ABD’de PCE Enflasyonu Üç Yılın Zirvesine Çıktı: Fed’in Faiz Artışı Beklentisi Güçlenirken Gözler Küresel Ekonomiye Çevrildi
ABD’de Fed’in en yakından takip ettiği enflasyon göstergesi olan Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) fiyat endeksi, mayıs ayında beklentilere paralel gerçekleşmesine rağmen yıllık bazda %4,1’e yükselerek Nisan 2023’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Veriler, enflasyonist baskıların halen güçlü seyrettiğini ortaya koyarken, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasına ilişkin beklentileri de yeniden şekillendirdi.
Açıklanan verilere göre çekirdek PCE enflasyonu aylık %0,3, yıllık ise %3,4 artış gösterdi. Çekirdek göstergenin piyasa beklentileri doğrultusunda gerçekleşmesine rağmen özellikle enerji fiyatlarındaki yükselişin manşet enflasyonu yukarı taşıması, fiyat baskılarının henüz tam anlamıyla kontrol altına alınamadığını gösterdi. Bu gelişme, Fed’in faiz indirimlerine başlamadan önce daha uzun süre bekleyebileceği, hatta gerektiğinde ilave faiz artırımı seçeneğini masada tutabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi.
Enflasyon verilerinin yanında ABD ekonomisine ilişkin büyüme rakamları da dikkat çekti. İlk çeyrek büyümesi %2,1’e revize edilirken, ekonominin yüksek faiz ortamına rağmen dirençli yapısını koruduğu görüldü. Güçlü büyüme ile yüksek enflasyonun aynı anda devam etmesi, Fed’in fiyat istikrarını sağlamak amacıyla sıkı para politikasını daha uzun süre sürdürebileceği görüşünü destekliyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ise küresel emtia piyasalarına ilişkin değerlendirmesinde, Orta Doğu’daki gerilimin azalması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik gelişmelerin emtia fiyatları üzerindeki baskıyı hafiflettiğini, ancak küresel tedarik zincirlerinin tamamen normale dönmesinin zaman alacağını vurguladı. Petrol ve jet yakıtı fiyatlarında geri çekilmeler yaşansa da fiyatların savaş öncesi seviyelerin üzerinde kalmaya devam ettiği belirtilirken, doğal gaz ve bazı sanayi metallerinde ise düşüş görüldüğü ifade edildi. IMF ayrıca küresel enflasyon beklentilerinin genel olarak kontrol altında olduğunu, ancak merkez bankalarının temkinli duruşlarını sürdürmeleri gerektiğinin altını çizdi.
Türkiye tarafında ise uluslararası yatırım bankası Barclays, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yıl sonuna kadar toplam 300 baz puan faiz indirimi yapmasını beklediğini açıkladı. Bankaya göre petrol fiyatlarında yaşanan gerileme ve enflasyondaki kademeli yavaşlama bu süreci destekleyebilir. Barclays ayrıca Türk lirasında kontrollü değer kaybının devam edeceğini, kısa vadeli tahvillerin ise olası faiz indirimlerinden olumlu etkilenebileceğini öngördü. Bununla birlikte enerji fiyatlarının yeniden yükselmesi halinde cari açıkta tekrar genişleme riski bulunduğuna dikkat çekildi.
Yurt içinde gözler ise haziran ayı enflasyon verilerine çevrildi. Piyasa anketlerine göre aylık enflasyonun ortalama %0,97 ile yılın en düşük seviyesinde gerçekleşmesi, yıllık enflasyonun ise %32,10’a gerilemesi bekleniyor. Haziran ayına ilişkin tahminler %0,74 ile %1,40 arasında değişirken, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi %29 seviyesinde korunuyor. Beklentilere paralel gelecek düşük aylık enflasyon verisi, Türkiye’de dezenflasyon sürecinin güçlendiğine yönelik algıyı destekleyebilir ve para politikasına ilişkin beklentiler üzerinde etkili olabilir.
Bugün yurt içinde veri gündemi sakin seyrederken, küresel piyasaların odağında ABD tüketici güven endeksi bulunuyor. Açıklanacak verinin, tüketici harcamalarının seyri ve ekonomik aktiviteye ilişkin yeni sinyaller vermesi bekleniyor. Son dönemde güçlü büyüme ile yüksek enflasyonun birlikte görülmesi nedeniyle yatırımcılar, Fed’in atacağı her adımın küresel piyasalarda oynaklığı artırabileceğini değerlendiriyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde açıklanacak enflasyon, istihdam ve tüketim verileri yalnızca ABD piyasaları için değil, gelişmekte olan ülkeler ve küresel sermaye akımları açısından da belirleyici olmaya devam edecek.










