14 Bin Puanın Üzerinde Tutunmak Neden Önemli?
2026 yılına 11.268 puandan başlayan BIST 100 Endeksi, 18 Şubat’ta 14.532 puana kadar yükselerek Türk Lirası bazında tarihi zirvesini gördü. Yılbaşından bu yana yüzde 22,38’lik getiri sağlayan endeks, yalnızca yurtiçindeki yatırım araçları arasında değil, küresel borsalar liginde de dikkat çekici bir performans sergiledi. Bu performansla Borsa İstanbul, Korea Exchange’in ardından yılın en çok kazandıran ikinci borsası konumuna yerleşti. Ancak manşet rakamların arkasına bakıldığında tablo daha temkinli okunmayı hak ediyor.
Endeksteki yükselişin genele yayılmadığı net biçimde görülüyor. BIST 100 bünyesindeki 100 hisseden yalnızca 35’i endeksin üzerinde performans gösterebildi. Başka bir ifadeyle hisselerin yüzde 65’i endeksin gerisinde kaldı. Üstelik 22 hisse yılbaşındaki seviyesinin altına inerken, 21 hisse yüzde 10-20 aralığında getiri sağladı. 20 hisse ise yalnızca yüzde 1-10 bandında kazandırdı. Bu dağılım, endeksi yukarı taşıyan hareketin geniş tabanlı bir boğa piyasasından ziyade, ağırlığı yüksek sınırlı sayıdaki hissede yoğunlaşan güçlü alımlardan kaynaklandığını gösteriyor.
Son dönemde artan yabancı yatırımcı ilgisi de bu ayrışmada belirleyici oldu. Yabancı girişlerinin özellikle likiditesi yüksek ve endeks ağırlığı fazla olan hisselerde yoğunlaşması, endeksin tarihi zirveye taşınmasını sağlarken yükselişin tabana yayılmasını sınırladı. Bu durum teknik olarak endeksi güçlü gösterse de, piyasa sağlığı açısından temkinli olunması gerektiğine işaret ediyor. Çünkü sürdürülebilir yükselişler genellikle sektörler arası dengeli katılımla desteklenir.
Jeopolitik cephede ise riskler masada kalmaya devam ediyor. ABD ile İran arasındaki gerilimin sıcak çatışmaya dönüşüp dönüşmeyeceğine dair belirsizlik, küresel risk iştahını baskılıyor. Tarafların Cenevre’de gerçekleştireceği görüşmelerden çıkacak sonuç, sadece emtia fiyatlarını değil gelişmekte olan ülke piyasalarını da doğrudan etkileyebilir. Türkiye gibi jeopolitik risk primine duyarlı piyasalarda bu tür başlıklar fiyatlamalar üzerinde çarpan etkisi yaratabiliyor.
Öte yandan ABD’de devam eden Halkbank davasının 3 Mart’a ertelenerek yeniden gündeme gelmesi, uzun süredir devam eden belirsizliğin sonlanabileceği beklentisini artırdı. Olası bir kararın çıkması, yıllardır fiyatlanan hukuki riskin netleşmesi açısından kritik olabilir. Bu durum özellikle bankacılık hisselerinde volatilite yaratma potansiyeline sahip.
Küresel endeks sağlayıcısı MSCI’nin halka açıklık oranını gerekçe göstererek bazı Türk hisselerini standart endekse yükseltmemesi ise kısa vadede satış baskısı yarattı. Endekste ağırlığı yüksek hisselerde görülen bu satışlar, teknik görünümü zayıflattı. Teknik açıdan bakıldığında 14 bin puan seviyesi kritik eşik konumunda. Endeksin bu seviyenin altına sarkması halinde kısa vadede 13.555 puan desteğine doğru geri çekilme riski gündeme gelebilir. Satış baskısının hafiflemesi ve yeniden ivme kazanılması için endeksin 14 bin puanın üzerinde kalıcı olması gerekiyor.
Mevcut tablo, güçlü bir performansın ardından hassas bir dengeye işaret ediyor. Bir yanda yabancı ilgisi, bilanço beklentileri ve alternatif yatırım araçlarına kıyasla cazip çarpanlar; diğer yanda jeopolitik riskler, hukuki belirsizlikler ve teknik eşikler bulunuyor. Eğer 14 bin puan üzerinde kalıcılık sağlanır ve yükseliş daha geniş hisse gruplarına yayılırsa, yeni zirveler şaşırtıcı olmayacaktır. Ancak aksi senaryoda kısa vadeli düzeltme hareketleri sağlıklı bir soluklanma süreci olarak da okunabilir.
Sonuç olarak BIST 100 tarihi zirvesine ulaşmış olsa da, asıl soru yükselişin ne kadarının tabana yayılacağı ve 14 bin puan üzerindeki tutunmanın kalıcı olup olmayacağıdır. Önümüzdeki günlerde hem jeopolitik gelişmeler hem de teknik seviyeler piyasanın yönünü belirleyecek.











