New York borsası Çarşamba günü karışık bir seyirle kapandı. Yatırımcılar bir yanda ABD’nin şubat ayı enflasyon verisinin beklentilerle örtüşmesini olumlu karşılarken diğer yanda Orta Doğu’daki tırmanma ve sıçrayan petrol fiyatlarını yakından takip etti.
Günün sonunda Dow Jones endeksi %0,61 gerileyerek 47.417,27 puana inerken S&P 500 %0,80 düşüşle 6.775,80 puana geriledi. Teknoloji ağırlıklı Nasdaq ise %0,80 yükselişle 22.716,13 puana çıkarak günü pozitif tamamlayan tek büyük endeks oldu. Bu ayrışma, yatırımcıların risk iştahının teknoloji hisselerinde korunduğuna, ancak geleneksel sektörlerde temkinli bir tutumun sürdüğüne işaret ediyor.
Enflasyon cephesinde Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) şubatta aylık %0,3, yıllık %2,4 artışla piyasa beklentilerine tam olarak uydu. Yıllık enflasyon, Mayıs 2025’ten bu yana en düşük seviyesini korumaya devam etti. Fed’in %2 hedefine yaklaşan bu seyir, faiz indirim beklentilerini canlı tutuyor. Ancak analistler önemli bir uyarıyı da beraberinde getirdi: Şubat verileri, petrol fiyatlarında bu ay yaşanan sert yükselişin etkilerini henüz yansıtmıyor. Mart ve sonrasında enflasyonun yeniden ivme kazanıp kazanmayacağı merak konusu olmaya devam ediyor.
Piyasaların gündemine damga vuran diğer başlık ise Orta Doğu’daki gerilimin yeni bir boyut kazanmasıydı. ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışmaya ilişkin çelişkili açıklamalar hafta başından bu yana petrol fiyatlarını dalgalandırıyordu. ABD Başkanı Donald Trump, “İran’da hedef alınacak neredeyse hiçbir şey kalmadığını” ve son sözü kendisinin söyleyeceğini vurgulayarak mesajını sertleştirdi. Aynı saatlerde ABD basınında çıkan haberlere göre Trump yönetimi, arz sıkışıklığını hafifletmek için Soğuk Savaş döneminden kalma Savunma Üretim Yasası’nı devreye sokarak California kıyılarında petrol üretimini yeniden başlatmayı planlıyor.
Tüm bu gelişmeler ham petrol fiyatlarını sert şekilde yukarı taşıdı. Brent ham petrolün varil fiyatı yaklaşık %6 artışla 92,84 dolara, Batı Teksas türü (WTI) ham petrol ise %6’ya yakın yükselişle 88,31 dolara ulaştı. Artan petrol fiyatları, ulaşım ve üretim maliyetleri üzerinden enflasyona yansıyabileceği için Fed’in faiz politikasını yeniden karmaşık bir denkleme sokma potansiyeli taşıyor.
Bu tabloya Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) da müdahil oldu. IEA Başkanı Fatih Birol, üye ülkelerin 400 milyon varillik stratejik petrol rezervini piyasaya sürme konusunda anlaşmaya vardığını açıkladı. Kurum tarihindeki en yüksek rezerv salımı olma özelliğini taşıyan bu karar, fiyat baskısını kısmen dengelemek amacıyla alınmış görünüyor; ancak jeopolitik belirsizlik devam ettiği sürece piyasalardaki oynaklığın süreceği değerlendiriliyor.
Mali denge tarafında ise ABD federal bütçe açığı şubatta %0,2 artışla 307,5 milyar dolara yükseldi. Vergi indirimleri ve savunma harcamalarına yönelik tartışmaların sürdüğü bir ortamda bu rakam, uzun vadeli borç sürdürülebilirliğine dair kaygıları canlı tutmaya devam ediyor.
Sonuç olarak Wall Street, birbiriyle yarışan iki anlatı arasında sıkışmış görünüyor: enflasyonun yavaşladığına dair temkinli iyimserlik ile jeopolitik risklerin ve yükselen enerji maliyetlerinin yarattığı belirsizlik. Önümüzdeki haftalarda açıklanacak mart enflasyon verisi ve Orta Doğu’daki gelişmeler, bu dengenin hangi yöne evrileceğini belirleyecek.











