Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM), yayımladığı son raporla Türkiye ekonomisinin 2025 yılının dördüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 0,6 oranında daralacağını öngördü. Prof. Dr. Seyfettin Gürsel ve Dr. Oğuz Yurtoğlu tarafından hazırlanan “Ekonomik Büyüme ve Tahminler Aralık 2025, Dördüncü Çeyrekte Durgunluk” başlıklı çalışmada, Ekim ayı kesinleşmiş ve Kasım ayı kısmen açıklanmış öncü göstergeler esas alınarak yapılan hesaplamalar, ekonomik faaliyetlerde belirgin bir yavaşlamaya işaret etti.
Raporda, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre GSYH’nin bir önceki çeyreğe kıyasla değişim göstermeyeceği, yani ekonominin teknik olarak durağan bir görünüm sergileyeceği belirtildi. Bu durum, yıllık bazdaki küçülme beklentisiyle birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye ekonomisinin 2025’in son çeyreğine zayıf bir momentumla girdiğini ortaya koyuyor.
BETAM’ın analizine göre, iç talep tarafında sınırlı bir canlılık dikkat çekiyor. Tüketici kredileri ve kredi kartı harcamalarının yıllık bazda yüzde 10 artması, kamu tüketim harcamalarının ise yüzde 4,9 yükselmesi bekleniyor. Bu artışlar, özellikle kamu destekli harcamaların ve hanehalkı borçlanmasının ekonomik yavaşlamayı kısmen dengelediğine işaret ediyor. Ancak raporda, bu tür bir büyüme kompozisyonunun sürdürülebilir olmadığına dair örtük bir uyarı da yer alıyor.
Sanayi cephesinde ise tablo belirgin biçimde olumsuz. Dayanıklı tüketim malları sanayi üretiminde yıllık yüzde 8,8, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 5,3 oranında düşüş beklenirken, imalat sanayi üretim endeksinin yüzde 4,5 azalacağı tahmin ediliyor. Kapasite kullanım oranında da 1,4 puanlık gerileme öngörülmesi, sanayi sektöründe talep yetersizliğinin ve yatırım iştahındaki zayıflığın sürdüğünü gösteriyor.
Dış ticaret verileri de ekonomik yavaşlamayı teyit eder nitelikte. Rapora göre, ihracatın yıllık bazda yüzde 6,5 azalması beklenirken, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre ithalatın bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 7,4 artacağı öngörülüyor. Bu görünüm, dış ticaret dengesinde bozulma riskine ve büyümenin net ihracat katkısından mahrum kalacağına işaret ediyor.
Sektörel öncü göstergeler, ekonomideki ayrışmayı daha net ortaya koyuyor. Sanayi sektöründeki daralmaya karşın hizmet sektörü talebinin yıllık yüzde 3,1 artacağı tahmin ediliyor. Buna karşılık, faiz oranlarının yüksek seyri ve finansmana erişimdeki zorluklar nedeniyle konut kredilerinde yüzde 11,6, özel araç ithalatında ise yüzde 22,1 oranında düşüş bekleniyor. Bu durum, dayanıklı tüketim ve yatırım bağlantılı sektörlerde toparlanmanın gecikebileceğini gösteriyor.
Genel çerçevede BETAM raporu, 2025’in son çeyreğinde Türkiye ekonomisinin iç talep destekli ancak üretim, ihracat ve yatırım ayağı zayıf bir görünüm sergileyeceğine işaret ediyor. Ekonomik aktivitenin kamu harcamaları ve kredi genişlemesiyle ayakta tutulmaya çalışılması kısa vadede daralmayı sınırlasa da, raporda dolaylı olarak vurgulanan temel risk, bu yapının enflasyon, dış denge ve finansal istikrar üzerindeki baskıları artırma potansiyeli olarak öne çıkıyor. Bu nedenle 2026’ya girerken, büyümenin niteliğini güçlendirecek yapısal adımların ve üretim odaklı politikaların daha da önem kazanacağı değerlendiriliyor.










