Türk-İş Verileri Alarm Veriyor: Açlık Sınırı 32 Bin TL’yi Aştı, Yoksulluk Sınırı 106 Bin TL’ye Dayandı
Türkiye’de geçim koşullarına ilişkin en önemli göstergelerden biri olan Türk-İş araştırmasının mart ayı sonuçları, çalışan kesimin karşı karşıya olduğu ekonomik baskının giderek arttığını ortaya koydu. Açıklanan verilere göre, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması, yani açlık sınırı 32 bin 792,74 TL’ye yükseldi. Bu rakam, özellikle asgari ücretle geçinen milyonlarca vatandaş açısından temel ihtiyaçların karşılanmasında ciddi bir zorluk yaşandığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Araştırmaya göre gıda harcamasının yanı sıra giyim, konut, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi zorunlu giderlerin de dahil edilmesiyle hesaplanan yoksulluk sınırı ise 106 bin 816,70 TL’ye ulaştı. Bu seviyeler, Türkiye’de ortalama hane gelirinin oldukça üzerinde kalırken, geniş toplum kesimlerinin yaşam standartlarını korumakta zorlandığını ortaya koyuyor. Aynı çalışmada, bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyetinin de 42 bin 585 TL’ye yükselmesi, tek başına yaşayan bireylerin dahi ciddi bir geçim mücadelesi verdiğini gösteriyor.
Veriler yalnızca mevcut durumu değil, fiyat artışlarının hızını da ortaya koyuyor. Türk-İş’in hesaplamalarına göre Ankara’da dört kişilik bir ailenin mutfak harcamalarında mart ayında bir önceki aya göre yüzde 1,32’lik artış yaşandı. Bu artışın yıllık bazda etkisi ise çok daha çarpıcı. Son 12 aylık dönemde mutfak enflasyonu yüzde 38,86 olarak hesaplanırken, yıllık ortalama artış yüzde 39,30 seviyesine ulaştı. Üç aylık artışın yüzde 8,78 olması ise fiyat baskısının kısa vadede de güçlü şekilde devam ettiğine işaret ediyor.
Ekonomistler, özellikle gıda fiyatlarındaki artışın düşük ve sabit gelirli kesimler üzerinde orantısız bir yük oluşturduğunu belirtiyor. Çünkü hane gelirinin büyük bir kısmı zorunlu tüketim kalemlerine ayrıldıkça, tasarruf imkanı ortadan kalkıyor ve borçlanma eğilimi artıyor. Bu durum da hem bireysel refahı hem de genel ekonomik dengeleri olumsuz etkileyebiliyor.
Uzmanlara göre, bu tablonun sürdürülebilir olmaktan uzak olması nedeniyle ücret artışları, sosyal destekler ve enflasyonla mücadele politikalarının daha koordineli şekilde yürütülmesi gerekiyor. Özellikle gıda enflasyonunun kontrol altına alınması, dar gelirli kesimlerin alım gücünü korumak açısından kritik önem taşıyor. Aksi halde açlık ve yoksulluk sınırındaki yükselişin önümüzdeki aylarda da devam etmesi ve toplumun daha geniş kesimlerini etkilemesi bekleniyor.










