Hürmüz Boğazı’nda Gerilim Tırmanıyor: İran 10’dan Fazla Petrol Tankerini Vurduğunu Açıkladı

İran, Hürmüz’de geçiş yasağına uymayan 10’dan fazla petrol tankerini vurduğunu açıkladı, küresel risk arttı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının başlamasının ardından Hürmüz Boğazı’nda geçiş yasağı ilan edildiğini ve bu yasağa rağmen bölgeden geçmeye çalışan 10’dan fazla petrol tankerinin vurularak kullanılamaz hale getirildiğini duyurdu. Yarı resmi Fars Haber Ajansı tarafından Devrim Muhafızları kaynak gösterilerek yayımlanan haberde, uyarıları dikkate almayan tankerlerin çeşitli mühimmatlarla hedef alındığı belirtildi.

Açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın artık “savaş koşulları” altında olduğu ve bölgede füze saldırıları ya da kontrolsüz insansız hava araçları nedeniyle gemilere zarar gelme riskinin yüksek olduğu ifade edildi. Bu nedenle sivil ve ticari gemilerin bölgeden geçmemesi gerektiği vurgulandı. İran donanması daha önce yaptığı duyuruda, ABD-İsrail saldırıları nedeniyle boğazın gemi trafiğine kapatıldığını bildirmişti.

Hürmüz Boğazı, küresel enerji arzı açısından kritik bir geçiş noktası olarak biliniyor. Dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmı bu dar su yolundan geçiyor. Bu nedenle bölgede yaşanan askeri gerilim, yalnızca çatışmaya taraf ülkeleri değil, küresel piyasaları da doğrudan etkiliyor. Uzmanlara göre boğazın fiilen kapanması veya geçişlerin riskli hale gelmesi durumunda petrol fiyatlarında sert yükselişler ve tedarik zincirlerinde ciddi aksamalar görülebilir.

İran’ın bu hamlesi, askeri ve ekonomik açıdan yüksek risk barındırıyor. Uluslararası deniz hukuku çerçevesinde Hürmüz Boğazı, küresel deniz ticareti için açık tutulması gereken stratejik bir su yolu olarak kabul ediliyor. Bu nedenle tankerlerin hedef alınması, bölgesel çatışmanın daha geniş çaplı bir krize dönüşme ihtimalini artırabilir. Özellikle Körfez ülkeleri, Asya pazarları ve Avrupa enerji ithalatçıları açısından gelişmeler yakından izleniyor.

Öte yandan, saldırıya uğradığı belirtilen tankerlerin hangi ülkelere ait olduğu, can kaybı yaşanıp yaşanmadığı ve çevresel bir felaket riskinin bulunup bulunmadığına ilişkin ayrıntılar henüz netleşmiş değil. Denizcilik güvenliği uzmanları, olası petrol sızıntılarının çevresel ve ekonomik etkilerinin uzun yıllar sürebileceğine dikkat çekiyor.

Bölgedeki tansiyonun düşmemesi halinde, küresel enerji piyasalarında dalgalanmanın artması, sigorta maliyetlerinin yükselmesi ve alternatif tedarik rotalarına yönelim gibi sonuçlar gündeme gelebilir. Gelişmeler, hem diplomatik hem de askeri düzeyde yeni adımların atılabileceğine işaret ediyor.