Körfez Gerilimi Piyasaları Yeniden Baskılıyor: Petrol, Fed Beklentileri ve Borsa Gündemin Merkezinde
Küresel piyasalar, Körfez’de yeniden yükselen jeopolitik gerilimin etkisiyle haftaya temkinli bir görünümle devam ediyor. Ateşkes sürecinde daha önce de kısa süreli çatışmalar yaşanmış olsa da bu haftaki gelişmelerin önceki olaylara kıyasla daha ciddi olduğu değerlendiriliyor. Piyasaların dikkatini çeken en önemli unsur ise ABD Başkanı Donald Trump’ın, önceki açıklamalarının aksine bu kez “ateşkes bozuldu” ifadesini kullanması oldu.
Buna rağmen Trump’ın, müzakerelerin devam etmesini desteklediğini ve savaşın yeniden başlayacağını düşünmediğini belirtmesi, piyasalardaki endişelerin daha fazla büyümesini engelledi. Bu nedenle küresel yatırımcılar, bölgede “ne savaş ne de tam anlamıyla barış” olarak tanımlanabilecek belirsiz bir sürecin yaşandığını değerlendiriyor.
Gerilimin etkisiyle petrol fiyatları hafta başından bu yana yaklaşık %10 yükselirken, enerji maliyetlerindeki artışın küresel enflasyon üzerinde yeniden baskı oluşturabileceği endişeleri güç kazandı. Son dönemde ateşkes sayesinde merkez bankalarının daha güvercin bir politika izleyebileceği beklentisi oluşmuştu. Ancak petrol fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesi, özellikle ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerini geciktirebileceği hatta ilave faiz artışlarının gündemde kalabileceği beklentilerini destekliyor.
Piyasa fiyatlamalarına göre yatırımcılar halen Fed’in yaklaşık 1,5 faiz artırımı gerçekleştirebileceğini öngörüyor. Ancak dikkat çeken değişim, ilk faiz artırımına ilişkin beklentinin Aralık ayından Ekim ayına çekilmiş olması oldu. Buna rağmen tahvil piyasasında yaşanan hareketlerin sınırlı kalması, yatırımcıların şimdilik daha kontrollü bir risk algısına sahip olduğunu gösteriyor.
Emtia piyasalarında da kritik seviyeler yakından takip ediliyor. Brent petrol 79 dolar civarındaki güçlü direnç bölgesinde işlem görürken, ons altın 4.000 doların, gümüş ise 57 doların üzerindeki seyrini koruyor. Güvenli liman talebinin devam etmesine rağmen fiyat hareketlerinin kontrollü kalması, piyasalarda panik havası oluşmadığını ortaya koyuyor.
Tahvil piyasasında ise özellikle kısa vadeli faizlerde sınırlı yükselişler dikkat çekiyor. ABD Hazinesi’nin gerçekleştirdiği 10 yıllık tahvil ihalesinde faiz %4,58’e yükselirken, talep katsayısının 2,59 seviyesinde gerçekleşmesi yatırımcı ilgisinin sürdüğüne işaret etti. Gözler bugün yapılacak 30 yıllık ABD tahvil ihalesine çevrilmiş durumda.
Asya piyasalarında ise gün içerisinde ilk etapta görülen yükselişlerin büyük bölümü jeopolitik endişeler nedeniyle geri verildi. Buna karşın sabah saatlerinde ABD vadeli endeksleri %0,2-%0,3 artıda, Japonya borsası %1,3, Çin piyasaları ise yaklaşık %0,1 yükselişle işlem görürken, Hong Kong borsası %0,8 geriledi. ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,56, Dolar Endeksi 101,1 ve ons altın 4.130 dolar seviyelerinde dengelenmeye çalışıyor.
Yurt içinde ise yatırımcıların odağında enflasyon verilerinin ardından NATO zirvesi, 17 Temmuz’da açıklanacak Fitch değerlendirmesi ve 24 Temmuz’daki Moody’s kredi notu gözden geçirmesi bulunuyor. NATO toplantısında daha önce gündeme gelen CAATSA yaptırımları ve F-35 programı gibi başlıkların yeniden ele alınması dikkat çekti. Bu başlıklarda olumlu gelişmelerin yabancı fon girişini hızlandırabileceği ve bunun Türk finansal varlıklarına orta ve uzun vadede destek sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Önümüzdeki süreçte piyasaların yönünü belirleyecek en önemli unsurun Körfez’deki gelişmeler olacağı öne çıkıyor. Arka kapı diplomasisinin sonuç vermesi ve yeni saldırıların yaşanmaması halinde petrol fiyatlarında geri çekilme, küresel risk iştahında toparlanma ve hisse senedi piyasalarında yeniden yükseliş eğilimi görülebilir. Buna karşılık çatışmaların yeniden şiddetlenmesi durumunda enflasyon baskısı güçlenebilir, merkez bankalarının daha şahin bir duruş benimsemesi gerekebilir ve küresel piyasalarda oynaklık artabilir.
Mevcut tablo, yatırımcıların jeopolitik riskleri yakından takip etmeye devam ederken ekonomik verileri de dikkatle izlediğini gösteriyor. Özellikle petrol fiyatlarının kalıcı olarak yüksek seyretmesi, sadece enerji piyasalarını değil, enflasyon, faiz politikaları, döviz kurları ve hisse senedi piyasalarının yönü açısından da belirleyici olmaya devam edecek. Bu nedenle önümüzdeki günlerde diplomatik temaslardan gelecek haber akışı, küresel piyasalarda kısa vadeli fiyatlamaların en önemli belirleyicisi olmayı sürdürecek.










