Tahvil/Bono Temel ve Teknik Görünüm (01/07/2026)

Tahvil piyasasında enflasyon beklentileri ve Hazine'nin borçlanma programı faizlerde düşüş beklentisini destekliyor.

Tahvil Piyasasında Gözler Enflasyon Verisinde: Faizlerde Gerileme Beklentisi Güçleniyor

Yurt içi tahvil ve bono piyasalarında yatırımcıların odağı Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın temmuz ayı borçlanma programı, haziran ayı enflasyon verisi ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) para politikasına ilişkin beklentiler üzerinde yoğunlaşmış durumda. Enflasyonda yavaşlama sinyallerinin güçlenmesi ve enerji maliyetlerindeki gerileme, tahvil faizlerinde aşağı yönlü hareket beklentisini desteklerken, yerli ve yabancı yatırımcıların da piyasaya ilişkin iyimserliğini artırıyor.

Hazine’nin açıkladığı Temmuz 2026 borçlanma programına göre, ay içerisinde 639 milyar liralık iç borç itfasına karşılık 607 milyar liralık borçlanma gerçekleştirilmesi planlanıyor. Böylece Hazine’nin temmuz ayında vadesi gelen borcun tamamını yeniden borçlanmayla çevirmemesi, piyasaya net likidite açısından daha dengeli bir görünüm sunabileceği şeklinde değerlendiriliyor. Önceki programda 616 milyar liralık itfa ve 709 milyar liralık borçlanma öngörülmüştü. Ayrıca Hazine’nin ağustos ayında yaklaşık 600 milyar lira, eylül ayında ise yaklaşık 300 milyar lira seviyesinde borçlanma gerçekleştirmesi bekleniyor.

Borçlanma takvimi kapsamında Hazine, yarın altın cinsi 2 yıl vadeli devlet tahvili ile kira sertifikası (sukuk) ihraçları düzenleyecek. Özellikle altına dayalı borçlanma araçlarının, hem yatırımcı tabanının genişletilmesi hem de alternatif finansman kaynaklarının artırılması açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor.

Piyasaların en önemli gündem maddesi ise Cuma günü açıklanacak haziran ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) olacak. Ekonomistlerin beklentisi, aylık enflasyonun yüzde 1,00 seviyesinde gerçekleşmesi yönünde bulunuyor. Beklentilere paralel veya daha düşük gelecek bir enflasyon verisinin, TCMB’nin sıkı para politikasını ilerleyen dönemde kademeli olarak gevşetebileceği yönündeki beklentileri güçlendirebileceği ifade ediliyor. Bu durumun özellikle orta ve uzun vadeli tahvil faizleri üzerinde aşağı yönlü baskıyı artırabileceği belirtiliyor.

Tahvil piyasasını destekleyen bir diğer unsur ise Orta Doğu’da jeopolitik tansiyonun düşmesiyle birlikte enerji maliyetlerinde yaşanan gerileme oldu. İran ile ilgili gerilimlerin yerini diplomatik sürece bırakması, petrol fiyatlarının geri çekilmesine katkı sağlarken, enerji maliyetlerindeki düşüşün enflasyon üzerindeki baskıyı hafifletmesi bekleniyor. Bu gelişme, tahvil piyasasında faizlerin gerilemesine yönelik iyimser beklentileri destekleyen faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Öte yandan Türkiye’nin dış ilişkilerinde son dönemde verilen olumlu mesajların uluslararası yatırımcı güvenini artırabileceği değerlendiriliyor. Analistler, dış finansman koşullarının iyileşmesi ve olası yabancı fon girişlerinin hız kazanması halinde, Türk lirası cinsi tahvil ve bono piyasasına ilginin artabileceğini, bunun da tahvil faizlerinde aşağı yönlü hareketi destekleyebileceğini belirtiyor.

Son işlem gününde 2 yıllık gösterge tahvil faizi yüzde 40,21, 10 yıllık gösterge tahvil faizi ise yüzde 33,17 seviyesinde günü tamamladı. Getiri eğrisindeki bu görünüm, piyasanın ilerleyen dönemde enflasyonda düşüş ve faizlerde normalleşme sürecini fiyatlamaya başladığına işaret ediyor.

Uzmanlar, önümüzdeki günlerde açıklanacak haziran enflasyon verisi, TCMB’nin para politikasına ilişkin beklentiler, Hazine’nin borçlanma stratejisi ve küresel faiz ortamındaki gelişmelerin tahvil ve bono piyasalarının yönü üzerinde belirleyici olacağını ifade ediyor. Özellikle enflasyondaki gerilemenin devam etmesi, enerji fiyatlarının düşük seyretmesi ve yabancı yatırımcı ilgisinin artması, Türk tahvil piyasasında olumlu fiyatlamaların önümüzdeki dönemde de sürmesine katkı sağlayabilecek en önemli unsurlar arasında gösteriliyor.