Savaşın Gölgesinde Enflasyon Şoku: Citi’den Türkiye İçin Değerlendirme

Nisan enflasyonu beklentileri aştı. Citi, savaş ve enerji fiyatları nedeniyle Türkiye’de dezenflasyonun yavaşlayacağını açıkladı.

Nisan ayında açıklanan enflasyon verileri, hem piyasa beklentilerini aşması hem de küresel gelişmelerin etkisini net biçimde göstermesi açısından dikkat çekti. Aylık bazda yüzde 4,2, yıllık bazda ise yüzde 32,4 olarak gerçekleşen enflasyon, özellikle Orta Doğu’da patlak veren savaşın enerji fiyatları üzerinden yarattığı baskının Türkiye ekonomisine doğrudan yansıdığını ortaya koydu. Bu gelişmelerin ardından uluslararası finans kuruluşlarından biri olan Citigroup, Türkiye’nin enflasyon görünümüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Banka tarafından yapılan analizde, artan enerji maliyetlerinin dezenflasyon sürecini ciddi şekilde yavaşlatabileceği vurgulandı. Citi ekonomisti İlker Domaç’a göre, savaş kaynaklı enerji fiyat artışları yalnızca kısa vadeli bir maliyet baskısı oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda enflasyon beklentilerini de yukarı yönlü etkiliyor. Bu durum, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın öngördüğü dezenflasyon patikasının daha uzun sürede gerçekleşebileceğine işaret ediyor.

Citigroup, yıl sonu enflasyon beklentisini yaklaşık yüzde 30 seviyesinde açıklarken, fiyat artışlarının beklenenden daha dirençli olabileceğini belirtiyor. Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise, sadece kur istikrarının enflasyon beklentilerini kontrol altına almak için yeterli olmayabileceği yönündeki değerlendirme oldu. Rekabetçilik kaygıları ve iç talep dinamikleri de süreci zorlaştıran unsurlar arasında gösterildi.

Analizde ayrıca, Merkez Bankası’nın olası politika adımlarına da değinildi. Buna göre, faiz artışı gibi ek sıkılaşma adımlarının gündeme gelmesi için iki temel koşul öne çıkıyor. Bunlardan ilki, rezervler üzerindeki baskının sürdürülebilir seviyelere ulaşması; ikincisi ise yurt içi yerleşiklerin mevduat tercihlerinde belirgin bir değişim yaşanması. Bu iki unsurun gerçekleşmesi durumunda, para politikasında daha agresif adımların atılabileceği ifade ediliyor.

Öte yandan Citi, dezenflasyon hedeflerine ulaşmak için sadece faiz politikasının yeterli olmayabileceğini, para birimindeki değer kaybı hızının kontrollü şekilde ayarlanmasının da bir seçenek olarak değerlendirilebileceğini belirtiyor. Bu yaklaşım, kur politikası ile faiz politikası arasında daha dengeli bir strateji izlenebileceğine işaret ediyor.

Genel çerçevede bakıldığında, küresel jeopolitik risklerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisi giderek daha belirgin hale geliyor. Enerji fiyatları, kur dengesi ve iç talep üçgeninde şekillenen enflasyon görünümü, önümüzdeki aylarda ekonomi yönetiminin hareket alanını belirleyecek en kritik faktörler arasında yer alıyor. Özellikle yaz aylarında enerji fiyatlarının seyrinin nasıl olacağı, yıl sonu enflasyonunun hangi seviyede gerçekleşeceği açısından belirleyici olacak.