Tahvil ve Eurobond Piyasalarında Gözler Hazine Programı ve Enflasyon Verisinde

Hazine'nin borçlanma programı ve haziran enflasyonu tahvil piyasasının yönünü belirlerken, Eurobondlarda gözler ABD verilerine çevrildi.

Yurt içi tahvil piyasalarında yatırımcıların odağı Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıklayacağı temmuz ayı iç borçlanma programı ile cuma günü yayımlanacak haziran ayı enflasyon verilerine çevrildi. Piyasalar, hem Hazine’nin borçlanma stratejisinden gelecek sinyalleri hem de enflasyondaki seyri yakından takip ederken, bu iki gelişmenin önümüzdeki dönemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) para politikası beklentileri üzerinde belirleyici olması bekleniyor.

Hazine’nin bu akşam açıklaması beklenen yeni borçlanma programı, piyasaların kısa vadeli yönü açısından önem taşıyor. Bir önceki program kapsamında 616 milyar TL’lik iç borç geri ödemesine karşılık 709 milyar TL borçlanma öngörülmüştü. Açıklanacak yeni programla birlikte hem borçlanma tutarlarının hem de sabit faizli, değişken faizli ve kira sertifikası gibi enstrümanların dağılımının netleşmesi bekleniyor. Borçlanmanın kompozisyonu, tahvil faizleri ve yatırımcı talebi açısından yakından izlenecek.

Piyasaların bir diğer kritik gündem maddesi ise haziran ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) olacak. Ekonomistlerin beklentisi aylık enflasyonun yüzde 0,99 seviyesinde gerçekleşmesi yönünde bulunuyor. Beklentilere paralel veya daha düşük gelecek bir veri, enflasyondaki yavaşlamanın güç kazandığına yönelik algıyı destekleyerek politika faizinde ilerleyen aylarda indirime ilişkin beklentileri artırabilir. Özellikle İran ile İsrail arasında tansiyonun düşmesiyle enerji fiyatlarında yaşanan gerileme, enflasyon görünümüne ilişkin iyimser senaryoları destekleyen önemli unsurlar arasında gösteriliyor.

Bu beklentilerin etkisiyle TL cinsi tahvil faizlerinde gevşeme eğilimi dikkat çekiyor. Gün sonunda 2 yıllık gösterge tahvil faizi yüzde 40,06, 10 yıllık gösterge tahvil faizi ise yüzde 33,14 seviyesinde gerçekleşti. Faizlerde görülen geri çekilme, yatırımcıların enflasyon ve para politikası beklentilerinde daha olumlu bir tablo fiyatlamaya başladığına işaret ediyor.

Piyasalarda ayrıca Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilere yönelik olumlu mesajlar da yakından takip ediliyor. ABD Başkanı Donald Trump tarafından yapılan açıklamaların yatırımcı güvenini desteklediği değerlendirilirken, diplomatik ilişkilerde olumlu gelişmelerin devam etmesi halinde yabancı yatırımcı girişlerinin hız kazanabileceği ve bunun tahvil piyasasına ilave destek sağlayabileceği ifade ediliyor.

Eurobond piyasasında ise küresel gelişmeler ön planda bulunuyor. ABD’de açıklanan PCE enflasyon verisinin beklentileri desteklemesi ve petrol fiyatlarındaki gerileme, küresel enflasyon endişelerini azaltırken ABD tahvil faizlerinde de aşağı yönlü hareketi destekliyor. Bu hafta açıklanacak ABD istihdam verilerinin piyasa beklentilerine yakın gerçekleşmesi halinde, ABD tahvil getirilerindeki gerilemenin sürmesi ve bunun gelişmekte olan ülke Eurobondları açısından olumlu bir zemin oluşturması bekleniyor.

Yurt içinde ise enflasyon verisinin yanı sıra Türkiye’nin risk primi göstergesi olan 5 yıllık CDS’in 221 baz puan seviyesinde günü tamamlaması, ülke risk algısındaki görece istikrarlı görünümün korunduğunu gösteriyor. Gün içerisinde Eurobond fiyatları genel olarak yatay bir seyir izlerken, birim fiyatlarda 4 cent düşüş ile 15 cent yükseliş arasında değişen sınırlı hareketler gözlendi.

Önümüzdeki günlerde Hazine’nin borçlanma stratejisi, haziran enflasyon verisi, TCMB’nin faiz beklentileri, ABD istihdam verileri ve küresel tahvil faizlerindeki seyir, hem TL tahvilleri hem de Türkiye Eurobondlarının performansında belirleyici olmaya devam edecek. Özellikle enflasyonda beklenen yavaşlamanın gerçekleşmesi ve küresel risk iştahının güçlü kalması durumunda, tahvil piyasalarında olumlu görünümün korunabileceği değerlendiriliyor.