büyüyebilir veya başka kalemlerde gelir artırıcı önlemler gündeme gelebilir. Uygulanmadığı takdirde ise akaryakıt fiyatlarındaki artışın zincirleme etkisiyle enflasyon beklentileri bozulabilir.

Öte yandan, petrol fiyatlarındaki yükselişin kalıcı mı yoksa geçici mi olacağı da belirleyici olacak. Eğer jeopolitik gerilim kısa sürede yatışır ve petrol fiyatları geri çekilirse, sert vergi müdahalelerine gerek kalmayabilir. Ancak çatışma ortamının uzaması halinde enerji fiyatları daha da yukarı gidebilir ve 70 lira seviyesi psikolojik bir eşik olmaktan çıkıp yeni normal haline gelebilir. Bu durum hem tüketici davranışlarını hem de şirketlerin maliyet planlamasını kökten etkileyebilir.

Türkiye açısından uzun vadeli çözüm ise geçici vergi ayarlamalarından ziyade enerji bağımlılığını azaltacak yapısal adımlarda yatıyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması, enerji verimliliğinin yükseltilmesi ve alternatif yakıt teknolojilerinin teşviki, bu tür dış kaynaklı şoklara karşı ekonomiyi daha dayanıklı hale getirebilir. Aksi halde her jeopolitik gerilim döneminde aynı kırılganlık tekrar yaşanacaktır.

Sonuç olarak, petrol fiyatlarındaki yükseliş yalnızca bir enerji meselesi değil, makroekonomik istikrar meselesidir. Motorinin 70 liraya yaklaşması sembolik bir eşik olmanın ötesinde, maliyet enflasyonunun yeniden hız kazanabileceğine dair güçlü bir sinyal veriyor. Ekonomi yönetiminin vereceği eşel mobil kararı, kısa vadede fiyat istikrarı ile bütçe dengesi arasında yapılacak stratejik bir tercih anlamına gelecek. Önümüzdeki günlerde açıklanacak karar, hem piyasaların yönünü hem de enflasyon beklentilerini belirlemede kritik rol oynayacak.