İran ile ABD arasında yürütülen müzakerelere dair çelişkili açıklamalar ve Orta Doğu’da artan jeopolitik riskler, küresel petrol piyasalarında yeniden sert fiyat hareketlerini tetikledi. Özellikle İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in, yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumun ülke içinde tutulması yönünde talimat verdiğine ilişkin iddialar, piyasalarda tedirginliği artırdı. Bu gelişmelerin ardından Brent petrol fiyatı yeniden yükselişe geçerek varil başına 107 doların üzerine çıktı, son işlemlerde ise 106 dolar civarında dengelenmeye çalıştı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile müzakerelerde “son aşamalara gelindiği” yönündeki açıklamalarına rağmen, taraflar arasında özellikle nükleer program ve yaptırımlar konusunda ciddi görüş ayrılıklarının sürdüğü görülüyor. Trump’ın olası bir anlaşma ya da aksi durumda “daha sert adımlar” atılabileceğine yönelik ifadeleri, piyasada belirsizliği artıran bir diğer unsur oldu.
Analistler, İran’ın uranyumun ülke dışına çıkarılmasının güvenlik riskleri oluşturabileceği gerekçesiyle geri adım atmaya yanaşmadığını, ABD tarafının ise yaptırımların gevşetilmesi için daha kapsamlı tavizler beklediğini belirtiyor. Bu nedenle kısa vadede kapsamlı bir anlaşma ihtimalinin zayıf olduğu değerlendiriliyor.
Piyasalardaki en kritik endişe noktalarından biri ise Hürmüz Boğazı. Küresel petrol arzının önemli bir bölümünün geçtiği bu stratejik geçidin kapanma ihtimali, fiyatlarda oynaklığı artıran en büyük risk unsuru olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, bölgedeki gerilimin sürmesi halinde enerji arz zincirinde ciddi aksamalar yaşanabileceğini ve bunun küresel enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini ifade ediyor.
Şubat ayından bu yana bölgedeki çatışma ve gerilimlerin etkisiyle petrol fiyatlarının %40’ın üzerinde artış göstermesi, piyasadaki kırılganlığın boyutunu ortaya koyuyor. Özellikle Asya ve Avrupa’ya yapılan sevkiyatlarda maliyet artışları dikkat çekerken, enerji ithalatçısı ülkelerde enflasyonist baskıların yeniden güçlenebileceği değerlendiriliyor.
Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizlikler ve diplomatik sürecin yavaş ilerlemesi, piyasaların kısa vadede yüksek volatiliteyle hareket etmeye devam edeceğine işaret ediyor. Uzmanlara göre, olası bir diplomatik kırılma ya da askeri gerilim senaryosu, petrol fiyatlarını yeniden sert yükseliş trendine sokabilir.
Küresel enerji şirketlerinin alternatif tedarik yolları ve stratejik stok politikalarını yeniden gözden geçirmeye başladığı, bazı ülkelerin ise olası arz şoklarına karşı rezerv artırma eğiliminde olduğu belirtiliyor. Bu durum, piyasada “yüksek fiyat–yüksek risk” dengesinin bir süre daha devam edeceğine işaret ediyor.











