TCMB’den Temkinli İyimserlik: Enflasyonda Düşüş Sürüyor, Ancak Riskler Masada

TCMB’ye göre enflasyondaki düşüş haziranda da sürüyor. Ancak enerji fiyatları, jeopolitik riskler ve beklentiler hâlâ tehdit oluşturuyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yayımladığı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özeti, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadelede önemli mesafe kat ettiğine yönelik mesajlar içerirken, küresel ve jeopolitik risklerin halen güçlü bir şekilde hissedildiğini ortaya koyuyor. Özellikle öncü verilerin haziran ayında da enflasyonun ana eğilimindeki düşüşün sürdüğüne işaret etmesi, yılın ikinci yarısına ilişkin beklentiler açısından dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Mayıs ayında tüketici fiyatları aylık bazda yüzde 1,71 artarken, yıllık enflasyon yüzde 32,61 seviyesine yükseldi. İlk bakışta yıllık enflasyondaki yükseliş olumsuz gibi görünse de TCMB’nin özellikle vurguladığı nokta, mevsimsellikten arındırılmış göstergelerde fiyat artış hızının yavaşlaması oldu. Banka, nisan ayında jeopolitik gelişmeler nedeniyle bozulan enflasyon görünümünün mayıs ayında yeniden iyileşme eğilimine girdiğini değerlendiriyor.

Enflasyonun yapısına bakıldığında hizmet sektörünün hâlâ en önemli sorun alanı olduğu görülüyor. Mayıs itibarıyla yıllık mal enflasyonu yaklaşık yüzde 28 seviyesinde bulunurken, hizmet enflasyonu yüzde 41 civarında seyrediyor. Özellikle ulaştırma hizmetlerinde akaryakıt fiyatları ve bayram etkisiyle yaşanan yükseliş dikkat çekiyor. Hava yolu taşımacılığı fiyatlarındaki yüzde 15,22’lik artış ve şehirler arası otobüs ücretlerindeki yüzde 5,46’lık yükseliş, hizmet sektöründeki katılığın devam ettiğini gösteriyor.

Buna karşın kira enflasyonunda gözlenen gerileme, dezenflasyon süreci açısından olumlu bir sinyal veriyor. Mayıs ayında kira grubundaki yıllık enflasyon yüzde 49,77’ye gerilerken, lokanta ve otel fiyatlarındaki artış hızının da yavaşlaması dikkat çekti. Bu gelişmeler, hizmet sektöründeki enflasyon baskılarının kademeli olarak zayıflayabileceğine işaret ediyor.

TCMB’nin değerlendirmelerinde öne çıkan bir diğer unsur ise dış ticaret ve cari denge tarafındaki gelişmeler oldu. Mayıs ayında ihracat ve ithalat artış gösterirken, dış ticaret açığında sınırlı bir gerileme yaşandı. Özellikle son dönemde ihracattaki güçlü görünümde, jeopolitik gelişmeler nedeniyle bazı siparişlerin Türkiye’ye yönelmesinin etkili olduğu belirtiliyor. Ancak Merkez Bankası bu durumun kalıcı bir avantaj olmayabileceği konusunda da dolaylı bir uyarıda bulunuyor. Çünkü artan lojistik maliyetleri ve bölgesel çatışmaların seyri, dış ticaret görünümünü önümüzdeki dönemde yeniden şekillendirebilir.

Cari açık tarafında da görece olumlu bir tablo bulunuyor. TCMB, nisan ve mayıs aylarında 12 aylık birikimli cari açığın gerilemesini bekliyor. Bununla birlikte yılın ikinci yarısında jeopolitik gelişmelerin enerji faturası ve dış ticaret kanalıyla cari denge üzerinde yeniden baskı oluşturabileceği belirtiliyor.

Öte yandan üretici fiyatlarındaki gelişmeler dikkatle izlenmeye devam ediyor. Mayıs ayında yurt içi üretici fiyat endeksi yüzde 2,75 artarken, yıllık üretici enflasyonu yüzde 28,93 seviyesine yükseldi. Özellikle enerji fiyatlarındaki yükseliş üretim maliyetleri üzerinde baskı yaratmayı sürdürüyor. Son üç aylık dönemde enerji üretici fiyatlarındaki birikimli artışın yüzde 17’ye ulaşmış olması, maliyet kaynaklı enflasyon risklerinin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.

Küresel tarafta ise tablo oldukça karmaşık. Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler, enerji fiyatlarında yüksek oynaklığa neden olmaya devam ediyor. Her ne kadar Brent petrol fiyatı mayıs ayındaki ortalama 107,5 dolar seviyesinden haziran ayının ilk günlerinde 97,9 dolara gerilemiş olsa da, Hürmüz Boğazı çevresindeki riskler enerji piyasalarında belirsizliğin sürdüğünü gösteriyor. Aynı zamanda küresel arz zincirlerinde baskının yeniden artması ve navlun maliyetlerinin yüksek seyretmesi, dünya genelinde enflasyonist risklerin tamamen sona ermediğine işaret ediyor.

Merkez Bankası açısından en önemli başlıklardan biri de beklentiler. Mayıs ayında piyasa katılımcılarının yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 28,9’a yükselirken, 12 ay sonrası beklentisi yüzde 23,8 olarak ölçüldü. Buna karşılık reel sektör ve hane halkı beklentilerinde kısmi iyileşme görülmesi dikkat çekiyor. Ancak beklentilerin hâlâ yüksek seviyelerde bulunması, TCMB’nin neden sıkı para politikasını koruduğunu açık şekilde ortaya koyuyor.

Bu nedenle Para Politikası Kurulu’nun politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutma kararı sürpriz olmadı. Kurul, enflasyon görünümünde kalıcı bir iyileşme sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunun korunacağını ve gerekmesi halinde ilave sıkılaştırma adımlarının gündeme gelebileceğini net bir şekilde ifade etti.

Genel tabloya bakıldığında Türkiye ekonomisi için iki farklı hikâye aynı anda yazılıyor. Bir tarafta iç talepteki yavaşlama, kira enflasyonundaki düşüş ve ana enflasyon eğilimindeki gerileme sayesinde dezenflasyon süreci ilerliyor. Diğer tarafta ise enerji fiyatları, jeopolitik riskler, küresel büyümedeki zayıflık ve yüksek enflasyon beklentileri bu süreci tehdit etmeye devam ediyor.

Haziran ayına ilişkin öncü verilerin olumlu sinyaller vermesi, yılın ikinci yarısında enflasyonda daha belirgin bir düşüş ihtimalini güçlendiriyor. Ancak TCMB’nin de altını çizdiği gibi, başarıya ulaşmanın yolu yalnızca mevcut düşüş eğilimini sürdürmekten değil, aynı zamanda beklentileri kalıcı şekilde aşağı çekebilmekten geçiyor. Önümüzdeki dönemde para politikasının yönünü belirleyecek temel unsur da tam olarak bu olacak.