Küresel enerji piyasalarında yön arayışı sürerken, Goldman Sachs tarafından yayımlanan son değerlendirme petrol fiyatlarının geleceğine ilişkin önemli sinyaller verdi. Banka, zayıflayan talep ile arz tarafındaki toparlanmanın fiyatlar üzerinde dengeli ancak kırılgan bir görünüm oluşturduğunu vurgularken, 2026 yılına yönelik tahminlerini şimdilik değiştirmedi.
Goldman Sachs, dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık %20’sinin geçtiği kritik Hürmüz Boğazı’ndaki akışların Mayıs ortasına kadar normalleşeceği varsayımıyla, Brent petrol için varil başına 83 dolar, WTI için ise 78 dolar seviyesindeki tahminini korudu. Ancak banka, bu baz senaryonun giderek daha fazla risk barındırdığına dikkat çekti.
Özellikle son dönemde Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerde yaşanan sert düşüşe rağmen Basra Körfezi üretiminin beklenenden hızlı toparlanma ihtimali, arz tarafında aşağı yönlü fiyat baskısını artırabilecek önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Goldman Sachs’a göre, üretim kesintilerinin beklenenden sınırlı kalması ve bölgedeki yüksek depolama kapasitesi, piyasada arz fazlası riskini güçlendiriyor.
Talep tarafında ise tablo daha da dikkat çekici. Banka, petrokimya hammaddeleri ve jet yakıtına olan talepte belirgin bir zayıflama yaşandığını, bunun da doğrudan rafine ürün fiyatları ve marjlar üzerinden hissedildiğini belirtiyor. Bu gelişme, özellikle küresel ekonomik yavaşlama sinyallerinin arttığı bir dönemde petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskıyı artırıyor.
Goldman Sachs’ın analizine göre, 2026 yılı başında beklenen küresel talep kaybı, geçmişte petrol fiyatlarının sert yükseldiği 2011 ve 2022 dönemlerinden bile daha güçlü bir zayıflamaya işaret ediyor. Bu durum, piyasanın alışık olduğu “yüksek fiyat-yüksek talep” döngüsünün kırılabileceğine dair önemli bir sinyal olarak değerlendiriliyor.
Talep daralmasının en yoğun hissedildiği bölgeler ise fiyat hassasiyetinin yüksek olduğu Asya ve Afrika’daki gelişmekte olan ekonomiler. Bu ülkelerde enerji maliyetlerindeki artış, tüketimi daha hızlı baskılarken küresel talep görünümünü de aşağı çekiyor.
Öte yandan, petrol piyasasında yalnızca arz ve talep dengesi değil, jeopolitik gelişmeler de belirleyici olmaya devam ediyor. Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarındaki herhangi bir aksama, kısa vadede fiyatları yukarı çekebilecek potansiyele sahip. Ancak Goldman Sachs’ın vurguladığı gibi, arzın hızlı toparlanması durumunda bu tür şokların etkisi sınırlı kalabilir.
Genel tabloya bakıldığında, petrol piyasası 2026’ya doğru ilerlerken net bir yön bulmakta zorlanıyor. Talep zayıflığı fiyatları aşağı çekerken, jeopolitik riskler ve arz kesintileri yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Bu çift yönlü risk yapısı, yatırımcılar açısından daha temkinli ve veri odaklı bir yaklaşımı zorunlu kılıyor.











