Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), ticari hayatın nabzını tutan 2026 yılı Mayıs ayına ilişkin kurulan ve kapanan şirket istatistiklerini kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan veriler, piyasalarda hem bir yavaşlamanın hem de mevcut işletmeler açısından bir direncin yaşandığını ortaya koydu.
Mayıs ayında kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 12,8 oranında dikkate değer bir azalış göstererek 7 bin 644’e geriledi. Bu düşüş eğilimi sadece şirketlerle sınırlı kalmadı; ekonominin diğer yapı taşlarından kooperatif sayısı yüzde 47,1 gibi keskin bir düşüşle 101’e, gerçek kişi ticari işletme sayısı ise yüzde 17,8 azalarak 1154’e indi.
Girişimcilik iştahındaki bu gerileme, yüksek borçlanma maliyetleri, enflasyonist baskılar ve piyasalardaki genel nakit sıkışıklığı gibi makroekonomik faktörlerin yeni yatırımlar üzerinde temkinli bir hava yarattığı şeklinde yorumlanabilir.
Madalyonun diğer yüzüne bakıldığında ise mevcut işletmelerin korunması noktasında olumlu bir tablo göze çarptı. Aynı dönemde kapanan şirket sayısı yüzde 29,1’lik ciddi bir azalışla 2 bin 72’ye geriledi. Ticari hayatı sonlandırma eğilimindeki bu düşüş, kooperatiflerde yüzde 20,3 azalışla 59’a, gerçek kişi ticari işletmelerinde ise yüzde 35,6 azalarak 655’e yansıdı. Kapanan işletme sayısındaki bu belirgin azalma, şirketlerin zorlu piyasa koşullarına karşı direnç gösterdiğini, konkordato veya yapılandırma gibi mekanizmaları kullanarak ayakta kalmaya çalıştığını ya da pazar payını kaybetmek istemeyen esnafın faaliyetlerini sürdürmek için direndiğini gösteriyor.
Yılın ilk beş ayını kapsayan daha geniş bir perspektiften bakıldığında ise ekonomideki dönemsel dalgalanmaların genel trendi tamamen bozmadığı görülüyor. Ocak-Mayıs döneminde, kurulan şirket sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,8 artarak 47 bin 423’e yükselirken, kapanan şirket sayısı ise yüzde 8,3 azalarak 10 bin 191’e indi. Bu durum, Mayıs ayındaki spesifik gerilemeye rağmen 2026 yılının genelinde ticari dinamizmin korunduğuna işaret ediyor. Uzmanlar, Mayıs ayındaki ani yavaşlamanın geçici bir konsolidasyon (dengeleme) dönemi olabileceğini, ancak sürdürülebilir büyüme için yeni girişimlerin desteklenmesi ve yatırım ortamının öngörülebilir kılınmasının kritik önem taşıdığını vurguluyor.









