Piyasalarda “iyimserlik” dönemi; gözler enflasyon verisi ve merkez bankalarının adımlarında
Küresel piyasalarda haftanın son işlem gününe ABD’den gelen zayıf tarım dışı istihdam verisinin etkileri damga vurdu. Beklentilerin oldukça altında kalan istihdam rakamı, yatırımcılar tarafından ekonomik görünüm açısından olumsuz değerlendirilse de, ABD Merkez Bankası’nın (FED) daha az sıkı para politikası izleyebileceği beklentisini güçlendirdiği için piyasalarda “iyimserlik” anlayışını öne çıkardı. Bu nedenle özellikle değerli metaller güçlü yükseliş sergilerken, diğer finansal varlıklarda daha sınırlı fiyat hareketleri görüldü.
ABD’de haziran ayı tarım dışı istihdamının 113 bin kişi artması beklenirken yalnızca 57 bin kişilik artış gerçekleşti. Ayrıca mayıs ayına ilişkin istihdam verisi de 172 binden 129 bine revize edildi. Böylece istihdam piyasasında son aylarda belirginleşen yavaşlama eğilimi daha da güçlenmiş oldu. Buna karşın işsizlik oranının yüzde 4,3’ten yüzde 4,2’ye gerilemesi, ilk bakışta olumlu görünse de, bunun temel nedeninin iş gücüne katılım oranındaki düşüş olduğu değerlendiriliyor. Bu durum, işgücü piyasasında görünenden daha zayıf bir tablo oluştuğuna işaret ediyor.
Sektörel bazda bakıldığında 2020 yılından bu yana en büyük istihdam kaybının eğlence ve konaklama sektöründe yaşanması dikkat çekti. Perakende ticaret ve bilgi teknolojileri sektörlerinde de istihdam azalırken, sağlık ve sosyal yardım sektörleri istihdam yaratmaya devam ederek pozitif ayrıştı.
Son yıllardaki istihdam verileri de ABD ekonomisinde büyümenin giderek hız kestiğini ortaya koyuyor. 2021 yılında aylık yaklaşık 900 bin seviyelerine ulaşan istihdam artışı, 2022’de yaklaşık 750 bine, 2023’te 430 bine, 2024’te 240 bine ve 2025’te 110 bine kadar gerilemişti. 2026 yılında ise ocakta 160 bin, şubatta eksi 146 bin, martta 214 bin, nisanda 148 bin, mayısta 129 bin ve haziranda 57 bin kişilik istihdam artışı gerçekleşti. Bu tablo, FED’in uzun süredir uyguladığı sıkı para politikasının iş gücü piyasası üzerindeki etkilerinin giderek belirginleştiğini gösteriyor.
Piyasalarda oluşan beklentiye göre, ekonomik aktivitedeki yavaşlamaya rağmen enflasyonun da gerilemeye başlaması halinde FED’in para politikasında daha rahat hareket edebileceği düşünülüyor. Ancak enflasyonun yüksek kalmaya devam etmesi ve istihdamın aynı anda zayıflaması, FED açısından para politikası yönetimini daha karmaşık hale getirebilir. Bu nedenle önümüzdeki dönemde açıklanacak enflasyon verileri, para politikasının yönü açısından kritik önem taşımayı sürdürüyor.
Verinin ardından piyasalarda 2026 yılının kalan bölümüne ilişkin FED’in toplam faiz artırımı beklentisi 36 baz puandan 29,5 baz puana geriledi. Bu beklenti değişimi en güçlü şekilde altın ve gümüş fiyatlarına yansıdı. Ons altın yaklaşık yüzde 3, gümüş ise yaklaşık yüzde 4 yükselerek yatırımcıların güvenli liman arayışının güçlendiğini gösterdi. Döviz piyasasında ise dolar yaklaşık yüzde 0,5 değer kaybederken, ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,45 ile yüzde 4,48 bandında sınırlı hareket etti ve sabah saatlerinde yüzde 4,49 seviyelerinde işlem gördü.
Hisse senedi piyasalarında ise farklı dinamikler öne çıktı. Nasdaq endeksi yüzde 1,6 gerilerken, S&P 500 endeksi yatay bir görünüm sergiledi. Asya piyasalarında ise sabah saatlerinde daha olumlu bir tablo dikkat çekti. Japonya borsası yüzde 1,2, Hong Kong yüzde 1,6 yükselirken, Çin piyasaları yaklaşık yüzde 1,4 geriledi. ABD piyasalarının bugün kapalı olması nedeniyle küresel piyasalarda likiditenin ve işlem hacminin düşük seyretmesi bekleniyor.
Döviz piyasasında dolar/yen paritesi de dikkat çeken hareketlerden birini gerçekleştirdi. Dün 162,5 seviyelerinde bulunan parite, Japon ekonomi yönetiminden gelen destekleyici mesajların etkisiyle 161,1 seviyelerine geriledi.
Yurt içinde ise piyasaların odağında haziran ayı enflasyon verisi bulunuyor. Saat 10.00’da açıklanacak TÜFE verisinde aylık artışın yüzde 1,0 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Beklentilere paralel veya daha düşük gelecek bir veri, enflasyondaki yavaşlamanın devam ettiği algısını güçlendirerek TCMB’nin önümüzdeki dönemde faiz indirimlerine başlayabileceği beklentilerini destekleyebilir. Ayrıca enerji fiyatlarında son dönemde yaşanan gerileme de enflasyon görünümünü olumlu etkileyen unsurlar arasında yer alıyor.
Yatırımcıların takip ettiği gündem yalnızca enflasyonla sınırlı değil. 7-8 Temmuz’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi, 17 Temmuz’da Fitch Ratings’in, 24 Temmuz’da ise Moody’s’in Türkiye değerlendirmeleri, piyasaların yönü açısından önemli başlıklar arasında bulunuyor. Özellikle kredi derecelendirme kuruluşlarından gelebilecek olumlu mesajların, Türkiye’ye yönelik yabancı yatırımcı ilgisini artırabileceği değerlendiriliyor.
Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanlığı, dün gerçekleştirdiği 2 yıl vadeli altın cinsi devlet tahvili ve altına dayalı kira sertifikası (sukuk) ihraçlarıyla 6 aylık yüzde 0,40 kupon faizi üzerinden 7,8 ton altın karşılığı borçlanma gerçekleştirdi. Bu adım, alternatif finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve yastık altındaki altının ekonomiye kazandırılması açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Piyasalarda önümüzdeki dönemde ABD enflasyon verileri, FED’in faiz politikası, Türkiye’de enflasyonun seyri, TCMB’nin olası faiz adımları ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmeleri fiyatlamaların ana belirleyicileri olmaya devam edecek. Özellikle enflasyonda kalıcı düşüş sinyallerinin güçlenmesi halinde hem küresel risk iştahında hem de Türkiye piyasalarında olumlu görünümün daha geniş bir zamana yayılabileceği değerlendiriliyor.










