Petrol Rallisi, Enflasyon Endişeleri ve Fed Beklentileri Altın Fiyatlarını Baskılıyor

Petrol rallisi ve enflasyon korkuları Fed'in faiz indirim beklentilerini zayıflatırken altın satış baskısı altında kaldı.

Küresel piyasalarda son dönemin en dikkat çekici gelişmelerinden biri olan petrol fiyatlarındaki yükseliş, altın piyasasında dengeleri yeniden değiştirdi. 16 Temmuz sabahında ons altın fiyatı yüzde 0,86 düşüşle 4 bin 25,83 dolara gerileyerek bir önceki kapanış seviyesine göre 34,78 dolarlık değer kaybı yaşadı. Böylece ABD enflasyon verilerinin ardından oluşan iyimserlik havası kısa sürede yerini temkinli bir bekleyişe bıraktı.

Piyasalar ilk etapta ABD’de açıklanan beklentilerin altında kalan enflasyon verilerini olumlu karşılasa da yatırımcıların odağı hızla enerji piyasalarına kaydı. Özellikle petrol fiyatlarında yaşanan yükselişin ulaşım, sanayi üretimi, lojistik, tarım ve hizmet sektörleri üzerinden yeniden maliyet baskısı oluşturabileceği düşüncesi, son aylarda görülen dezenflasyon sürecinin kalıcılığı konusunda soru işaretleri yarattı.

Bu nedenle yatırımcılar geçmiş döneme ait enflasyon verilerinden çok gelecekte oluşabilecek fiyat baskılarını fiyatlamaya başladı. Petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi, Fed’in faiz indirimlerine yönelik beklentileri öteleme riskini artırırken altın üzerindeki en büyük baskı unsuru da tam olarak bu oldu.

Brent ve WTI petrol fiyatları üst üste dördüncü işlem gününde yükselişini sürdürürken, ABD ile İran arasında tırmanan gerilim enerji arz güvenliği konusundaki endişeleri yeniden gündeme taşıdı. Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik risklerinin artması, bazı denizcilik şirketlerinin geçişlerini ertelemesine veya alternatif güzergâhlara yönelmesine neden oldu. Küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin önemli bir bölümünün bu bölgeden geçmesi nedeniyle piyasalar gelişmeleri yakından takip ediyor.

Hürmüz Boğazı’nın küresel petrol akışının yaklaşık yüzde 20’sini taşıması, bölgede yaşanacak en küçük aksamanın bile enerji fiyatlarında sert hareketlere neden olabileceği anlamına geliyor. Bu durum yalnızca petrol piyasasını değil, aynı zamanda küresel enflasyon görünümünü ve merkez bankalarının para politikalarını da doğrudan etkiliyor.

Normal şartlarda jeopolitik riskler ve savaş ihtimali güvenli liman talebini artırarak altın fiyatlarını destekleyen unsurlar arasında yer alıyor. Ancak mevcut tabloda aynı jeopolitik riskler petrol fiyatlarını yükselterek enflasyon beklentilerini bozuyor ve merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği düşüncesini güçlendiriyor. Böylece jeopolitik riskler altın için destekleyici olmaktan çıkıp dolaylı olarak baskılayıcı bir faktöre dönüşüyor.

Fed yetkililerinden gelen açıklamalar da piyasaların bu görüşünü destekliyor. Fed Başkanı Kevin Warsh, fiyat istikrarının sağlanmasının öncelikli hedef olmaya devam ettiğini vurgularken, yapay zekâ yatırımlarının ekonomik büyümeyi desteklediğini ancak bunun enflasyon üzerindeki etkilerinin dikkatle izlendiğini belirtti. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook ise son verilerde görülen yumuşamanın tek başına yeterli olmadığını ifade ederek enflasyonun yeniden hız kazanması durumunda gerekli adımların atılacağını söyledi.

New York Fed Başkanı John Williams’ın genel enflasyonun hâlâ yüzde 4 civarında seyrettiğine dikkat çekmesi ise piyasalarda faiz indirimi beklentilerinin daha da zayıflamasına neden oldu. Bu açıklamalar, Fed’in tek bir olumlu veriyle para politikasında hızlı bir değişikliğe gitmeyeceği mesajını net şekilde ortaya koyuyor.

ABD tahvil faizlerinin yüksek seviyelerde kalması ve doların güçlü görünümünü koruması da altın üzerinde ilave baskı oluşturuyor. Çünkü faiz getirisi olmayan altının elde tutulma maliyeti yükselirken yatırımcıların bir bölümü daha yüksek getiri sunan tahvil piyasalarına yöneliyor. Doların güçlenmesi ise diğer para birimleriyle işlem yapan yatırımcılar açısından altını daha pahalı hâle getirerek talebi sınırlandırıyor.

Yurt içinde ise ons altındaki gerileme gram altın fiyatlarına aşağı yönlü baskı yapmasına rağmen dolar/TL kurundaki yükseliş kayıpların sınırlı kalmasını sağlıyor. Sabah saatlerinde gram altın yüzde 0,70 düşüşle 6 bin 97 lira seviyelerinde işlem görürken, çeyrek altın ise 10 bin lira sınırında fiyatlanıyor. Ons altın ile dolar/TL kurunun zıt yönlü etkisi, önümüzdeki dönemde gram altının performansını belirleyen en önemli unsur olmaya devam edecek.

Önümüzdeki günlerde piyasaların odağında petrol fiyatlarının seyri, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği, ABD ile İran arasındaki gelişmeler, Fed üyelerinin açıklamaları ve ABD tahvil faizleri yer alacak. Petrol fiyatlarındaki yükselişin kalıcı hâle gelmesi durumunda enflasyon endişeleri yeniden güçlenebilir ve bu durum faiz indirimi beklentilerini daha da öteleyebilir.

Buna karşın enerji fiyatlarının yeniden gerilemesi ve bölgedeki tansiyonun düşmesi halinde piyasalarda faiz indirimi beklentileri yeniden güç kazanabilir. Böyle bir senaryo altının yeniden yükseliş trendine girmesini sağlayabilir.

Kısa vadede ise piyasaların gözü psikolojik açıdan son derece önemli olan 4 bin dolar seviyesinde olacak. Bu seviyenin korunması durumunda altın yeniden toparlanma fırsatı bulabilir. Ancak petrol kaynaklı enflasyon korkularının büyümesi halinde satış baskısının devam etmesi sürpriz olmayacaktır.

Ek olarak dikkat edilmesi gereken bir diğer unsur ise merkez bankalarının altın alımlarıdır. Son yıllarda özellikle gelişmekte olan ülkelerin rezerv çeşitlendirme amacıyla gerçekleştirdiği güçlü altın alımları, fiyatlarda orta ve uzun vadeli destek oluşturmaya devam ediyor. Bu nedenle kısa vadeli faiz baskısı devam etse bile, küresel rezerv yönetimindeki dönüşüm altının uzun vadeli görünümünü destekleyen önemli faktörlerden biri olmayı sürdürüyor.