Hürmüz Boğazı Kapatıldı: İran Geçmeye Çalışan Her Gemiye Ateş Açacak

İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma kararı, küresel petrol arzının yüzde 20'sini tehdit ederek dünya ekonomisini kriz eşiğine getirdi.

Dünya haritasına baktığınızda Hürmüz Boğazı’nı bulmak için büyütece ihtiyacınız olabilir. Basra Körfezi ile Umman Körfezi’ni birbirine bağlayan bu dar su yolu, en dar noktasında yalnızca 33 kilometre genişliğindedir. Ama bu küçücük coğrafyanın üzerinde taşıdığı ağırlık, dünyanın hiçbir başka noktasıyla kıyaslanamaz. Küresel petrol arzının yaklaşık yüzde yirmisi ve deniz yoluyla taşınan doğalgazın da yüzde yirmisi bu boğazdan geçiyor. Başka bir deyişle, dünyanın dört bir yanındaki fabrikalarda dönen çarkların, evlerdeki ısıtma sistemlerinin ve araçların yakıt deposunun önemli bir bölümü bu dar geçitten süzülüyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun boğazı kapattığını ve geçmeye çalışan gemileri ateş altına alacağını duyurması, yıllardır teorik olarak konuşulan bir senaryoyu gerçeğe dönüştürdü. Tanker trafiğinin normale göre dörtte birine, yani günlük 4 milyon varile gerilediği haberleri gelirken, küresel enerji piyasaları bu kısmi kapanmanın bile ne denli sarsıcı olabileceğini sahaya yansıtıyor.

Peki ya tam kapanma? JPMorgan’ın analistleri bu sorunun yanıtını çarpıcı bir veriyle ortaya koyuyor. Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Katar, Umman, Irak ve İran’ın toplam kara depolama kapasitesi yaklaşık 343 milyon varil. Kulağa büyük geliyor, ancak aynı analistler bu kapasitenin dolmasıyla birlikte bölge üreticilerinin üretime en fazla 25 gün daha devam edebileceğini öngörüyor. Bir aydan kısa bir süre; ve ardından petrol musluklarının kapanması kaçınılmaz hale geliyor.

Bu noktada meselenin salt ekonomik bir kriz olmadığını hatırlatmak gerekir. Katar’dan dünyaya dağıtılan doğalgaz da bu boğazdan geçiyor. Özellikle Asya’daki büyük ekonomiler olan Japonya, Güney Kore, Çin ve Hindistan, OPEC üyesi ülkelerden aldıkları petrolü yalnızca Hürmüz üzerinden taşıyabiliyor. Boğazın kapanması, bu ülkelerin enerji güvenliğini doğrudan tehdit ettiği için siyasi baskılar kaçınılmaz olarak devreye girecek.

Tarihsel olarak İran, Batı ile gerilimlerinin tırmandığı her dönemde Hürmüz’ü bir koz olarak masaya sürdü. 1980’lerdeki Tanker Savaşları’ndan 2010’ların başındaki nükleer müzakere dönemine kadar boğaz, müzakere masasındaki görünmez ama ağır bir koz olageldi. Bugün yaşanan ise bu kozu sahaya sürmek. Farkı büyük.

Küresel enerji piyasaları onlarca yıldır bu riski fiyatlamaya çalıştı; stratejik petrol rezervleri bu olasılık göz önünde bulundurularak oluşturuldu. Ama hiçbir rezerv, hiçbir alternatif güzergah şu an itibariyle Hürmüz’ün yerini tam anlamıyla alamıyor. Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı boru hattı kapasitesi günlük 5 milyon varil civarında; bu boğazdan geçen miktarın yalnızca küçük bir bölümünü karşılıyor. Gerisi için denizin ortasında bir çözüm bulunmak zorunda.

Sonuç olarak Hürmüz Boğazı, modern ekonominin en kritik ve en savunmasız halkasıdır. Bir kriz anında bu gerçek, ham petrol fiyatlarından market raflarındaki ürünlere kadar her yere yansır. Dünya bugün bu dersi bir kez daha, en ağır biçimde öğreniyor.