Günlük Bülten (24/07/2026)

Körfez'deki gerilim, petrolü 100 doların üzerine taşıdı. Küresel piyasalarda satış baskısı artarken gözler Moody's ve TCMB'de.

Körfez Gerilimi Küresel Piyasaları Sarsıyor: Gözler Merkez Bankaları ve Jeopolitik Risklerde

Küresel piyasalar haftanın son işlem gününe jeopolitik risklerin gölgesinde başladı. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faizleri beklentilere paralel olarak sabit bırakması piyasalarda sürpriz yaratmazken, Körfez’de tırmanan gerilim ve enerji fiyatlarındaki sert yükseliş yatırımcıların riskli varlıklardan uzaklaşmasına neden oluyor. Petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine çıkması, enflasyon endişelerini artırırken hisse senetlerinden tahvillere kadar birçok varlık sınıfında dalgalanmaya yol açıyor.

ECB Başkanı Christine Lagarde, görev süresinin 31 Ekim 2027’de sona ereceğini hatırlatarak, mevcut şartlarda görevinden erken ayrılmayı düşünmediğini ifade etti. Lagarde, teorik olarak bu ihtimalin tamamen ortadan kalkmadığını belirtse de, artan küresel belirsizlikler nedeniyle şu an için görevine devam etmeyi tercih ettiğini söyledi. ECB’nin faiz kararı sonrasında yapılan açıklamalarda ise mevcut faiz seviyesinin uygun olduğu, bundan sonraki adımların verilere bağlı ve toplantı bazlı değerlendirileceği vurgulandı. Banka ayrıca enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyona etkisinin henüz tam olarak görülmediğine dikkat çekti.

Piyasaların asıl odağını ise Körfez’de giderek karmaşıklaşan jeopolitik gelişmeler oluşturuyor. ABD’nin İran’a yönelik yeni saldırı tehdidinde bulunması, sivil altyapıların hedef alınması ve Babülmendep Boğazı’nın da Hürmüz Boğazı’nın ardından fiilen kapanması, küresel enerji arzına ilişkin kaygıları artırdı. ABD Başkanı Donald Trump’ın, daha önce İran’a iade edilmesi gündeme gelen dondurulmuş İran varlıklarının, İran’ın saldırıya uğrayan gemiler için ödeyeceği tazminatlarda kullanılabileceğini açıklaması da tansiyonu daha da yükseltti.

Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle Brent petrol fiyatı 100 doların üzerine çıkarken, küresel piyasalarda güvenli liman arayışı hız kazandı. Dolar Endeksi 101,4 seviyesine yükselirken, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi %4,71 seviyesinde bulunuyor. Buna karşın, artan tahvil faizleri nedeniyle hisse senetleri ve kıymetli madenlerde de satış baskısı dikkat çekiyor. Ons altın yaklaşık 4.030 dolar seviyesinde işlem görmesine rağmen, yükselen faizler nedeniyle güçlü bir ivme kazanmakta zorlanıyor.

Şirket bilançoları da jeopolitik gelişmelerin gölgesinde kalıyor. Intel’in açıkladığı finansal sonuçlar beklentilerin üzerinde gerçekleşse de, şirketin sermaye ihtiyacına ve kârlılığına ilişkin soru işaretleri ile birlikte artan küresel riskler yatırımcıların hisse senedi piyasalarına temkinli yaklaşmasına neden oldu.

Tahvil piyasalarında da dikkat çekici hareketler yaşanıyor. Temmuz ayında enerji fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle ABD’nin 30 yıllık tahvil getirileri yaklaşık 22 baz puan artarken, aynı dönemde Japonya’nın 30 yıllık devlet tahvili getirileri yalnızca 5 baz puan yükseldi. Bu farklılaşma, Japon tahvillerinde ilerleyen dönemde daha sert faiz hareketleri yaşanabileceğine yönelik beklentileri güçlendiriyor.

Asya piyasalarında da satış ağırlıklı bir görünüm hâkim. Japonya borsası yüzde 3’ün üzerinde değer kaybederken, Hong Kong endeksi yaklaşık %1,3 geriliyor. Çin piyasaları ise sınırlı da olsa pozitif ayrışarak %0,3 civarında yükseliş gösteriyor. ABD vadeli endekslerinde ise %1,1 ile %1,8 arasında değişen kayıplar dikkat çekiyor.

Yurt içinde ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politika faizini beklentiler doğrultusunda değiştirmedi. Para Politikası Kurulu karar metninde, temmuz ayında enflasyonun ana eğiliminde geçici bir yükseliş beklendiği, buna karşın son verilerin iç talepte belirgin bir yavaşlamaya işaret ettiği ifade edildi. Ayrıca, sıkı para politikasının sürdürülmesinde jeopolitik gelişmeler ve yükselen enerji fiyatlarının önemli rol oynadığı mesajı verildi. Bu görünüm, Körfez’deki belirsizlik azalmadan para politikasında erken bir gevşemenin zor olabileceğine işaret ediyor.

Bugün yurt içinde yatırımcıların takip edeceği en önemli gelişmelerden biri de Moody’s’in Türkiye’nin kredi notu ve not görünümüne ilişkin değerlendirmesi olacak. Açıklanacak karar, özellikle yabancı yatırımcı algısı ve Türkiye varlıklarının kısa vadeli performansı açısından yakından izlenecek.

Mevcut tablo, piyasalarda fiyatlamaların ekonomik verilerden çok jeopolitik gelişmelere bağlı hareket ettiğini gösteriyor. Enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi enflasyonla mücadeleyi zorlaştırırken, merkez bankalarının faiz indirimleri konusunda daha temkinli davranmasına neden olabilir. Körfez’de tansiyonun düşmesi, yalnızca petrol fiyatları için değil, küresel hisse senedi piyasaları ve gelişmekte olan ülke varlıkları açısından da en önemli pozitif katalizör olmaya devam ediyor.