Küresel finans piyasaları bugün gözlerini ABD Merkez Bankası’nın (Fed) açıklayacağı faiz kararına çevirmiş durumda. Normal şartlarda piyasa beklentisinin faizlerin sabit bırakılması yönünde olduğu dönemlerde volatilitenin azalması beklenirken, bu kez tablo oldukça farklı. Çünkü yatırımcılar yalnızca faiz kararını değil, Fed’in vereceği mesajları, oy dağılımını ve gelecek döneme ilişkin ipuçlarını da fiyatlamaya çalışıyor. Bu nedenle tahvil piyasalarından döviz piyasalarına, hisse senetlerinden emtialara kadar hemen her varlık sınıfında temkinli bir bekleyiş hâkim.
Son dönemde ABD ekonomisinden gelen veriler, Fed’in kararını daha da zorlaştırıyor. Bir yandan enflasyon hedeflenen seviyelerin üzerinde kalmaya devam ederken diğer yandan iş gücü piyasası hâlâ güçlü görünümünü koruyor. Ekonomik aktivitede sert bir yavaşlama yaşanmaması ise Fed’in elini rahatlatan en önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. İşte tam da bu nedenle, piyasaların büyük bölümü faizlerin değişmeyeceğini düşünse de, sürpriz bir 25 baz puanlık faiz artışı ihtimali tamamen göz ardı edilmiyor.
Özellikle Citadel Securities ve PGIM gibi küresel finans kuruluşlarının bu ihtimale dikkat çekmesi, piyasalardaki tedirginliği daha da artırdı. Swap piyasalarında 25 baz puanlık faiz artışı olasılığının yaklaşık üçte bir seviyesinde fiyatlanması, yatırımcıların bu senaryoya karşı ciddi şekilde pozisyon aldığını gösteriyor. Belirsizliğin yüksek olduğu dönemlerde yatırımcıların korunma amaçlı işlemlere yönelmesi olağan bir durumdur. Ancak bu kez dikkat çeken nokta, hedging işlemlerinin rekor seviyelere ulaşmış olmasıdır. Bu durum, yalnızca faiz kararının değil, karar sonrasında yaşanabilecek sert fiyat hareketlerinin de beklendiğini ortaya koyuyor.
Fed’in gerçekten faiz artırması durumunda bunun etkisi yalnızca ABD ile sınırlı kalmayacaktır. Böyle bir karar, öncelikle ABD tahvil faizlerinin yükselmesine neden olabilir. Daha yüksek tahvil getirileri ise küresel sermayenin yeniden dolar varlıklarına yönelmesini sağlayabilir. Bunun sonucu olarak ABD doları güçlenebilir, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı artabilir ve küresel hisse senedi piyasalarında satış dalgası görülebilir.
Özellikle teknoloji şirketlerinin yoğun olduğu büyüme hisseleri, yüksek faiz ortamından en fazla etkilenen sektörler arasında yer alıyor. Çünkü gelecekte elde edilmesi beklenen nakit akımlarının bugünkü değeri yükselen faiz ortamında azalıyor. Bu nedenle olası bir faiz artışı, başta teknoloji endeksi olmak üzere riskli varlıklarda satış baskısını artırabilir.
Diğer taraftan altın fiyatları açısından da kritik bir eşik söz konusu. Faizlerin yükselmesi, faiz getirisi olmayan altının cazibesini azaltabileceğinden kısa vadede değerli metal üzerinde baskı oluşturabilir. Aynı şekilde Bitcoin ve diğer kripto varlıklar da küresel likidite koşullarına son derece duyarlı oldukları için Fed’in daha şahin bir duruş sergilemesi halinde sert dalgalanmalar yaşayabilir.
Ancak piyasaların asıl odaklandığı konu yalnızca faiz kararı değil. En az karar kadar önemli olan unsur, Fed Başkanı’nın toplantı sonrasında vereceği mesajlar olacak. Eğer Fed faizleri sabit bırakırken enflasyon risklerinin devam ettiğini güçlü biçimde vurgularsa, piyasalar bunu gelecekte yeni faiz artışlarının sinyali olarak yorumlayabilir. Buna karşılık enflasyondaki ilerlemeye dikkat çekilmesi ve daha dengeli bir söylem kullanılması ise risk iştahını yeniden artırabilir.
Uzmanların üzerinde durduğu en dikkat çekici ihtimallerden biri ise forward guidance olarak bilinen önceden yönlendirme döneminin fiilen sona erebileceği yönündeki değerlendirmeler. Uzun yıllardır merkez bankaları piyasaları büyük ölçüde önceden hazırlayan açıklamalar yapıyor ve yatırımcılar kararları büyük ölçüde önceden fiyatlayabiliyordu. Eğer Fed beklenmedik bir faiz artışına giderse, bu durum merkez bankasının artık ekonomik verilere göre çok daha esnek hareket edeceği mesajını verebilir. Böyle bir yaklaşım ise gelecekte toplantı öncesindeki belirsizliği artırarak piyasa oynaklığını kalıcı biçimde yükseltebilir.
Öte yandan Bank of America daha farklı bir senaryo üzerinde duruyor. Banka, Fed’in faizleri sabit bırakmasını beklemekle birlikte, bazı bölgesel Fed başkanlarının bu karara karşı oy kullanabileceğini öngörüyor. Böyle bir tablo da piyasalar açısından oldukça önemli olacaktır. Çünkü oy ayrılıklarının artması, Fed içerisinde para politikasına ilişkin görüş farklılıklarının güçlendiğini gösterebilir. Bu da ilerleyen toplantılarda daha sert politika değişikliklerinin kapısını aralayabilir.
Küresel piyasalar açısından Fed’in vereceği karar kadar, kararın ardından açıklanacak ekonomik projeksiyonlar ve kullanılacak dil de büyük önem taşıyor. Yatırımcılar artık yalnızca “faiz arttı mı, artmadı mı?” sorusunun cevabını aramıyor. Bunun yerine, Fed’in enflasyonu nasıl değerlendirdiği, büyümeye ilişkin beklentileri, iş gücü piyasasına bakışı ve gelecekte izleyeceği para politikası rotası çok daha fazla önem kazanmış durumda.
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler açısından da Fed kararının etkileri yakından takip ediliyor. Güçlenen dolar, gelişmekte olan ülke piyasalarından sermaye çıkışını hızlandırabilir. Bu durum hem döviz kurları hem de borsalar üzerinde baskı oluşturabilir. Buna karşılık Fed’in beklenenden daha güvercin mesajlar vermesi halinde küresel risk iştahı yeniden artabilir ve gelişmekte olan ülke varlıklarına yabancı yatırımcı ilgisi güçlenebilir.
Sonuç olarak bugün açıklanacak Fed kararı, yalnızca politika faizinin hangi seviyede kalacağını belirlemeyecek. Kararın tonu, oy dağılımı, Fed Başkanı’nın açıklamaları ve geleceğe yönelik mesajları, küresel piyasaların önümüzdeki aylardaki yönü açısından belirleyici olacak. Belirsizliğin yüksek olduğu dönemlerde yatırımcıların kısa vadeli fiyat hareketlerinden çok risk yönetimine odaklanmaları, portföy çeşitlendirmesini korumaları ve merkez bankalarının söylemlerini dikkatle takip etmeleri her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Fed’in atacağı adım, yalnızca bugünün değil, küresel finans piyasalarının yeni döneminin de başlangıcı olabilir.











