Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre, Türkiye ekonomisi 2026 yılının ilk çeyreğinde, piyasadaki yüzde 2,7’lik beklentinin biraz altında kalarak yıllık bazda yüzde 2,5 oranında bir büyüme sergiledi. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış veriler ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,1’lik sınırlı bir artışa işaret ederek ekonomik aktivitede bir dengelenme sürecinin yaşandığını gösterdi.
Bu dönemde GSYH’nin cari fiyatlarla değeri 16 trilyon 999 milyar 977 milyon TL’ye ulaşırken, dolar cinsinden büyüklük 389 milyar 598 milyon dolar olarak gerçekleşti. Sektörel bazda incelendiğinde, dijitalleşmenin etkisiyle bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 9,5 ile büyümenin lokomotifi olurken; tarım yüzde 4,6, finans ve sigorta ise yüzde 3,5 artış kaydetti. Ancak ekonominin can damarı sayılan sanayi sektörü yüzde 0,8 oranında daralarak negatif ayrıştı.
Harcamalar tarafında büyümenin temel itici gücü yine iç tüketim oldu; hanehalkı harcamaları yüzde 4,8 artış göstererek canlılığını korudu. Buna karşın dış ticaret verileri, küresel konjonktürün de etkisiyle oldukça zayıf bir seyir izledi. Özellikle mal ve hizmet ihracatının yüzde 12,7 oranında gerilemesi, net dış talebin büyüme üzerindeki aşağı yönlü baskısını artırdı. İşgücü ödemeleri yüzde 35,9 artış göstererek katma değer içindeki payını yüzde 42,7 seviyesinde sabit tuttu.
Bu tabloyu daha geniş bir perspektiften okumak gerekirse, Türkiye ekonomisinin sanayi ve ihracattaki zayıflamaya rağmen iç tüketim ve hizmetler sektörü sayesinde pozitif tarafta kalmayı başardığı görülüyor. Ancak ihracattaki sert düşüş ve sanayi üretimindeki azalma, büyümenin kompozisyonu açısından kalıcı bir dengelenme ihtiyacına işaret ediyor. Özellikle küresel talepteki yavaşlama ve sıkı para politikası adımlarının etkisiyle sanayide yaşanan ivme kaybı, önümüzdeki çeyreklerde büyüme oranları üzerinde belirleyici olmaya devam edecektir.










