Türk-İslam Dünyasında İktisadi Zihniyet ve Ahlak İlişkisi

Türk-İslam iktisadi zihniyeti, kazancı ahlak, adalet, güven, dayanışma ve toplumsal sorumlulukla birlikte değerlendirmiştir.

Türk-İslam iktisadi zihniyeti, kazancı ahlak, adalet, güven, dayanışma ve toplumsal sorumlulukla birlikte değerlendirmiştir.

İktisadi düşünce; antik çağdan davranışsal iktisada, değişen koşullarla evrilen fikirler ve paradigmalar bütünüdür. Köklü bir miras.

Asya Üretim Tarzı, Çin'de mülkiyetin devlete ait olduğu, hidrolik ihtiyaçlarla biçimlenmiş bürokratik ve merkezi bir toplum düzenini ifade eder.

Smith'e göre ulusların refahı altın birikiminden değil; iş bölümü, ticaret özgürlüğü ve güçlü kurumlardan doğar.

Değer, üretim ve bölüşüm; iktisadın değer teorisinden başlayıp bölüşüm adaleti ve üretim dinamikleriyle şekillenen temel sacayağıdır.

Allais Paradoksu, insanların risk altında karar verirken kesinliği mantığın önüne koyduğunu ve rasyonel fayda teorisini ihlal ettiğini gösterir.

Kentleşme ve postmodern dinamikler, tüketimi ihtiyaçtan çıkarıp simgeler, deneyimler ve imajlar üzerinden kimlik inşa etme eylemine dönüştürmüştür.

Eko-verimlilik; ekonomik büyüme ile çevresel sürdürülebilirliği birleştiren, daha az kaynakla daha fazla değer yaratarak geleceğimizi güvenceye alan stratejik yaklaşımdır.

Veri ekonomisi, rekabet hukukunun geleneksel araçlarını dönüştürerek pazar gücünü veri temelli ölçütlerle yeniden tanımlamaktadır.

McKinsey’nin 2-4 trilyon dolarlık biyoekonomi öngörüsü, Türkiye için tarım, sanayi ve sağlıkta biyolojik dönüşümle yüksek katma değer fırsatıdır.

Veri, işlenip yapılandırıldıkça ekonomik ve endüstriyel değere dönüşen stratejik bir kaynaktır.

Hizmet PMI; ekonomik büyümeyi, istihdamı ve enflasyonist baskıları ertelemeksizin ölçen, finans piyasaları ve merkez bankaları için kritik bir öncü makroekonomik göstergedir.