Günlük Bülten (08/07/2026)

Körfez'de artan gerilim petrolü yükseltti, küresel piyasalarda risk iştahı zayıfladı. Gözler NATO Zirvesi ve İran'da.

Körfez Gerilimi Piyasaları Yeniden Sarsarken Gözler NATO Zirvesi ve Küresel Enflasyon Riskine Çevrildi

Küresel piyasalar, Körfez’de yeniden yükselen jeopolitik gerilimin etkisiyle temkinli bir görünüm sergiliyor. Son üç günde peş peşe yaşanan gelişmeler, yatırımcıların savaş ve enerji arzına ilişkin endişelerini yeniden gündeme taşırken, petrol fiyatlarındaki yükseliş enflasyon beklentilerini de olumsuz etkiledi. Üç petrol tankerine yönelik saldırılar, Katar’ın İran’ı uyarması, ABD’nin İran’a ait 80’den fazla noktaya hava saldırısı düzenlemesi ve İran’a tanınan petrol satış lisansını iptal etmesi, bölgedeki tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu.

Gerilimin merkezinde ise Hürmüz Boğazı bulunuyor. ABD’nin Körfez’den petrol sevkiyatını İran karasularını devre dışı bırakacak şekilde Umman tarafındaki güzergâhtan gerçekleştirmek istemesi, İran’ın ise gemilerin kendi belirlediği rotayı kullanmasını talep etmesi iki ülke arasındaki anlaşmazlığı derinleştiriyor. İran’ın aksi durumda saldırı tehdidinde bulunması son olayların temel nedeni olarak öne çıkıyor.

Buna rağmen 17 Haziran’da imzalanan ABD-İran geçici anlaşmasının halen yürürlükte olması, piyasalarda daha büyük çaplı bir kriz beklentisinin şimdilik sınırlı kalmasını sağlıyor. Analistler, İran’ın ABD saldırısına vereceği olası cevabın önümüzdeki günlerde fiyatlamalar açısından belirleyici olacağını değerlendiriyor. Misilleme gelmesi halinde petrol ve güvenli liman varlıklarında yükselişin hız kazanabileceği, misilleme olmaması durumunda ise tansiyonun yeniden düşebileceği belirtiliyor.

Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle Brent petrol fiyatı bu hafta yaklaşık yüzde 6 yükseldi. Geçtiğimiz hafta savaş öncesindeki seviyelere kadar gerileyen petrol fiyatları yeniden yukarı yönlü hareket ederken, teknik görünümde 76 dolar seviyesi kritik direnç olarak öne çıkıyor. Bu seviyenin aşılması halinde yükselişlerin hızlanabileceği, aksi durumda ise fiyatların yeniden 70 dolar seviyelerine gerileyebileceği ifade ediliyor.

Petrol fiyatlarındaki yükseliş, küresel enflasyon beklentilerini de yeniden gündeme taşıdı. Artan enerji maliyetleri tahvil faizlerini yukarı çekerken dolar değer kazandı, hisse senedi piyasalarında satış baskısı görüldü. Güvenli liman olarak görülen altın ve gümüş ise dolar ve faizlerdeki yükseliş nedeniyle zayıf bir görünüm sergiledi. Ekonomistler, enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki belirleyici etkisinin devam ettiğine dikkat çekerek, Körfez’de kalıcı bir diplomatik çözümün küresel ekonomiye olumlu yansıyacağını vurguluyor.

Asya cephesinde ise dikkat çeken gelişme Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin açıkladığı yeni büyüme planı oldu. Japonya’nın Çin’e karşı ekonomik ve jeopolitik gücünü artırmayı hedefleyen plan kapsamında 2040 yılına kadar yaklaşık 370 trilyon yen (2,2 trilyon dolar) tutarında yerli yatırım yapılması öngörülüyor. Ancak kamu harcamalarının artacak olması nedeniyle Japon yeni üzerindeki baskının sürebileceği değerlendiriliyor. Dolar/yen paritesi 162,4 seviyelerinde işlem görerek son 40 yılın en zayıf yen seviyelerine yakın seyrediyor.

ABD tahvil piyasasında ise 3 yıl vadeli tahvil ihalesinde faiz yüzde 4,179 seviyesinde gerçekleşirken, talep katsayısı 2,6 oldu. Piyasalar bugün gerçekleştirilecek 10 yıllık, yarın ise yapılacak 30 yıllık ABD tahvil ihalelerini yakından takip edecek. Bu ihalelerden çıkacak sonuçların küresel faiz beklentileri açısından önemli sinyaller vermesi bekleniyor.

Küresel piyasalarda güne riskten kaçış eğilimi hâkim durumda. ABD vadeli endeksleri yatay seyrederken, Japonya ve Çin borsalarında yaklaşık yüzde 0,8 oranında düşüşler görülüyor. Hong Kong piyasası ise yüzde 2’nin üzerinde yükselişle pozitif ayrışıyor. ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,56, Dolar Endeksi 101,1, ons altın ise 4.130 dolar seviyelerinde işlem görüyor.

Yurt içinde ise yatırımcıların odağında hem ekonomi hem de diplomasi başlıkları bulunuyor. Beklentilere paralel gelen haziran enflasyon verisinin piyasalarda güçlü bir etki oluşturmamasının ardından dikkatler 7-8 Temmuz tarihlerindeki NATO Zirvesi’ne çevrildi. Zirveden Türkiye açısından olumlu mesajlar çıkması ve bunu yabancı yatırımcı girişlerinin takip etmesi halinde yerel varlıklarda orta vadeye yayılan pozitif bir görünüm oluşabileceği değerlendiriliyor. Ayrıca 17 Temmuz’da Fitch, 24 Temmuz’da ise Moody’s tarafından yapılacak kredi notu değerlendirmeleri de piyasaların yakından izleyeceği gelişmeler arasında yer alıyor.

Hazine’nin düzenlediği borçlanma ihalelerinde ise güçlü yatırımcı ilgisi dikkat çekti. 4 yıl vadeli TLREF’e endeksli tahvil ihalesinde 304 milyar liralık talebe karşılık 157 milyar liralık satış yapılırken ihale faizi yüzde 45,08 olarak gerçekleşti. 5 yıl vadeli sabit kuponlu tahvil ihalesinde ise 15 milyar liralık talebe karşılık 10 milyar liralık satış yapılırken faiz yüzde 37,97 oldu. Bu sonuçlar, yüksek faiz ortamına rağmen Türk lirası cinsi varlıklara yönelik ilginin sürdüğüne işaret ediyor.

Önümüzdeki günlerde piyasaların yönü büyük ölçüde İran’ın ABD saldırısına vereceği olası yanıt, Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik durumu, NATO Zirvesi’nden çıkacak mesajlar ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye değerlendirmeleri tarafından belirlenecek. Jeopolitik risklerin azalması halinde enerji fiyatlarında geri çekilme ve küresel risk iştahında toparlanma görülebileceği, ancak gerilimin tırmanması durumunda petrol fiyatları, enflasyon beklentileri ve finansal piyasalardaki oynaklığın yeniden artabileceği değerlendiriliyor.