2026 yılına girerken TL varlıklara yönelik tablo, uzun zamandır görülmeyen ölçüde olumlu bir görüntü veriyor. Yabancı yatırımcılar yılın henüz ilk üç haftasında hisse senedi ve devlet tahvillerine toplamda 2 milyar 787 milyon dolara yakın net alım yaptı. Bu rakam, 2025 yılının tamamında gerçekleşen toplam yabancı girişinin yüzde 54’üne karşılık geliyor. Başka bir ifadeyle, daha yılın başında geçen yılın yarısından fazlası kadar yabancı sermaye Türkiye piyasalarına yönelmiş durumda.
Bu gelişme sadece sayısal bir artışı değil, aynı zamanda algı değişimini de işaret ediyor. Son yıllarda TL varlıklara mesafeli duran yabancı yatırımcı, özellikle 2025 itibarıyla bu tutumunu kademeli olarak değiştirmeye başlamıştı. 2026’nın başındaki güçlü rakamlar ise bu dönüşümün hızlandığını gösteriyor.
En dikkat çekici alan tahvil piyasası. Geçen yılın tamamında yabancı yatırımcının TL devlet tahvillerinde net alımı yaklaşık 2,86 milyar dolar olurken, 2026’nın ilk üç haftasında bu rakam şimdiden 2,25 milyar dolar seviyesine ulaştı. Yabancının tahvil piyasasındaki payı da yüzde 8,39 ile Mart 2025’ten bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Bu oran hâlâ geçmiş dönemlerin gerisinde olsa da, yönün net şekilde yukarı dönmüş olması son derece önemli.
Hisse senedi tarafında da tablo olumlu. Geçen yılın tamamında yabancıların net hisse alımı 2,27 milyar dolar civarındaydı. 2026’nın ilk üç haftasında ise yabancı yatırımcılar 536 milyon doların üzerinde net alım yaptı. Üstelik Merkez Bankası verilerine göre yabancılar son 7 haftadır hisse piyasasında kesintisiz net alıcı konumunda.
Bu dönüşümün arkasında birkaç temel dinamik bulunuyor. Öncelikle Merkez Bankası’nın sıkı para politikasını kararlılıkla sürdürmesi, yabancı yatırımcı açısından en önemli güven unsuru. Enflasyonla mücadelede verilen net mesajlar, TL varlıkların reel getiri potansiyelini artırıyor. Buna ek olarak, Türkiye’nin 5 yıllık CDS priminde yaşanan gerileme, ülke risk algısının belirgin şekilde iyileştiğini gösteriyor.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından gelen not artışları ve görünüm iyileştirmeleri de yabancı girişlerini destekleyen faktörler arasında. Özellikle uzun vadeli fonlar için bu tür not adımları kritik eşikler olarak görülüyor.
Geçmiş yıllara bakıldığında, yabancı yatırımcıların uzun süre Türkiye hisse senedi piyasasından net çıkış yaptığı bir dönem yaşandı. Devlet tahvillerinde ise yabancı payı 2023 yazında yüzde 0,5 gibi tarihi dip seviyelere kadar gerilemişti. Bugün gelinen noktada yüzde 8’lerin konuşuluyor olması, kısa sürede yaşanan dönüşümün boyutunu gösteriyor.
Elbette bu süreç tamamen sorunsuz ilerlemedi. 2025 Mart ayında yaşanan siyasi gelişmeler sonrasında yabancı yatırımcı tahvil piyasasından sert çıkış yapmış ve pay yüzde 5’in altına inmişti. Ancak devam eden aylarda Merkez Bankası’nın duruşunu koruması ve risk primindeki düşüş, yabancıların yeniden pozisyon almaya başlamasını sağladı.
Stok verileri de tabloyu destekliyor. Yabancıların toplam hisse senedi stoku piyasa değeri 38,5 milyar dolar seviyesine yükselmiş durumda. Bu rakam yılbaşından bu yana yaklaşık yüzde 14,6 artış anlamına geliyor. Piyasa, 2024 Mayıs ayında görülen 42 milyar dolar eşiğinin yeniden aşılıp aşılmayacağını yakından izliyor. Tahvil tarafında ise yabancıların DİBS stoku 20 milyar dolar civarında bulunuyor ve geçmişte görülen 22,6 milyar dolarlık tarihi zirveye oldukça yakın.
Bu noktada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Yabancı girişlerinin önemli bölümü şimdilik tahvil ağırlıklı. Bu durum, yatırımcının Türkiye’ye bakışında hâlâ temkinli olduğunu ancak yüksek faiz ve düşen risk primi nedeniyle cazip bir getiri fırsatı gördüğünü gösteriyor. Hisse tarafındaki girişlerin artması ise genellikle bir sonraki aşama olur. Yani bugünkü tablo, orta vadede hisse piyasası için de potansiyel bir zemin hazırlıyor.
Önümüzdeki dönemde belirleyici olacak başlıklar net: Enflasyondaki düşüş eğiliminin sürmesi, para politikasında erken gevşeme sinyali verilmemesi ve küresel risk iştahının çok sert bozulmaması. Bu şartlar korunursa, yabancı girişlerinin dalgalı ama genel olarak yukarı yönlü bir trend izlemesi şaşırtıcı olmayacaktır.
Sonuç olarak, 2026’nın ilk haftalarında ortaya çıkan rakamlar, TL varlıklar açısından uzun süredir görülmeyen ölçüde güçlü bir başlangıca işaret ediyor. Bu tablo, Türkiye piyasalarının yeniden küresel yatırımcı radarına girdiğini gösteriyor. Sürecin kalıcı olması için disiplinli politikaların devamı şart, ancak yönün doğru tarafa döndüğü artık daha net biçimde görülüyor.











