Petrolde Jeopolitik Risk ve Arz Fazlası Endişesi Aynı Anda Fiyatlanıyor

Petrol, ABD-İran görüşmeleri ve OPEC+ üretim planları arasında dalgalanırken jeopolitik risk primi korunuyor.

Petrol fiyatları Asya seansında dar bantta hareket ederken, piyasaların odağında hem Orta Doğu’daki olası arz kesintileri hem de küresel arz artışı beklentileri yer aldı. Çin ve ABD’deki piyasa tatilleri nedeniyle işlem hacimlerinin düşük seyretmesi fiyat hareketlerini sınırlarken, Japonya’dan gelen zayıf büyüme verileri talep tarafına ilişkin endişeleri yeniden gündeme taşıdı. Nisan vadeli Brent petrol vadeli işlemleri Türkiye saatiyle 05.15 itibarıyla varil başına 67,65 dolara gerileyerek yüzde 0,2 düşüş kaydetti.

Piyasalarda ana gündem maddesi, ABD ile İran arasında yeniden başlayan nükleer müzakereler oldu. Taraflar Şubat ayı başında yeniden masaya oturmuştu ve bu hafta İsviçre’de ikinci tur görüşmelerin yapılması bekleniyor. Ancak diplomatik temasların sürdüğü bir dönemde Washington yönetiminin Orta Doğu’ya ikinci bir uçak gemisi konuşlandırması ve görüşmelerin başarısız olması halinde Tahran’a karşı uzun süreli askeri operasyon hazırlığı yapması, risk algısını canlı tutuyor. ABD Başkanı Donald Trump da İran’a anlaşmayı kabul etmesi yönünde sert uyarılarda bulunarak askeri seçeneklerin masada olduğunu yineledi.

İranlı yetkililer ise hafta sonu yaptıkları açıklamalarda, ABD’nin yaptırımlarının kaldırılması karşılığında nükleer program konusunda uzlaşmaya açık olduklarını belirtti. Bu mesaj, piyasalarda temkinli bir iyimserlik yaratsa da, olası bir anlaşmazlık durumunda İran petrol üretiminin sekteye uğrayabileceği beklentisi fiyatlarda risk priminin korunmasına neden oluyor. Son haftalarda petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü hareketin temel nedenlerinden biri de bu jeopolitik belirsizlik olmuştu.

Öte yandan arz tarafında farklı bir dinamik devreye giriyor. OPEC+, Nisan ayından itibaren üretim artışlarına devam etmeyi planlıyor. OPEC+‘in 1 Mart’ta gerçekleştireceği toplantı öncesinde gelen bu sinyal, piyasada oluşan jeopolitik risk primini kısmen dengeledi. Üretim artışı kararı, üye ülkelerin son dönemde yükselen fiyatlardan daha fazla gelir elde etmesini sağlayabilir; ancak uzun vadede artan arzın fiyatlar üzerinde baskı oluşturması bekleniyor.

2025 yılı boyunca petrol piyasalarında arz fazlası endişeleri belirleyici olmuştu. OPEC+ geçen yıl üretimi kademeli olarak artırmış, ancak Aralık ayında kalıcı arz fazlası riskleri nedeniyle artışlara ara vermişti. Buna karşın 2026’nın ilk aylarında Orta Doğu’daki jeopolitik tansiyonun yükselmesi, fiyatların altı ayın en yüksek seviyelerine çıkmasına yol açtı. Küresel ekonomide dayanıklılığa işaret eden veriler de talep görünümünü destekleyerek düşüşleri sınırladı.

Ancak Japonya’dan gelen zayıf büyüme verileri ve Asya piyasalarındaki düşük işlem hacmi, talep tarafında kırılganlığın sürdüğüne işaret ediyor. Küresel ekonomik ivmede yavaşlama sinyalleri güçlenirse, üretim artışıyla birleşen bu tablo petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskıyı artırabilir. Buna karşılık ABD-İran hattında yaşanabilecek olası bir gerilim artışı veya anlaşmazlık, piyasada yeniden güçlü bir jeopolitik risk primi oluşmasına neden olabilir.

Sonuç olarak petrol piyasası, bir yanda jeopolitik belirsizlikler ve olası arz kesintileri, diğer yanda OPEC+’ın üretim artışı planları ve talep endişeleri arasında sıkışmış durumda. Önümüzdeki günlerde İsviçre’de yapılacak görüşmelerin seyri ve 1 Mart’taki OPEC+ toplantısından çıkacak kararlar, fiyatların yönü açısından belirleyici olacak.