Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan 2026 yılı Mart ayı Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) verileri, üretim maliyetlerindeki yükselişin hız kesmeden devam ettiğini ortaya koydu. Buna göre endeks, Mart ayında bir önceki aya göre %3,94, geçen yılın Aralık ayına göre %10,73, geçen yılın aynı ayına göre ise %35,40 oranında artış gösterdi. On iki aylık ortalamalara bakıldığında ise artışın %30,23 seviyesinde gerçekleştiği görüldü.
Sanayi sektörlerinin detaylarına bakıldığında, yıllık bazda en dikkat çekici artışın %53,25 ile madencilik ve taş ocakçılığı sektöründe gerçekleştiği görülürken, imalat sanayinde artış %35,10 seviyesinde kaldı. Ana sanayi gruplarında ise özellikle enerji fiyatlarındaki %88,91’lik yıllık artış, maliyet baskısının en önemli kaynağı olarak öne çıktı. Dayanıklı tüketim mallarında %39,86, dayanıksız tüketim mallarında %39,45, ara mallarında %29,85 ve sermaye mallarında %27,93 oranında artış kaydedildi.
Aylık bazda da yükseliş eğilimi devam etti. Mart ayında madencilik ve taş ocakçılığı %1,97, imalat sanayi ise %3,98 oranında artış gösterdi. Ana sanayi grupları incelendiğinde ise en çarpıcı gelişme yine enerji tarafında yaşandı. Enerji fiyatları bir önceki aya göre %58,87 gibi çok yüksek bir oranda artarak aylık enflasyonun ana sürükleyicisi oldu. Buna karşılık sermaye mallarında %0,07’lik sınırlı bir düşüş gözlendi.
Veriler, Türkiye’nin dış ticarete konu olan üretim maliyetlerinde özellikle enerji kaynaklı ciddi bir baskı altında olduğunu gösteriyor. Küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanma, jeopolitik riskler ve arz yönlü sıkıntılar, ihracatçı firmaların maliyetlerini doğrudan etkileyerek rekabet gücü üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde ihracat fiyatlarına ve dolaylı olarak tüketici enflasyonuna yansıma potansiyeli taşıyor.
Ekonomistler, YD-ÜFE’deki yüksek seyrin, kur hareketleri ve enerji fiyatlarına bağlı olarak kısa vadede dalgalı kalabileceğini, ancak özellikle enerji maliyetlerinde kalıcı bir düşüş görülmeden üretici fiyatlarında anlamlı bir gerilemenin zor olduğunu belirtiyor. Bu tablo, para politikası ve maliyet yönetimi açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir süreç olarak öne çıkıyor.











