Küresel petrol piyasaları 18 Mart Çarşamba günü Asya işlemlerinde yön arayışına girdi. ABD’de petrol stoklarının beklenmedik şekilde artması fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluştururken, Orta Doğu’daki jeopolitik riskler piyasadaki güçlü görünümün korunmasını sağladı. Haftanın başında sert yükselişler kaydeden petrol fiyatları, bu gelişmelerin etkisiyle bir miktar geri çekildi ancak genel olarak yüksek seviyelerini korumaya devam etti.
Günün erken saatlerinde Brent petrolün varil fiyatı yüzde 1 düşüşle 102,43 dolara, ABD tipi ham petrol (WTI) ise yüzde 1,2 gerileyerek 94,14 dolara indi. Bu düşüşte en önemli etkenlerden biri, piyasa beklentilerinin aksine gelen ABD stok verileri oldu. American Petroleum Institute tarafından açıklanan verilere göre, ABD ham petrol stokları geçen hafta 6,60 milyon varil artış gösterdi. Oysa piyasa beklentisi yaklaşık 0,6 milyon varillik düşüş yönündeydi. Bu ölçekte bir artış, piyasada arzın güçlü olduğuna işaret ederek fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir etki yarattı.
Bununla birlikte petrol piyasasında düşüşler sınırlı kaldı. Bunun en önemli nedeni, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan ve üç haftayı aşan çatışmanın yarattığı arz endişeleri oldu. Özellikle İran’ın stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki geçişleri fiilen durdurması, küresel enerji piyasaları açısından kritik bir gelişme olarak öne çıkıyor. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar su yolunda yaşanan aksaklıklar, piyasada ciddi bir arz şoku riskini gündeme getirdi.
Jeopolitik cephede tansiyonun düşmemesi, petrol fiyatlarının yüksek kalmasında belirleyici olmaya devam ediyor. İran’ın, ABD ve İsrail’in saldırılarına karşılık olarak bölgedeki tanker trafiğini hedef alması ve güvenlik risklerini artırması, küresel enerji arz zincirinde ciddi kırılganlıklar oluşturdu. Son gelişmelere göre İran’ın Hürmüz ve çevresinde gemilere yönelik saldırılarını artırdığı, ayrıca üst düzey güvenlik isimlerinden Ali Larijani’nin İsrail saldırısında hayatını kaybetmesinin bölgede daha sert misillemelerin önünü açabileceği değerlendiriliyor.
Öte yandan, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Hürmüz Boğazı’nda deniz taşımacılığını korumaya yönelik ABD liderliğindeki girişimlere katılabileceği yönündeki haberler, piyasada kısmi bir rahatlama yarattı. Ancak diğer müttefik ülkelerin bu çağrıya mesafeli yaklaşması, söz konusu girişimin etkisinin sınırlı kalabileceğine işaret ediyor. Bu durum, petrol piyasasında belirsizliğin devam etmesine neden oluyor.
Petrol fiyatlarını etkileyen bir diğer önemli unsur ise para politikası cephesi oldu. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz kararı öncesinde piyasalarda temkinli bir hava hakim. Yatırımcılar, özellikle enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon üzerindeki etkilerini dikkate alarak Fed’in vereceği mesajları yakından takip ediyor. Petrol fiyatlarındaki artışın enflasyonu yukarı yönlü baskılaması, merkez bankalarının daha uzun süre sıkı para politikası uygulayabileceği endişesini güçlendiriyor.
Analistler, mevcut tabloda petrol piyasasının iki zıt dinamik arasında sıkıştığını belirtiyor. Bir yanda yüksek stok verileri ve güçlü arz sinyalleri fiyatları aşağı çekerken, diğer yanda jeopolitik riskler ve arz kesintisi ihtimali fiyatları yukarı taşıyor. Bu durum, kısa vadede dalgalı bir fiyat hareketine neden oluyor.
Uluslararası finans kuruluşları ise daha uzun vadeli risklere dikkat çekiyor. OCBC analistlerine göre, İran kaynaklı gerilimler nedeniyle petrol fiyatlarının 2026 ortasına kadar varil başına 100 doların üzerinde kalma ihtimali oldukça güçlü. Banka, özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıkların kalıcı hale gelmesi durumunda, küresel arzda ciddi açıklar oluşabileceğini vurguluyor.
Yapılan değerlendirmelerde, alternatif boru hatları, stratejik petrol rezervlerinin kullanımı ve bazı üreticilerin kapasite artırımları gibi önlemlerle günde yaklaşık 10 milyon varillik bir arzın dengelenebileceği ifade ediliyor. Ancak bu önlemlerin uzun süreli bir kriz durumunda yetersiz kalabileceği ve piyasada kalıcı arz açığı oluşabileceği belirtiliyor.
Mevcut gelişmeler, petrol piyasalarının artık “orta derecede ciddi” bir arz şoku senaryosuna yaklaştığını gösteriyor. Özellikle tanker trafiğinin neredeyse durma noktasına gelmesi ve güvenlik risklerinin artması, küresel enerji arzı açısından kritik bir kırılma noktası oluşturuyor. Bazı gemilerin sınırlı geçişlere yeniden başlamasına rağmen, toplam akışın normal seviyelerin oldukça altında kaldığı ifade ediliyor.
Tüm bu gelişmeler ışığında petrol piyasasında yönün büyük ölçüde Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelere ve Fed’in para politikası sinyallerine bağlı olacağı görülüyor. Kısa vadede veri akışına bağlı dalgalanmalar devam edebilirken, orta ve uzun vadede arz güvenliğine ilişkin risklerin fiyatlar üzerinde belirleyici olmaya devam etmesi bekleniyor.










