Tahvil/Bono – Eurobond Temel ve Teknik Görünüm (02/07/2026)

TL tahvil faizleri gerilerken gözler haziran enflasyonuna çevrildi. Eurobond piyasasında ise ABD istihdam verileri yön belirliyor.

Tahvil Faizlerinde Geri Çekilme Sürüyor: Gözler Enflasyon ve ABD İstihdam Verilerinde

Yurt içi tahvil piyasalarında yatırımcıların odağı 3 Temmuz’da açıklanacak haziran enflasyon verisine çevrilirken, enflasyonda beklenen yavaşlamanın para politikasına ilişkin beklentileri güçlendirmesiyle birlikte tahvil faizlerinde geri çekilme eğilimi sürüyor. Küresel tarafta ise yatırımcılar ABD tarım dışı istihdam verisini beklerken, verinin küresel tahvil faizleri ve gelişmekte olan ülke varlıkları üzerinde belirleyici olması bekleniyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı bugün 2 yıl vadeli altın cinsi devlet tahvili ile altın cinsi kira sertifikasının (sukuk) doğrudan satışı yoluyla borçlanma gerçekleştirecek. İhraçlarda 6 aylık kupon oranının yüzde 0,40 olarak belirlenmesi, yatırımcıların güvenli liman niteliğindeki altın bazlı enstrümanlara olan ilgisini destekleyen unsurlar arasında yer alıyor.

Yurt içinde piyasaların en önemli gündem maddesi haziran ayı enflasyon verisi olmaya devam ediyor. Piyasa beklentisi aylık yüzde 1,00 seviyesinde bir enflasyon artışına işaret ediyor. Beklentilere paralel ya da daha düşük gelecek bir veri, enflasyondaki düşüş eğiliminin güçlendiği algısını destekleyebilir. Bu durum, ilerleyen dönemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın politika faizinde indirim alanının genişleyebileceği beklentilerini artırarak TL cinsi tahvillere olan talebi güçlendirebilir.

Son dönemde İran ile İsrail arasındaki gerilimin azalması ve enerji fiyatlarında görülen geri çekilme de enflasyon görünümünü destekleyen gelişmeler arasında değerlendiriliyor. Enerji maliyetlerindeki düşüşün üretici ve tüketici fiyatları üzerindeki baskıyı azaltması halinde dezenflasyon sürecinin daha belirgin hale gelebileceği ifade ediliyor.

Öte yandan Türkiye’nin dış ilişkilerinde verilen olumlu mesajların yabancı yatırımcı ilgisini artırabileceği belirtiliyor. Olası yabancı sermaye girişlerinin hem tahvil piyasasını hem de diğer TL varlıklarını destekleyebileceği, bunun da orta vadede finansal piyasalarda daha olumlu fiyatlamalara zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.

Bu gelişmelerin etkisiyle 2 yıllık gösterge tahvil faizi yüzde 40,06, 10 yıllık gösterge tahvil faizi ise yüzde 33,17 seviyesinde günü tamamladı. Faizlerdeki geri çekilme, piyasanın enflasyon ve para politikasına ilişkin iyimser beklentilerini yansıtan önemli göstergeler arasında öne çıkıyor.

Eurobond cephesinde ise yönü büyük ölçüde küresel gelişmeler belirliyor. ABD’de açıklanan son istihdam verileri karışık sinyaller verdi. Salı günü açıklanan güçlü istihdam göstergeleri ABD tahvil faizlerini yukarı taşırken, dün yayımlanan ADP özel sektör istihdam verisinin beklentilerin altında kalması piyasalarda temkinli bir görünüm oluşturdu. Şimdi tüm dikkat, açıklanacak tarım dışı istihdam verisine çevrilmiş durumda. Güçlü bir veri, ABD tahvil faizlerinde yeniden yükselişe neden olabilirken, beklentilere paralel veya zayıf bir sonuç küresel tahvil piyasalarında rahatlamayı destekleyebilir.

Türkiye’nin risk algısını gösteren 5 yıllık CDS primi 223 baz puan seviyesinde günü tamamlarken, bu görünüm uluslararası yatırımcıların Türkiye riskine ilişkin temkinli ancak dengeli yaklaşımını koruduğunu gösteriyor. Gün içinde Türkiye eurobondlarında sınırlı değer kayıpları görülürken, fiyatlar 2 ila 43 cent arasında geriledi.

Önümüzdeki günlerde hem Türkiye’nin haziran enflasyon verisi hem de ABD istihdam verileri, tahvil ve eurobond piyasalarının yönü açısından belirleyici olacak. Enflasyonda beklenen yavaşlamanın gerçekleşmesi ve küresel faiz baskısının sınırlı kalması durumunda, TL tahvilleri ile Türkiye eurobondlarında toparlanma eğiliminin güçlenebileceği değerlendiriliyor. Özellikle CDS primindeki gerilemenin devam etmesi ve yabancı yatırımcı girişlerinin hız kazanması, Türk tahvil piyasası açısından en önemli destekleyici unsurlar arasında bulunuyor.