Türkiye piyasaları dün siyasi kaynaklı bir şok yaşadı. CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin “mutlak butlan” kararı, borsada sert satış baskısına yol açtı. BIST 100 endeksi gün içinde %6’yı aşan düşüşle devre kesiciye çarptı ve 13.164 puandan kapandı. Bankacılık endeksi ise %8,6’lık kayıpla en çok zarar gören sektör oldu.
Bu gelişmeyle birlikte Türkiye’nin 5 yıllık CDS primi (kredi risk primi) 261 baz puana yükselerek son 6 haftanın zirvesini gördü. Dolar/TL tarafında ise beklenenin aksine büyük bir hareket yaşanmadı. Piyasa kaynaklarına göre bunun en önemli nedeni, kamu bankalarının kararın hemen ardından piyasaya 5-6 milyar dolar (bazı tahminlere göre 7,5 milyar dolar) seviyesinde döviz satışı yapmasıydı. Bu müdahale, TL’yi savunmak ve döviz kuru oynaklığını sınırlamak amacıyla gerçekleştirildi.
Bugün ise piyasalarda kısmi bir toparlanma gözleniyor. BIST 100 13.500 puan üzerinde tutunmaya çalışırken, CDS primi 243,87 seviyesine geriledi. Ancak dün yaşananlar, siyasi belirsizliklerin ekonomik istikrarı ne kadar hızlı bozabileceğini bir kez daha gösterdi. Özellikle bankacılık hisselerindeki derin düşüş, yatırımcıların finans sektörüne yönelik kaygılarını net şekilde yansıttı.
JPMorgan analistleri, bu tür siyasi sarsıntıların Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı (TCMB) daha sıkı bir politika duruşuna itebileceğini belirtiyor. Analistlere göre TCMB, gösterge faizi %40 seviyesine kadar yükseltebilir. Bu beklenti, enflasyonla mücadelede kararlılığın sürdüğünü gösterse de, aynı zamanda ekonominin kırılganlığına işaret ediyor.
Kamu bankalarının yoğun döviz satışı kısa vadede piyasayı sakinleştirmiş olsa da, bu tür müdahalelerin sürdürülebilir olmadığı aşikar. Döviz rezervleri üzerindeki baskı artarken, asıl çözüm siyasi ve hukuki öngörülebilirliğin sağlanmasıdır. Yatırımcılar artık sadece ekonomik verilere değil, yargı kararlarından siyasi gelişmelere kadar geniş bir belirsizlik yelpazesine odaklanmak zorunda kalıyor.
Sonuç olarak, dün yaşananlar Türkiye ekonomisinin siyasi risklere ne kadar duyarlı olduğunu ortaya koydu. Borsa ve CDS primindeki hızlı hareketler, hem yerli hem de yabancı yatırımcıların risk iştahının sınırlı olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki günlerde ekonomi yönetiminin atacağı adımlar ve siyasi arenadaki gelişmelerin seyri, piyasaların yönünü belirleyecek en kritik unsurlar olacak. Uzun vadeli istikrar için hukuki güvenliğin ve öngörülebilirliğin güçlendirilmesi şarttır.











