Türk Hava Yolları’nın (BIST: THYAO) 2026/9 dönem finansal sonuçları, şirketin güçlü ciro büyümesi ile birlikte kârlılıkta sınırlı baskı yaşadığını göstermektedir. Piyasa değeri 365,7 milyar TL, net borç ise 697,3 milyar TL seviyesindedir. Sermaye ise 1,38 milyar TL olarak kaydedilmiştir.
Gelir Tablosu Analizi
2026/9 döneminde hasılat 981,03 milyar TL seviyesine ulaşarak yıllık bazda %42 artış göstermiştir. Bu büyüme, sektördeki yolcu ve kargo talebinin devam ettiğini teyit etmektedir. Buna karşılık brüt kâr 110,38 milyar TL ile yıllık %7 gerilemiş, faaliyet kârı ise 39,03 milyar TL seviyesinde kalarak %42 düşüş kaydetmiştir. FAVÖK 113,12 milyar TL ile sınırlı bir %5 azalma göstermiş, net kâr ise 80,33 milyar TL ile neredeyse yatay seyretmiş ve yalnızca %1 gerilemiştir.
Üç aylık bazda incelendiğinde (2026/6’ya kıyasla) hasılatta ciddi bir sıçrama, net kârda ise güçlü toparlanma göze çarpmaktadır. Operasyonel kârlılıktaki baskının temel nedenleri arasında yakıt maliyetleri, personel giderleri ve kur etkilerinin öne çıktığı değerlendirilmektedir. Buna rağmen net kârın neredeyse korunması, finansman kalemlerindeki olumlu seyri veya vergi avantajlarını işaret etmektedir.
Bilanço Analizi
Varlık tarafında duran varlıklar 2,02 trilyon TL seviyesine çıkarak yıllık %48 büyümüştür. Bu artış, filoya yapılan yatırımların ve uçak alımlarının bilançoya yansıdığını göstermektedir. Dönen varlıklar 559,18 milyar TL ile %31 artarken, stoklar %49 yükselişle 55,5 milyar TL’ye ulaşmıştır. Nakit ve nakit benzerleri ise 85,29 milyar TL seviyesinde kalarak yıllık %15 azalmıştır.
Yükümlülükler tarafında kısa vadeli yükümlülükler %33, uzun vadeli yükümlülükler ise %68 artmıştır. Uzun vadeli borçlardaki bu yüksek artış, büyük ölçüde uçak finansmanlarından kaynaklanmaktadır. Ana ortaklığa ait özkaynaklar 1,14 trilyon TL seviyesine yükselerek %35 büyüme kaydetmiştir. Özkaynak artışının güçlü seyri, şirketin kâr dağıtım politikası ve kârın bilançoya aktarımı açısından olumlu bir tablo çizmektedir.
Net borç seviyesinin yüksekliği dikkat çekmekle birlikte, şirket büyüme yatırımlarını sürdürürken özkaynak tabanını da güçlendirmeyi başarmıştır.
Değerleme ve Çarpan Analizi
Mevcut çarpanlar oldukça iskontolu görünmektedir. F/K oranı 3,11, PD/DD oranı 0,32, FD/FAVÖK 6,97, FD/Hasılat 0,85 ve PD/EFK 5,94 seviyelerindedir. Özellikle 0,32’lik PD/DD oranı, piyasanın şirketin defter değerine önemli bir iskonto uyguladığını göstermektedir. Düşük F/K oranı ise kârlılığın korunması halinde hisse için cazip bir değerleme alanı sunduğunu işaret etmektedir.
Yüksek net borç seviyesi risk faktörü olarak öne çıksa da, hasılat büyümesi ve özkaynak artışı bu riski kısmen dengelemektedir. Havacılık sektörünün döngüsel yapısı ve döviz kuru hassasiyeti dikkate alındığında, şirketin operasyonel nakit üretme kabiliyeti kritik önem taşımaktadır.
Ek Değerlendirme
Türk Hava Yolları’nın 2026/9 sonuçları, ciro tarafında güçlü bir performans sergilerken kârlılıkta sınırlı bir baskı yaşadığını ortaya koymaktadır. Filoya yapılan yatırımların bilançoda net şekilde görüldüğü bu dönemde, uzun vadeli borç artışının kontrol altında tutulması ve nakit pozisyonunun güçlendirilmesi önümüzdeki dönemler için önemli olacaktır. Düşük çarpanlar, piyasanın temkinli yaklaşımını yansıtmakla birlikte, büyüme hikâyesinin devam etmesi halinde değerleme açığının kapanma potansiyeli taşımaktadır.
Sık Sorulan Sorular
1. 2026/9 döneminde hasılat neden bu kadar güçlü büyüdü?
Hasılat yıllık %42 artarak 981 milyar TL seviyesine ulaşmıştır. Bu büyümenin temelinde yolcu trafiğindeki artış, kargo operasyonlarının katkısı ve ortalama bilet fiyatlarındaki iyileşme yatmaktadır.
2. Net kâr neredeyse yatay seyrederken faaliyet kârı neden %42 düştü?
Faaliyet kârındaki düşüş operasyonel giderlerdeki artıştan kaynaklanmaktadır. Buna karşın finansman gelirleri, kur farkı etkileri ve vergi kalemlerindeki olumlu seyir net kârın neredeyse korunmasını sağlamıştır.
3. Yüksek net borç seviyesi risk oluşturuyor mu?
Net borç 697 milyar TL seviyesindedir ve uzun vadeli yükümlülüklerdeki %68’lik artış dikkat çekicidir. Ancak güçlü hasılat büyümesi, artan özkaynaklar ve sektörel nakit üretme kabiliyeti bu riski kısmen dengelemektedir. Yatırımcıların borç servis kapasitesini yakından takip etmesi önerilir.











