Açlık Sınırı 35 Bin TL’ye Dayandı: Asgari Ücretle Geçim Açığı Derinleşiyor

Açlık sınırı 34.586 TL’ye, yoksulluk sınırı 112.660 TL’ye çıktı; asgari ücretle geçim açığı büyümeye devam ediyor.

TÜRK-İŞ tarafından açıklanan nisan ayı verileri, Türkiye’de geçim koşullarının hızla ağırlaştığını bir kez daha ortaya koydu. Araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması 34 bin 586 TL’ye yükseldi. Mart ayında 32 bin 792 TL olan bu tutarın sadece bir ayda yaklaşık 1.794 TL artması, mutfaktaki fiyat baskısının ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Açlık sınırı böylece 35 bin TL seviyesine dayanmış oldu.

Gıda harcamalarının ötesinde, barınma, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçları kapsayan yoksulluk sınırı ise 112 bin 660 TL’ye çıkarak geniş kesimler için yaşam maliyetinin ulaştığı kritik eşiği gözler önüne serdi. Aynı dönemde bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 44 bin 802 TL olarak hesaplandı. Bu rakamlar, özellikle tek maaşla geçinen haneler açısından ekonomik baskının giderek arttığını ortaya koyuyor.

Verilere göre mutfak enflasyonu nisanda aylık bazda yüzde 5,47 olarak gerçekleşti. Son 12 aylık artış yüzde 43,90, yıllık ortalama artış ise yaklaşık yüzde 40 seviyesinde hesaplandı. Yılın ilk dört ayında biriken artış oranının yüzde 14,74’e ulaşması, yılın geri kalanında da fiyat baskısının devam edebileceğine işaret ediyor.

Araştırmada özellikle asgari ücretle geçinen kesimin yaşadığı gelir açığına dikkat çekildi. Buna göre, asgari ücretli bir çalışanın bütçesinde sadece bir ayda 2.217 TL ek açık oluştu. Nisan itibarıyla bir kişinin yaşam maliyeti ile asgari ücret arasındaki fark 16 bin 726 TL’ye çıktı. Bu durum, ücret artışlarının enflasyon karşısında hızla eridiğini ve alım gücünün zayıfladığını net biçimde ortaya koyuyor.

Gıda fiyatlarındaki değişimlere bakıldığında ise temel ürünlerdeki artışlar öne çıkıyor. Özellikle ekmek fiyatı dikkat çekici bir şekilde yüzde 14,50 artarak 17,50 TL’ye yükseldi. Temel yağ ürünlerinde de genel bir yükseliş eğilimi gözlendi; ayçiçek yağı ve margarin fiyatlarında belirgin artışlar yaşandı. Pirinç ve bulgurda yükseliş görülürken, makarna ve un fiyatları nispeten sabit kaldı.

Protein grubunda daha karmaşık bir tablo ortaya çıktı. Et fiyatlarında sınırlı bir gerileme yaşanırken, balık fiyatları sezon etkisiyle yükseldi. Öte yandan tavuk eti ve yumurta fiyatlarında düşüş kaydedildi. Meyve ve sebze tarafında ise dalgalı bir seyir izlendi; martta düşen meyve fiyatları nisanda yeniden artarken, sebze fiyatlarında gerileme görüldü. Ortalama olarak sebze kilogram fiyatı 102,35 TL, meyve 131,50 TL seviyesinde hesaplandı.

Bu veriler, yalnızca fiyat artışlarını değil, aynı zamanda gelir ile gider arasındaki makasın hızla açıldığını da ortaya koyuyor. Özellikle sabit gelirli kesimler için gıda harcamalarının toplam bütçe içindeki payı büyürken, diğer temel ihtiyaçlara ayrılan kaynak giderek daralıyor. Ekonomik dengeler açısından bakıldığında, bu tablo tüketim alışkanlıklarının değişmesine, tasarruf eğiliminin zorunlu hale gelmesine ve iç talepte yapısal dönüşümlere yol açabilir.

Uzmanlara göre mevcut eğilim devam ederse, yılın ilerleyen dönemlerinde açlık ve yoksulluk sınırındaki artışın daha da hızlanması mümkün. Bu da ücret politikaları, sosyal destek mekanizmaları ve enflasyonla mücadele adımlarının daha kritik hale geleceğini gösteriyor.