ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yayımladığı ocak ayı Bej Kitap raporu, Amerikan ekonomisinin resesyona sürüklenmeden yoluna devam ettiğini ancak bu ilerlemenin hâlâ temkinli ve dengesiz bir zeminde gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Ülkenin 12 bölgesinden gelen değerlendirmelere göre ekonomik faaliyetlerin büyük bölümünde hafif ila ılımlı bir artış gözlenirken, bazı bölgelerde durgunluk, bir bölgede ise sınırlı bir gerileme dikkat çekiyor. Bu tablo, önceki dönemlerde hâkim olan “neredeyse hiç değişim yok” algısına kıyasla bir iyileşmeye işaret etse de güçlü bir büyüme hikâyesi sunmuyor.
Tüketici harcamaları cephesinde ise iki farklı Amerika fotoğrafı öne çıkıyor. Alışveriş sezonunun da etkisiyle genel harcamalar artmış olsa da bu artışın yükünü daha çok yüksek gelirli tüketiciler taşıyor. Lüks ürünler, seyahat, turizm ve deneyim odaklı harcamalar, gelir seviyesi yüksek kesimde canlılığını koruyor. Buna karşın düşük ve orta gelirli tüketiciler, artan fiyatlar karşısında giderek daha hassas hale geliyor. Zorunlu olmayan harcamalardan kaçınma eğilimi, geniş halk kesimleri için satın alma gücünün hâlâ baskı altında olduğuna işaret ediyor.
Fed’in raporunda geleceğe ilişkin beklentilerin hafif iyimser olması dikkat çekici. Çoğu ekonomik aktör, önümüzdeki aylarda hafif ila orta düzeyde bir büyüme bekliyor. Ancak bu iyimserlik, güçlü bir ivmeden çok, “daha kötüye gitmeme” beklentisine dayanıyor. ABD ekonomisi ilerliyor ama hızlanmıyor; büyüyor ama sıçramıyor.
İstihdam cephesinde tablo daha durağan. Son dönemde istihdamda belirgin bir değişim yaşanmadığı, bölgelerin büyük çoğunluğunda işe alımların sabit kaldığı belirtiliyor. Şirketler yeni pozisyonlar açmaktan ziyade, ayrılan çalışanların yerini doldurmayı tercih ediyor. Bu durum, iş gücü piyasasının hâlâ sıkı olduğunu ancak genişleme iştahının sınırlı kaldığını gösteriyor. Özellikle mühendislik, sağlık ve teknik alanlarda nitelikli iş gücü bulma sorunu devam ediyor.
Yapay zekanın istihdam üzerindeki etkisine dair Fed’in tespiti ise dikkat çekici: Kısa vadede etkiler sınırlı, asıl dönüşümün önümüzdeki yıllarda hissedilmesi bekleniyor. Bu değerlendirme, yapay zekanın henüz iş gücü piyasasında ani bir şok yaratmadığını, ancak yapısal değişimin kapıda olduğunu gösteriyor. Ücret artışlarının ise genel olarak ılımlı bir tempoya dönmesi, Fed açısından enflasyon baskılarının kontrol altına alındığı algısını güçlendiriyor.
Fiyatlar cephesinde de benzer bir tablo var. Bölgelerin büyük bölümünde fiyat artışları ılımlı seyrediyor. Ancak raporda özellikle vurgulanan ortak tema, tarifelerden kaynaklanan maliyet baskıları. Başlangıçta bu maliyetleri absorbe eden birçok işletme, stokların azalması ve kâr marjlarının daralmasıyla birlikte fiyat artışlarını müşterilere yansıtmaya başlamış durumda. Perakende ve restorancılık gibi fiyat hassasiyetinin yüksek olduğu sektörlerde ise işletmeler hâlâ temkinli davranıyor.
İleriye dönük beklenti net: Fiyat artışlarının hızı yavaşlayabilir, ancak fiyat seviyeleri yüksek kalacak. Bu, enflasyonun düşse bile “ucuzluk” dönemine geri dönüş olmayacağı anlamına geliyor. Tüketici davranışlarındaki temkinli duruşun arkasında da tam olarak bu gerçek yatıyor.
Genel tabloya bakıldığında, Fed’in Bej Kitap raporu ABD ekonomisi için ne alarm veriyor ne de zafer ilan ediyor. Ekonomi ilerliyor ama ince buz üzerinde. Tüketim güçlü görünse de tabana yayılmıyor, istihdam sağlam ama genişlemiyor, enflasyon yavaşlıyor ama maliyet baskıları sürüyor. Bu tablo, Fed’in para politikası açısından da kritik bir dengeyi işaret ediyor: Ne erken gevşeme ne de yeni bir sıkılaşma için net bir alan var.
Kısacası ABD ekonomisi ayakta, ancak rahat değil. Önümüzdeki dönemde bu kırılgan dengenin bozulup bozulmayacağını belirleyecek en önemli unsur ise tüketicinin dayanma gücü ve şirketlerin artan maliyetlerle nasıl başa çıkacağı olacak.










