Küresel ekonominin en kritik gündemlerinden biri olan ABD Merkez Bankası (Fed) faiz kararı, tüm dünyanın gözlerini bir kez daha Washington’a çevirdi. Hem küresel ölçekte tırmanan jeopolitik gerilimler hem de ekonomik belirsizlik ortamında Fed’in 18 Mart 2026’daki toplantısı olağanüstü bir önem kazanıyor.
Fed, faiz kararını 18 Mart Çarşamba günü saat 21.00’de açıklayacak. Ardından Fed Başkanı Jerome Powell saat 21.30’da basın toplantısı düzenleyerek piyasaların merakla beklediği açıklamaları yapacak. Powell’ın her sözü, küresel borsalardan döviz kurlarına, emtia fiyatlarından tahvil getirilerine kadar geniş bir yelpazede anlık etki yaratacak.
Piyasa oyuncuları şu an için neredeyse oybirliğiyle aynı senaryoya işaret ediyor. 7 Mart 2026 itibarıyla faiz vadeli işlem fiyatlamaları, oranların sabit kalma olasılığını yüzde 97 olarak gösteriyor. Bu son derece güçlü bir konsensüs anlamına geliyor ve herhangi bir sürpriz hareketin piyasalarda derin sarsıntılara yol açabileceğini ortaya koyuyor.
Fed’in kararını şekillendiren temel faktörlerin başında enflasyon dinamikleri ve işgücü piyasası verileri geliyor. ABD ekonomisi son dönemde direncini korurken enflasyon henüz merkez bankasının yüzde 2’lik hedefine tam anlamıyla yerleşmedi. Bu denge, Fed’e “bekle ve gör” politikasını sürdürmek için güçlü bir argüman sunuyor. Faiz indirimlerini aceleci bir şekilde hayata geçirmek, enflasyonla mücadelede kazanılan zeminin yitirilmesi anlamına gelebilir; bu da Powell ve ekibinin en çok kaçınmak istediği senaryo.
Kararın verildiği konjonktür açısından bakıldığında jeopolitik tablo da göz ardı edilemiyor. Devam eden savaş ortamı ve küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar, enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturmaya devam ediyor. Enerji fiyatlarındaki oynaklık ve hammadde maliyetleri, merkez bankacılarının önündeki en büyük bilinmeyenler arasında yer alıyor. Jeopolitik risk priminin yüksek seyrettiği böyle bir ortamda Fed’in eldeki esnekliği korumak isteyeceği açık.
Piyasalardaki hakim kanıya göre Fed, yıl içinde olası faiz indirimlerine giden yolda veri bağımlılığını ön planda tutacak. Yani merkez bankası, her toplantıda gelen ekonomik verilere göre pozisyonunu yeniden değerlendirmeyi sürdürecek. Bu yaklaşım, kısa vadede belirsizliği canlı tutuyor; ancak uzun vadede daha öngörülebilir ve istikrarlı bir para politikası çerçevesi vaat ediyor.
18 Mart saat 21.00, yatırımcılar, ekonomistler ve politika yapıcılar için yalnızca bir rakamın açıklandığı an değil; küresel ekonominin nabzının tutulduğu bir an olacak.











