ABD Enflasyonu Neden Sadece Amerika’yı İlgilendirmiyor?

ABD enflasyonu 13 Şubat Cuma 16.30’da açıklanacak. Veri, Fed faiz politikası ve küresel piyasalar için kritik önemde.

ABD’de ocak ayı enflasyon verileri 13 Şubat 2026 Cuma günü saat 16.30’da açıklanacak. Bu saat geldiğinde yalnızca New York değil; Londra’dan İstanbul’a, Tokyo’dan Frankfurt’a kadar tüm finans piyasaları aynı ekrana kilitlenecek. Çünkü açıklanacak TÜFE verisi, Fed’in faiz politikasına dair ipuçları taşıdığı gibi küresel sermayenin yönünü de belirleme potansiyeline sahip.

Geçtiğimiz ay ABD’de enflasyon aylık yüzde 0,3, yıllık yüzde 2,7 artarak beklentilere paralel gelmişti. Bu tablo, Fed’in “temkinli gevşeme” söylemini destekleyen bir veri seti sundu. Ancak bu ay iş biraz daha karmaşık. Enerji fiyatları, hizmet enflasyonu ve özellikle çekirdek enflasyonun seyri, piyasanın asıl odak noktası olacak. Manşet rakamdan çok, fiyat artışlarının ne kadar tabana yayıldığı ve kalıcılık sinyali verip vermediği izlenecek.

ABD enflasyonu artık sadece Amerikan tüketicisinin alım gücüyle ilgili bir veri değil. Fed’in faiz indirimi ya da sabit tutma kararları, gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinden emtia fiyatlarına kadar geniş bir alanı etkiliyor. Doların yönü, ABD tahvil faizleri ve küresel risk iştahı bu tek veri etrafında yeniden şekillenebiliyor. Özellikle Türkiye gibi kur ve enerji maliyetlerine hassas ekonomiler için ABD enflasyonu dolaylı ama güçlü bir belirleyici konumunda.

Beklentilerin üzerinde gelecek bir enflasyon verisi, Fed’in faiz indirimlerini ertelemesine yol açabilir. Bu senaryo, doların güçlenmesi, küresel fon akımlarının yeniden ABD varlıklarına yönelmesi ve riskli piyasalarda dalgalanma anlamına gelir. Tersi bir tabloda ise, yani enflasyonun belirgin şekilde yavaşlaması halinde, küresel piyasalar rahat bir nefes alabilir; borsalar, kripto varlıklar ve gelişen ülke piyasaları pozitif ayrışma potansiyeli yakalayabilir.

Unutulmaması gereken bir diğer nokta da şu: Fed artık tek bir veriye bakarak karar almıyor. Ancak enflasyon verisi, hâlâ karar setinin merkezinde. Bu yüzden 13 Şubat’ta açıklanacak rakamlar, yalnızca bir istatistik değil; 2026’nın ilk yarısında piyasaların rotasını çizecek temel taşlardan biri olacak.