Küresel piyasalar, bir süredir yapay zekâ ve teknoloji şirketleri öncülüğünde oluşan güçlü rallinin ardından yeniden temkinli bir döneme girmiş durumda. Yüksek değerleme tartışmalarının alevlenmesi, şirket bazlı olumsuz haber akışı ve bugün açıklanacak ABD enflasyon verisi öncesinde artan belirsizlik, yatırımcıları risk azaltmaya yöneltti. Özellikle yüksek çarpanlarla işlem gören teknoloji ve yapay zekâ hisselerinde satış baskısının artması, piyasadaki kırılganlığın temel göstergesi olarak öne çıkıyor.
Şirket haberleri bu kırılganlığı tetikleyen başlıca unsurlar arasında yer aldı. Apple’ın Siri güncellemesinde gecikme ihtimali ve Meta’ya ilişkin yanlış muhasebe iddiaları, zaten tartışılan “yüksek değerleme” sorununu yeniden gündeme taşıdı. Bu gelişmeler, yatırımcıların kâr realizasyonuna yönelmesine ve teknoloji hisselerinde satış dalgasının hızlanmasına neden oldu. Yapay zekâ temalı hisselerdeki fiyatlamaların büyük ölçüde geleceğe dönük beklentilere dayanması, en küçük olumsuz haberde dahi sert düzeltmelere zemin hazırlıyor.
Makroekonomik tarafta ise tablo daha karmaşık. ABD’de açıklanan tarım dışı istihdam verisinin beklentilerin üzerinde gelmesi ilk etapta ekonomik dayanıklılık algısını destekledi. Ancak detaylara bakıldığında istihdam artışının ağırlıklı olarak sağlık sektöründe yoğunlaşması ve imalat tarafında sınırlı kalması, büyümenin kalitesine dair soru işaretlerini artırdı. Bu durum, güçlü manşet veriye rağmen yapısal kırılganlıkların sürdüğüne işaret ediyor.
Piyasa fiyatlamaları, Federal Reserve’in mart ayında faizleri sabit tutacağı yönündeki beklentinin güçlü kaldığını gösteriyor. Ancak haziran ayında faiz indirimi ihtimalinin yüzde 77’ye gerilemesi, gevşeme sürecine dair beklentilerin bir miktar ötelenmeye başladığını ortaya koyuyor. Bugün açıklanacak enflasyon verisi bu denklemin kilit parçası olacak. Beklentiler, ocak ayında aylık TÜFE artışının yüzde 0,3, yıllık enflasyonun ise yüzde 2,5 seviyesinde gerçekleşeceği yönünde. Beklentilerin üzerinde gelecek bir veri, faiz indirim sürecini daha da öteleyebilir ve teknoloji hisselerinde yeni bir baskı dalgası yaratabilir.
Tahvil piyasasında ise riskten kaçış eğilimi dikkat çekiyor. ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 4,09’a kadar gerileyerek son aylardaki en düşük seviyesini görmesi, yatırımcıların güvenli liman talebini artırdığını gösterdi. Şu sıralarda yüzde 4,11 seviyesinde dengelenen faizler, piyasanın enflasyon verisi öncesinde temkinli pozisyon aldığını yansıtıyor. İlginç olan, faiz indirimi beklentilerinin bir miktar zayıflamasına rağmen tahvil talebinin sürmesi; bu durum büyümeye dair soru işaretlerinin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.
Döviz tarafında ise dolar endeksi 96,9 seviyesine yükselerek güç kazandı. Fed’e ilişkin gevşeme beklentilerinin kısmen azalması doları desteklerken, yeni işlem gününde yatay bir seyir izleniyor. Doların güçlenmesi, özellikle gelişmekte olan ülke varlıkları üzerinde baskı yaratabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor.
Jeopolitik cephede de tansiyon tamamen düşmüş değil. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la anlaşma mesajı vermesine rağmen “anlaşma olmazsa ikinci aşamaya geçeriz” şeklindeki ifadeleri, belirsizliğin sürdüğünü gösteriyor. Ayrıca ABD ile Rusya arasında kapsamlı bir ekonomik iş birliği paketi üzerinde çalışıldığı ve Rusya’nın yeniden doları benimseyebileceğine dair haber akışı, küresel para sistemi ve enerji piyasaları açısından dikkatle izleniyor.
Sonuç olarak piyasalar iki güçlü eksen arasında sıkışmış durumda: Bir yanda yapay zekâ temalı büyüme hikâyesi ve şirket kârlılık beklentileri, diğer yanda enflasyon ve faiz patikasına dair makro gerçeklik. Bugün açıklanacak enflasyon verisi, yalnızca Fed’in yol haritası açısından değil, teknoloji hisselerinin kaderi açısından da belirleyici olabilir. Eğer enflasyon beklentilere paralel ya da altında gelirse, son satış dalgası kısa vadeli bir düzeltme olarak kalabilir. Ancak yukarı yönlü sürpriz, değerlemelerin yeniden sorgulanmasına ve küresel risk iştahının belirgin biçimde zayıflamasına yol açabilir. Piyasalar için kritik eşik artık büyüme değil, fiyat istikrarının kalıcı olarak sağlanıp sağlanamayacağıdır.











