Küresel petrol piyasaları, Orta Doğu’da artan jeopolitik risklerin etkisiyle yukarı yönlü seyrini sürdürüyor. Özellikle ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukayı uzatabileceğine dair haber akışı, arz tarafında ciddi kesinti ihtimalini gündeme taşıyarak fiyatları destekliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik baskıyı artıracak yeni adımlar için hazırlık talimatı verdiğine yönelik iddialar, piyasada risk algısını belirgin şekilde yükseltmiş durumda.
Söz konusu ablukanın, İran’ın limanlarına yönelik deniz trafiğini sınırlandırarak ülkenin petrol ihracatını sekteye uğratmayı hedeflediği belirtiliyor. Bu gelişme, halihazırda kırılgan olan küresel enerji arz dengesi üzerinde ilave baskı oluşturuyor. İran’ın enerji ihracatındaki olası düşüş, özellikle Asya ve Avrupa pazarlarında tedarik zincirlerini zorlayabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor.
Fiyat cephesinde ise yukarı yönlü hareket dikkat çekiyor. Brent petrolün Haziran vadeli kontratları varil başına 111 dolar seviyelerinde işlem görürken, ABD Batı Teksas tipi ham petrol (WTI) 100 dolar sınırına yakın seyrediyor. Bu seviyeler, piyasanın arz risklerini ciddi şekilde fiyatladığını gösteriyor.
Bölgedeki en kritik unsurlardan biri olan Hürmüz Boğazı üzerindeki gelişmeler ise fiyatlar açısından belirleyici olmaya devam ediyor. Küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık %20’sinin geçtiği bu stratejik geçitte İran’ın trafik kısıtlamalarına gitmesi, piyasalarda arz kesintisi endişelerini daha da derinleştiriyor. Her ne kadar ABD ile İran arasında çatışmalarda geçici bir ateşkes sağlanmış olsa da, taraflar arasında kalıcı bir çözümün henüz bulunamaması belirsizliği artırıyor.
Arz tarafındaki bu sıkılaşma sinyalleri, stok verileriyle de destekleniyor. American Petroleum Institute tarafından açıklanan verilere göre, ABD ham petrol stokları 24 Nisan ile sona eren haftada 1 milyon 790 bin varil azaldı. Aynı dönemde benzin stoklarında 8 milyon 470 bin varillik, damıtılmış ürünlerde ise 2 milyon 600 bin varillik düşüş yaşandı. Bu veriler, talebin güçlü seyrettiğini ve piyasadaki arzın giderek sıkılaştığını ortaya koyuyor.
Genel tabloya bakıldığında, petrol piyasasında yükseliş eğiliminin sadece jeopolitik risklerden değil, aynı zamanda güçlü talep ve azalan stoklardan beslendiği görülüyor. Kısa vadede fiyatların yönü büyük ölçüde Orta Doğu’daki gelişmelere bağlı kalmaya devam edecek. Özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek olası bir daha ciddi aksama, petrol fiyatlarını çok daha yüksek seviyelere taşıyabilecek potansiyele sahip. Bunun yanında, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları sıkılaştırması durumunda küresel arz açığının daha da büyümesi beklenebilir. Bu da enerji fiyatları üzerinden enflasyon baskısını artırarak küresel ekonomiyi doğrudan etkileyebilecek bir risk olarak öne çıkıyor.











