BIST 100 Küresel İyimserlik ve Enflasyon Beklentileri Arasında Yükseldi

BIST 100 yükseldi ancak bankacılık geriledi; küresel iyimserlik desteklerken enflasyon beklentilerindeki artış risk yaratıyor.

BIST 100 endeksi, haftanın son işlem gününü yüzde 0,51 yükselişle 14.409,07 puandan tamamlayarak yukarı yönlü seyrini korudu. Günlük bazda 73,58 puanlık artış kaydeden endekste toplam işlem hacmi ise dikkat çekici şekilde 169,5 milyar TL seviyesine ulaştı. Bu güçlü hacim, piyasada ilginin devam ettiğini gösterirken, yükselişin temkinli bir iyimserlikle gerçekleştiğine işaret ediyor.

Günün dikkat çeken ayrışması sektörler bazında yaşandı. Bankacılık endeksi yüzde 1,31 gerileyerek negatif ayrışırken, holding endeksi yüzde 0,20 sınırlı yükseliş gösterdi. Sektörler arasında en güçlü performans ise yüzde 3,96 ile finansal kiralama ve faktoring tarafında görüldü. Bu tablo, yatırımcıların banka hisselerinden kısmen uzaklaşıp alternatif finans sektörlerine yöneldiğini ortaya koyuyor. Bankacılık tarafındaki zayıflığın arkasında, soruşturmalar, artan maliyet baskıları, regülasyon beklentileri ve özellikle enflasyon görünümündeki bozulmanın etkili olduğu değerlendirilebilir.

Küresel cephede ise piyasaların ana odağında Orta Doğu gelişmeleri yer aldı. ABD-İran hattında devam eden diplomatik temaslar ve ateşkes beklentileri, risk iştahını destekleyen önemli bir unsur olarak öne çıktı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin diplomatik temaslar kapsamında Pakistan ziyareti gerçekleştireceğine yönelik haber akışı, piyasalarda olumlu fiyatlandı. Bununla birlikte ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail-Lübnan hattındaki ateşkesin uzatılacağına yönelik açıklaması da jeopolitik risklerin kısa vadede sınırlanabileceği beklentisini güçlendirdi. Bu gelişmeler, küresel piyasalarda pozitif risk algısını desteklerken, Borsa İstanbul’un da bu iyimserlikten pay aldığı görülüyor.

Yurt içi makroekonomik veri tarafında ise tablo daha karmaşık. Açıklanan verilere göre 12 ay sonrası enflasyon beklentilerinde tüm kesimlerde artış dikkat çekti. Piyasa katılımcıları için beklenti yüzde 23,39’a, reel sektör için yüzde 33,70’e, hane halkı için ise yüzde 51,56’ya yükseldi. Bu veriler, enflasyonla mücadelede beklenti yönetiminin halen kırılgan olduğunu gösteriyor. Özellikle hane halkı beklentilerindeki yüksek seviyeler, fiyatlama davranışları üzerinde yukarı yönlü baskının sürebileceğine işaret ediyor.

Bu noktada piyasalar açısından iki temel dinamik öne çıkıyor. İlk olarak, küresel risk iştahındaki toparlanma kısa vadede hisse senedi piyasalarını destekliyor. İkinci olarak ise yurt içi enflasyon beklentilerindeki bozulma, özellikle faiz politikası ve finansal koşullar üzerinden orta vadeli riskleri canlı tutuyor. Bu ikili yapı, BIST 100’de yükselişlerin devam etmesine rağmen dalgalı bir seyir ihtimalini güçlendiriyor.

Haftalık perspektifte değerlendirildiğinde, BIST 100 endeksinin 14.400 puan üzerinde tutunma çabasını sürdürdüğü görülüyor. Borsa İstanbul haftayı %1,23 kayıpla 14.409,07 puandan tamamladı. Geçen haftanın savaş öncesi zirvesini test ettikten sonra bu haftaki düşüş, jeopolitik tarafta gelen sertleşmeyi ve TCMB metninin sıkılaşan dilini birlikte fiyatladı. Bu seviyenin üzerinde kalıcılık sağlanması, teknik açıdan yukarı yönlü hareketin devamı için önemli. Ancak bankacılık sektöründeki zayıflık giderilmeden endeksin daha güçlü bir ralliye başlaması zor görünüyor. Özellikle banka hisseleri, endeksin yönü açısından belirleyici olmaya devam edecek.

Önümüzdeki süreçte yatırımcıların odağında hem jeopolitik gelişmeler hem de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın olası politika adımları yer alacak. Enflasyon beklentilerindeki artışın sürmesi halinde, sıkı para politikasının daha uzun süre korunması gündeme gelebilir. Bu durum, kısa vadede hisse piyasaları üzerinde baskı yaratabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor.

Genel çerçevede bakıldığında, Borsa İstanbul’da küresel iyimserlik destekli yükseliş eğilimi korunurken, iç dinamiklerdeki kırılganlıklar dikkatle izlenmeli. Piyasa, dışarıdan gelen pozitif akış ile içerideki makro riskler arasında bir denge kurmaya çalışıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde sektörel ayrışmaların daha da belirginleşmesi ve yatırımcıların seçici davranması beklenebilir.