Matriks Haber tarafından 16 ekonomistin katılımıyla gerçekleştirilen GSYH anketi, Türkiye ekonomisinin 2025’in son çeyreğinde dengeli fakat temkinli bir büyüme patikasında ilerlediğine işaret ediyor. Ankete göre 2025 yılı 4. çeyrekte ekonomi çeyreklik bazda yüzde 0,5, yıllık bazda ise yüzde 3,7 büyüyecek. Bu oran, ne sert bir ivmelenmeye ne de belirgin bir yavaşlamaya işaret ediyor; daha çok kontrollü bir normalleşme sürecini yansıtıyor.
2025’in ilk üç çeyreğine baktığımızda tablo aslında bu eğilimi destekliyor. İlk çeyrekte yüzde 2,5, ikinci çeyrekte yüzde 4,9 ve üçüncü çeyrekte yüzde 3,7 büyüme kaydedilmişti. Özellikle ikinci çeyrekteki güçlü performans sonrası üçüncü ve dördüncü çeyrekte büyümenin daha dengeli bir seviyeye oturması, ekonomide aşırı ısınma riskinin sınırlı kaldığını düşündürüyor. 2024’ün son çeyreğinde kaydedilen yüzde 3,2’lik büyüme ile kıyaslandığında, 2025 sonunda benzer bantta bir performans görülmesi, istikrarlı fakat yüksek tempolu olmayan bir büyüme modeline geçiş anlamına geliyor.
Ankette dikkat çeken bir diğer unsur tahmin aralığının görece dar olması. 4. çeyrek için çeyreklik bazda en yüksek tahmin yüzde 1,0 artış, en düşük tahmin yüzde 0,5 daralma yönünde. Yıllık bazda ise tahminler yüzde 2,7 ile yüzde 4,2 arasında değişiyor. Bu dağılım, ekonomistler arasında büyük bir görüş ayrılığı olmadığını, beklentilerin belirli bir bantta kümelendiğini gösteriyor. Bu durum, makroekonomik görünümün öngörülebilirliğinin arttığına dair önemli bir sinyal.
2025 yıl geneline ilişkin medyan büyüme beklentisinin yüzde 3,7’ye yükselmesi de kayda değer. Bir önceki ankette bu oran yüzde 3,4 seviyesindeydi. Maksimum tahmin yüzde 3,8, minimum tahmin ise yüzde 3,2 olarak gerçekleşti. Türkiye ekonomisi 2024 yılında yüzde 3,2, 2023’te ise yüzde 5,0 büyümüştü. 2021’de görülen yüzde 11,0’lik çift haneli büyümenin ardından daha makul ve sürdürülebilir oranlara dönülmüş olması, ekonomi yönetiminin “dengelenme” yaklaşımıyla uyumlu görünüyor.
Asıl dikkat çekici revizyonlar ise 2026 ve 2027 beklentilerinde ortaya çıkıyor. Ekonomistlerin 2026 yılı için medyan tahmini yüzde 4,0 büyüme yönünde. Bu oran bir önceki ankette yüzde 3,8 idi. En yüksek tahmin yüzde 4,3, en düşük tahmin yüzde 3,0 seviyesinde. 2027 için ise büyümenin yüzde 4,4’e çıkması bekleniyor; tahmin aralığı yüzde 4,0 ile yüzde 5,0 arasında değişiyor. Bu tablo, orta vadede büyüme ivmesinin yeniden güç kazanabileceği beklentisini ortaya koyuyor.
Burada kritik soru şu: Bu büyüme hangi kaynakla sağlanacak? Eğer büyüme ağırlıklı olarak iç tüketime dayanırsa, enflasyonist baskılar yeniden artabilir. Ancak ihracat, yatırım ve verimlilik artışı destekli bir büyüme kompozisyonu yakalanırsa, yüzde 4 civarındaki oranlar daha sürdürülebilir hale gelir. Küresel talep koşulları, Avrupa ekonomisinin seyri ve finansman maliyetleri bu noktada belirleyici olacak.
Ayrıca para politikasındaki sıkı duruşun ne kadar süre korunacağı da büyüme patikasını etkileyecek önemli bir faktör. Dezenflasyon süreci devam ederken kredi genişlemesinin sınırlı kalması, büyümeyi kısa vadede baskılasa da uzun vadede makro istikrarı güçlendirebilir. Ekonomide sağlıklı bir ivme için fiyat istikrarı ile büyüme arasındaki denge kritik önemde.
2 Mart’ta Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanacak 4. çeyrek verileri, bu beklentilerin ne ölçüde gerçekleştiğini gösterecek. Eğer gerçekleşen veri yüzde 3,7 civarında gelirse, 2025 yılı genelinde öngörülen dengeli büyüme senaryosu teyit edilmiş olacak. Beklentilerin belirgin şekilde üzerinde ya da altında bir sonuç ise 2026 projeksiyonlarının yeniden gözden geçirilmesine yol açabilir.
Sonuç olarak ortaya çıkan tablo şu: Türkiye ekonomisi yüksek büyüme – yüksek enflasyon sarmalından çıkarak daha ılımlı ama öngörülebilir bir büyüme patikasına yöneliyor. Orta vadede yüzde 4 bandında kalıcı bir performans yakalanabilirse, bu hem yatırımcı güvenini artırır hem de makro dengelerin güçlenmesine katkı sağlar. Asıl başarı ise büyümenin hızında değil, kalitesinde gizli olacak.
Kaynak: https://mtrks.com/0J0n1










