Günlük Bülten (16/07/2026)

ABD'de düşük enflasyon verileri risk iştahını artırdı ancak Körfez gerilimi, petrol ve jeopolitik riskler piyasaları baskılıyor.

Piyasalar ABD Enflasyonuna Sevindi, Körfez Gerilimi İyimserliği Sınırladı

ABD’de açıklanan TÜFE ve ÜFE verilerinin beklentilerin altında gelmesi, küresel piyasalarda enflasyon baskısının hafiflediğine yönelik beklentileri güçlendirdi. Manşet TÜFE yıllık bazda yüzde 3,5’e gerilerken, çekirdek TÜFE yüzde 2,6 seviyesine indi. Üretici fiyatlarında da benzer bir tablo görüldü. Manşet ÜFE yüzde 5,5, çekirdek ÜFE ise yüzde 4,7 olarak gerçekleşti. Ayrıca mayıs ayına ilişkin ÜFE verilerinde aşağı yönlü revizyon yapılması da fiyat baskılarının sanıldığı kadar güçlü olmadığını gösterdi.

Normal şartlarda bu veriler, Fed’in faiz politikası açısından daha rahat hareket edebileceği beklentisini güçlendirerek hisse senetleri ve riskli varlıklar için önemli bir destek oluşturabilirdi. Ancak piyasaların odağında yalnızca makroekonomik veriler bulunmuyor. Son dönemde yatırımcı davranışlarını belirleyen en önemli unsur, Körfez’de giderek artan jeopolitik riskler olmaya devam ediyor.

ABD ile İran arasında daha önce sağlanan geçici mutabakatın ihlal edilmesiyle birlikte taraflar arasındaki tansiyon yeniden yükseldi. ABD Kongresi’nde İran’a yönelik saldırıların durdurulmasına ilişkin girişimler bulunsa da Başkan Donald Trump’ın önümüzdeki hafta İran’ın altyapısını hedef alabilecek yeni operasyonlar düzenlenebileceği yönündeki açıklamaları, bölgedeki belirsizliği daha da artırdı. Bu nedenle yatırımcılar, olumlu gelen ekonomik verilere rağmen temkinli duruşlarını koruyor.

Diğer taraftan ABD ile Çin ilişkilerinde de dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. İki ülke arasında daha önce varılan ticaret anlaşmasının Çin tarafından tam olarak uygulanmadığını savunan ABD yönetimi, bu kez kamuoyu önünde sert açıklamalar yapmak yerine daha kontrollü bir diplomasi yürütüyor. Eylül ayında Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında yapılması beklenen görüşme, iki ülke arasındaki ticaret ilişkilerinin geleceği açısından kritik önem taşıyor. ABD’nin İran konusunda sert, Çin konusunda ise daha temkinli bir yaklaşım sergilemesi uluslararası piyasalarda farklı değerlendirmelere neden oluyor.

Jeopolitik risklerin yalnızca enerji piyasalarını değil, tarım emtialarını da etkilediği görülüyor. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta yapay zekâ destekli insansız hava araçlarının kullanımının artması ve Karadeniz’deki sevkiyatlara ilişkin endişelerin yeniden yükselmesi, Chicago buğday fiyatlarını yaklaşık iki ayın en yüksek seviyesine taşıdı. Bu durum, savaşların artık yalnızca enerji arzını değil, küresel gıda güvenliğini de doğrudan etkileyebildiğini bir kez daha ortaya koyuyor.

Yapay zekâ teknolojilerinin askeri alandaki etkileri de giderek daha fazla tartışılıyor. Savaş sahasında otonom sistemlerin yaygınlaşması savunma sanayisinde yeni bir dönemi başlatırken, yatırımcılar ise teknolojinin şirket bilançolarına sağlayacağı katkıyı daha yakından takip ediyor. Önümüzdeki günlerde açıklanmaya başlayacak ikinci çeyrek finansal sonuçları, özellikle yapay zekâ yatırımlarının şirket kârlılıklarına ne ölçüde yansıdığını gösterecek. Güçlü bilançoların gelmesi halinde küresel hisse piyasalarının jeopolitik baskıyı bir miktar dengelemesi mümkün olabilir.

Uluslararası Para Fonu (IMF) ise petrol piyasasına ilişkin dikkat çeken uyarılarda bulundu. Kurum, bugüne kadar petrol fiyatlarını sınırlayan yüksek stok seviyeleri ve zayıf talebin etkisinin azalmaya başladığını, yeni bir arz şokunun ise küresel ekonomi üzerinde çok daha ağır sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Bu değerlendirme, Körfez’de yaşanabilecek olası yeni gelişmelerin neden piyasalar tarafından bu kadar yakından izlendiğini de ortaya koyuyor.

Bu sabah itibarıyla küresel piyasalarda karışık bir görünüm hâkim. ABD vadeli endeksleri hafif pozitif seyir izlerken, Japonya ve Çin borsalarında satışlar öne çıkıyor. Hong Kong piyasası ise pozitif ayrışıyor. ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,56, Dolar Endeksi 100,5 ve ons altın 4.030 dolar seviyelerinde işlem görüyor. Güvenli liman talebinin tamamen ortadan kalkmadığı görülürken, yatırımcıların jeopolitik gelişmeleri yakından izlemeye devam ettiği anlaşılıyor.

Yurt içinde ise piyasaların gündeminde iki önemli başlık bulunuyor. Cuma günü Fitch Ratings’in Türkiye değerlendirmesi, gelecek hafta ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faiz kararı yakından takip edilecek. Fitch’in kredi notu veya görünümünde değişiklik yapıp yapmayacağı ile Merkez Bankası’nın mevcut para politikasını koruyup korumayacağı, Türk lirası varlıkların kısa vadeli yönü açısından belirleyici olacak.

Önümüzdeki dönemde piyasaların yönünü yalnızca ekonomik veriler değil, jeopolitik gelişmelerin seyri, petrol fiyatları ve şirket bilançoları birlikte belirleyecek. Enflasyondaki yavaşlama küresel piyasalar açısından olumlu bir gelişme olsa da, Körfez’deki tansiyon yüksek kaldığı sürece risk iştahının kalıcı biçimde güçlenmesi zor görünüyor. Bu nedenle yatırımcıların hem makroekonomik verileri hem de jeopolitik riskleri birlikte değerlendirmesi gereken bir döneme girilmiş durumda.