Makro stratejist Henrik Zeberg, ABD istihdam piyasasındaki belirgin yavaşlamanın ekonomi için ciddi tehlike çanları çaldığını vurguluyor. 21 Haziran 2026 tarihli analizinde, tarım dışı istihdam verilerindeki düşüşün gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) büyümesini doğrudan baltaladığını ve hisse senedi piyasalarını riske attığını belirtiyor. Tarihsel veriler, istihdam yaratımı ile ekonomik büyüme arasında güçlü bir paralel ilişki olduğunu doğruluyor; yeni iş alanları yaratma kapasitesi azaldıkça tüketici harcamaları ve kurumsal faaliyetler de geriliyor.
Güncel göstergeler endişe verici. Tarım dışı istihdamın iş gücüne oranı 2,2 seviyesine gerilemiş durumda. Bu oran, 2022’deki pandemi sonrası zirve olan 7,0’in çok altında ve 1970’lerden bu yana görülen tüm ekonomik daralmaların başlangıç seviyelerinin gerisinde kalıyor. Zeberg’e göre bu düşüş, 1973-75, 1980, 1981-82, 1990-91, 2001, 2008-09 ve 2020 resesyonlarının öncüllerini bile geride bırakıyor. ABD ekonomisi henüz resmi resesyona girmemiş olsa da büyüme ivmesi önemli ölçüde azalmış görünüyor.
Mayıs 2026 verilerine göre tarım dışı istihdam 172 bin artış gösterdi; bu, beklentilerin üzerinde olsa da önceki aylara kıyasla yavaşlama sinyali taşıyor. İşsizlik oranı yaklaşık %4,3 seviyesinde seyrederken, artan işsizlik maaşı başvuruları ve özel sektördeki yavaşlama piyasadaki kırılganlığı netleştiriyor. Zeberg, ekonomik genişlemenin temelinin yeni iş yaratma kapasitesi olduğunu savunuyor. İstihdamdaki uzun süreli yavaşlama, tüketici harcamalarını aşağı çekerek domino etkisi yaratıyor.
Öte yandan, GSYH büyümesi yıllık bazda yaklaşık %2,7 seviyesinde görünüyor ancak Zeberg iş yaratımının durması halinde bunun hızla hız kaybedeceğini öngörüyor. Tüketiciler üzerindeki finansal baskılar, zirve yapan hisse senedi piyasalarının arkasındaki riskleri artırıyor. Zeberg, piyasaların likidite kaynaklı bir varlık balonunun son aşamasında olduğunu belirtiyor. Riskli varlıklarda son bir yükseliş dalgası (blow-off top) beklenebilir, ancak istihdam koşullarındaki bozulma resesyon ihtimalini masada tutuyor. Yüksek borçluluk oranları, artan değerlemeler ve zayıflayan konjonktür göstergeleri, sert bir düzeltme riskini yükseltiyor.
Bu tablo, Fed’in para politikası duruşu, küresel belirsizlikler ve yüksek borç seviyeleriyle birleşince daha da kritik hale geliyor. Tarih, istihdam piyasasının ekonomi için erken uyarı sistemi olduğunu defalarca gösterdi. Zeberg’in uyarısı gibi, likidite balonunun patlama noktasına yaklaştığı bir dönemde yatırımcıların temkinli olması gerekiyor. Ekonomi henüz resesyonda değil ancak sinyaller, 2026’nın ikinci yarısında daha zorlu bir döneme işaret ediyor. Politika yapıcılar ve yatırımcılar için bu, proaktif adımlar atma zamanı.











