Küresel piyasalarda haftanın ilk işlem gününde altın fiyatları, güçlenen ABD doları ve yükselen tahvil getirilerinin etkisiyle düşüş eğilimine girdi. Jeopolitik cephede yeniden tırmanan ABD-İran gerilimi, enerji fiyatlarını yukarı çekerken, bu durumun tetiklediği enflasyon endişeleri finansal varlıklar üzerinde karmaşık bir baskı oluşturdu.
Spot altın, TSİ 06:30 itibarıyla %0,7 düşüşle 4.794 dolar/ons seviyesine geriledi. Günün erken saatlerinde ise fiyatlar, 13 Nisan’dan bu yana en düşük seviyeyi test etti. Piyasalar geçtiğimiz hafta ABD ile İran arasında sağlanan ateşkesi olumlu karşılamıştı ancak son gelişmeler, bu iyimserliğin kısa sürdüğünü gösterdi. Ateşkesin bozulabileceğine yönelik sinyaller, yatırımcıların yeniden temkinli pozisyon almasına yol açtı.
Öte yandan, Hürmüz Boğazı’nın yeniden kapandığına dair haberler petrol fiyatlarında sert yükselişi beraberinde getirdi. Enerji maliyetlerindeki bu artış, küresel ölçekte enflasyon beklentilerini yukarı çekerken, yatırımcıların faiz oranlarının daha uzun süre yüksek kalacağı yönündeki beklentilerini güçlendirdi. Bu gelişme, doğrudan ABD tahvil getirilerinin yükselmesine ve doların değer kazanmasına neden oldu.
Altın genellikle enflasyona karşı korunma aracı olarak görülse de, yüksek faiz ortamı getirisi olmayan altının cazibesini azaltıyor. Bu nedenle son dönemde altın fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı artmış durumda. Nitekim, ABD ve İsrail’in Şubat ayı sonunda İran’a yönelik saldırılar başlatmasından bu yana, altın fiyatlarının yaklaşık %8 oranında değer kaybettiği dikkat çekiyor.
Diğer değerli metallerde de benzer bir tablo gözlendi. Gümüş %0,5 düşüşle 80,36 dolar/ons, platin yatay seyirle 2.103 dolar, paladyum ise %0,1 gerileyerek 1.556 dolar/ons seviyesine indi. Bu hareketler, genel olarak değerli metallerde dolar baskısının sürdüğüne işaret ediyor.
Analistler, önümüzdeki süreçte altının yönünü belirleyecek en önemli faktörün küresel risk algısı ve jeopolitik gelişmeler olacağını belirtiyor. Özellikle ABD ile İran arasında yürütülebilecek olası yeni ateşkes görüşmeleri, piyasaların yönü açısından kritik önemde görülüyor. Bununla birlikte, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz politikası ve enflasyon verileri de altın fiyatları üzerinde belirleyici olmaya devam edecek.
Kısa vadede piyasada dikkat çeken en önemli unsur, jeopolitik risklerin artmasına rağmen altının yükselmek yerine gerilemesi. Bu durum, “güvenli liman” algısının tek başına yeterli olmadığını, faiz ve dolar etkisinin daha baskın hale geldiğini ortaya koyuyor. Eğer petrol fiyatlarındaki yükseliş kalıcı olur ve enflasyon beklentileri daha da güçlenirse, bu senaryo altın üzerinde baskının devam etmesine yol açabilir. Ancak jeopolitik risklerin daha sert bir krize dönüşmesi durumunda, altının yeniden güçlü bir yükseliş trendine girmesi de olasılıklar arasında yer alıyor.











