Günlük Bülten (21/07/2026)

İran-ABD gerilimi sürerken ateşkes arayışları piyasaları sınırlı etkiledi. Petrol yüksek seyrini korurken gözler PPK kararına çevrildi.

Küresel Piyasalarda Gözler Ateşkes Arayışında: Petrol, Faiz Beklentileri ve PPK Kararı Ön Planda

İran ile ABD arasındaki gerilim küresel piyasaların en önemli gündem maddesi olmayı sürdürüyor. İran’ın Kuveyt’teki ABD üssüne saldırdığını açıklamasının ardından taraflar arasındaki karşılıklı saldırılar devam ederken, diplomatik kanallarda yeni bir ateşkes sağlanması için temaslar sürüyor. Daha önce gündeme gelen 60 günlük ateşkes anlaşmasının fiilen sona ermesi ve çatışmaların yeniden başlaması, bölgedeki tansiyonun kalıcı olarak düşürülemediğini gösteriyor. Son olarak 10 günlük geçici bir ateşkes üzerinde görüşmeler yapıldığı belirtilse de finansal piyasaların bu söylemlere oldukça temkinli yaklaştığı görülüyor.

Jeopolitik risklerin en güçlü yansıması enerji piyasalarında yaşanıyor. Brent petrol fiyatı 91,4 dolar seviyesine kadar yükseldikten sonra ateşkes beklentileriyle 86 dolara geriledi. Ancak Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik abluka hazırlığında olduğu yönündeki haberlerin ardından petrol fiyatları yeniden yükselişe geçti ve bu sabah 88,7 dolar seviyelerinde işlem görüyor.

Husilerin İran’a yakınlığı nedeniyle gelişmeler yalnızca Yemen’i değil, tüm enerji ticaretini ilgilendiriyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıklar nedeniyle Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz üzerinden gerçekleştirdiği petrol ihracatı stratejik önem kazanmış durumda. Yanbu boru hattının günlük yaklaşık 4 milyon varillik kapasitesi bu süreçte kritik rol oynuyor. Ancak İran’ın yalnızca Hürmüz’deki değil, alternatif enerji güzergâhlarındaki sevkiyatları da baskı altına almaya çalıştığı değerlendirmeleri yapılıyor. Bu nedenle Husiler üzerinden oluşturulabilecek yeni baskılar, enerji arzına ilişkin endişeleri canlı tutuyor.

Buna rağmen yatırımcıların jeopolitik gelişmelere ilk dönemlerde olduğu kadar sert tepki vermediği dikkat çekiyor. Ateşkes haberleri kısa süreli iyimserlik oluştursa da piyasalarda kalıcı fiyatlama değişimi yaratmadı. Dolar Endeksi yaklaşık 101 seviyesinde kalırken, ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,60 seviyesinin üzerine çıktı ve bu sabah yüzde 4,59 civarında bulunuyor. Tahvil faizlerinin yüksek kalması, yatırımcıların enflasyon ve faiz beklentilerinde önemli bir değişiklik olmadığını gösteriyor.

Kıymetli metaller de jeopolitik risklerden destek bulmaya çalışsa da yükselişlerini koruyamadı. Ons altın 4.040 dolar civarında işlem görürken, gün içindeki yükselişler satışlarla karşılaştı. Bu görünüm, yatırımcıların güvenli liman talebinin devam ettiğini ancak güçlü ve kalıcı bir kaçış eğiliminin henüz oluşmadığını ortaya koyuyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Kanada’ya yönelik yeni gümrük vergisi açıklamaları da küresel ticaret gündemine yeni bir başlık ekledi. Trump, Amerikan alkolü, otomobilleri ve süt ürünlerine yönelik haksız uygulamalar gerekçesiyle bazı Kanada mallarına yüzde 50 oranında yeni gümrük vergisi uygulanacağını duyurdu. Bunun yanı sıra Kanada kaynaklı orman yangını dumanlarının ABD şehirlerini etkilemesini de yeni vergi tehdidinin gerekçeleri arasında göstermesi dikkat çekti. Ticaret politikalarındaki bu sert söylemler, küresel ekonomide belirsizlikleri artırabilecek yeni bir risk unsuru olarak değerlendiriliyor.

Hisse senedi piyasalarında ise yatırımcılar yeniden şirketlerin temel dinamiklerine odaklanmaya çalışıyor. Özellikle yapay zekâ sektöründe son dönemde yaşanan satışların ardından birçok teknoloji hissesi daha makul değerlemelere gerilerken, güçlü bilançolar ve yeni ürün geliştirme süreçleri sektöre yönelik ilgiyi canlı tutuyor. Buna karşılık yüksek yatırım harcamalarının kârlılığı baskılaması ve özellikle Çin merkezli düşük maliyetli yapay zekâ modellerinin rekabeti artırması nedeniyle yatırımcılar arasında görüş ayrılıkları devam ediyor. Bu nedenle teknoloji hisselerinde net ve güçlü bir yön oluşmuş değil.

Yeni güne bakıldığında küresel piyasalarda sınırlı iyimser bir görünüm öne çıkıyor. ABD vadeli endeksleri yüzde 0,3 ile 1,0 arasında yükselirken, Japonya borsası yaklaşık yüzde 2,8, Hong Kong ise hafif artıda işlem görüyor. Çin piyasalarında ise sınırlı satışlar dikkat çekiyor. Bu tablo, yatırımcıların jeopolitik riskleri tamamen göz ardı etmeden kontrollü şekilde risk almaya devam ettiğini gösteriyor.

Yurt içinde ise haftanın en önemli gündemi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Perşembe günü açıklayacağı Para Politikası Kurulu faiz kararı olacak. Piyasalarda gecelik fonlama faizinde sınırlı bir indirim beklentisi bulunsa da Körfez’de artan gerilim ve yükselen enerji fiyatlarının enflasyon üzerinde oluşturabileceği baskı nedeniyle Merkez Bankası’nın temkinli davranabileceği değerlendiriliyor. Öte yandan Fitch Ratings’in Türkiye’nin kredi notu ve görünümünde değişikliğe gitmemesi, piyasalarda sürpriz yaratmazken, bu hafta Cuma günü açıklanacak Moody’s değerlendirmesi yakından takip edilecek.

Hazine ve Maliye Bakanlığı ise bugün gerçekleştireceği 7 ay vadeli bono, 2 yıl vadeli sabit kuponlu tahvil ve 2 yıl vadeli dolar cinsi tahvil ihraçlarıyla temmuz ayı borçlanma programını tamamlayacak. Dolar cinsi tahvilin 6 aylık kupon faizinin yüzde 2,75 olarak belirlenmesi, uluslararası yatırımcıların ilgisi açısından izlenecek önemli başlıklardan biri olacak.

Önümüzdeki günlerde piyasaların yönünü belirleyecek en önemli unsur, İran ile ABD arasındaki çatışmaların diplomatik çözüme ulaşıp ulaşamayacağı, enerji fiyatlarının hangi seviyede dengeleneceği ve buna bağlı olarak merkez bankalarının faiz politikalarında değişiklik olup olmayacağı olacak. Jeopolitik risklerin yüksek seyrini koruması halinde özellikle petrol ve enflasyon beklentilerindeki oynaklığın finansal piyasalar üzerinde etkili olmaya devam etmesi bekleniyor.