İhracat Büyüyor, Açık Derinleşiyor: Türkiye’nin Dış Ticarette Zorlu Dengesi

İhracat artıyor ancak ithalat daha hızlı yükseliyor; Türkiye 2025’i 92 milyar dolarlık dış ticaret açığıyla kapattı.

Türkiye ekonomisinin kronik sorunlarından biri olan dış ticaret açığı, 2025 yılında da tüm ağırlığıyla kendini hissettirmeye devam etti. TÜİK’in açıkladığı Aralık ayı verileri, ihracatta güçlü bir artış yaşandığını ortaya koysa da, ithalatın daha hızlı yükselmesi nedeniyle açığın daralmadığını, aksine genişlediğini gösteriyor. Aralık ayında ihracat yüzde 12,7 artarak 26,4 milyar dolara çıkarken, ithalatın yüzde 10,7 artışla 35,7 milyar dolara ulaşması, dış ticaret dengesindeki kırılgan yapının sürdüğünü bir kez daha kanıtladı.

Ortaya çıkan 9,3 milyar dolarlık aylık dış ticaret açığı, tek başına bile ekonominin ne kadar yoğun bir döviz ihtiyacı içinde olduğunu anlatmaya yetiyor. Yıl geneline bakıldığında ise tablo daha netleşiyor. 2025 yılında ihracat 273,4 milyar dolara yükselmesine rağmen ithalatın 365,4 milyar dolara çıkması sonucunda toplam dış ticaret açığı 92 milyar dolar oldu. Bu rakam, üretim yapısında ithalata bağımlılığın hâlâ yüksek olduğunu ve ihracattaki artışın tek başına yeterli olmadığını gösteriyor.

İhracatın ithalatı karşılama oranının yıl genelinde yüzde 74,8’e gerilemiş olması da dikkat çekici bir detaydır. Bu oran, Türkiye’nin kazandığı her 100 dolarlık ihracata karşılık yaklaşık 134 dolarlık ithalat yaptığı anlamına geliyor. Başka bir ifadeyle, ekonomide büyüme sağlanırken dahi önemli miktarda dış kaynak kullanılıyor.

Sektörel kompozisyona bakıldığında, ihracatın yüzde 93,2’sinin imalat sanayinden gelmesi, Türkiye’nin sanayi üretiminde belli bir kapasiteye sahip olduğunu ortaya koyuyor. Ancak bu olumlu tabloya rağmen imalat sanayinin büyük ölçüde ithal ara mallarına dayanması, yapısal bir çelişki yaratıyor. Nitekim ithalatın yüzde 65,4’ünün ara mallarından oluşması, üretimin önemli kısmının dışa bağımlı girdilerle yapıldığını açıkça gösteriyor. Bu durum, ihracat arttıkça ithalatın da artmasına neden olan kısır döngünün temel kaynağıdır.

Enerji ve altın hariç tutulduğunda dahi aralık ayında 2,7 milyar dolarlık açık verilmesi, sorunun yalnızca enerji faturasıyla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Elbette enerji ithalatı Türkiye’nin cari dengesi üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor, ancak asıl mesele yüksek teknolojili ürünlerde ve stratejik ara mallarında yeterli yerli üretimin sağlanamaması.

Ülke bazlı veriler de önemli ipuçları sunuyor. İhracatta Almanya’nın ilk sırada yer alması, Türkiye’nin Avrupa pazarıyla güçlü bağlarını koruduğunu gösteriyor. Ancak ithalatta Çin’in açık ara lider olması ve yıl genelinde yaklaşık 50 milyar dolarlık ithalat yapılması, Türkiye’nin Uzak Doğu kaynaklı ürünlere olan bağımlılığını gözler önüne seriyor. Bu tablo, sanayide rekabet gücü açısından da uzun vadeli riskler barındırıyor.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilerde ihracatın aylık bazda yüzde 5,2 artması olumlu bir sinyal olarak görülebilir. Ancak aynı dönemde ithalatın da artmaya devam etmesi, bu olumlu sinyalin etkisini sınırlıyor. Türkiye ekonomisi, adeta gaza bastıkça daha fazla yakıt tüketen bir motor gibi çalışıyor.

Buradan çıkarılabilecek en net sonuç şudur: Türkiye’nin ihracat artışı sevindirici olmakla birlikte, niteliksel bir dönüşüm sağlanmadığı sürece dış ticaret açığını kalıcı biçimde azaltmak mümkün değildir. Katma değeri yüksek, teknoloji yoğun üretime geçiş; yerli ara malı üretiminin teşvik edilmesi; enerji bağımlılığını azaltacak yatırımlar ve sanayi politikalarının güçlendirilmesi artık tercih değil zorunluluktur.

Aksi halde her yıl “rekor ihracat” manşetleri atılırken, arka planda büyüyen dış ticaret açığı ekonominin kırılganlığını artırmaya devam edecektir. Rakamlar bize şunu söylüyor: Türkiye ihracat yapıyor, üretiyor, çalışıyor; ancak kendi kendine yeten bir üretim yapısına henüz ulaşabilmiş değil. Gerçek başarı, yalnızca daha fazla satmak değil, sattığını büyük ölçüde kendi kaynaklarınla üretebilmektir. Bu hedefe ulaşılmadığı sürece dış ticaret açığı, Türkiye ekonomisinin en zayıf halkalarından biri olmaya devam edecektir.